CUMHURİYETİN 101. YILINDA "KADIN"
Son yıllarda ülkemizde kadına yönelik şiddet,cinayet haberinin olmadığı gün geçmiyor. Gazetelerin 3.sayfalarında yer alan haberler toplumumuzun karanlık bir gerçeği olarak her gün yaşanıyor. Hayat dolu, umutları ve hayalleri olan kadınlar, bazen tanıdıkları, bazen de tanımadıkları kişiler tarafından acımasızca hayattan koparılıyor. Her bir cinayet, sadece bir can kaybı değil; ardında bıraktığı aileler, arkadaşlar ve sevdikleri için tarifsiz bir acı...
Kadınlar, sadece cinsiyetleri nedeniyle hedef alınıyor; özgürlükleri, hakları, varlıkları sorgulanıyor. Her gün gazete manşetlerinde okuduğumuz isimler, aslında birer istatistik değil; birer yaşam öyküsü, birer hayal. Onlar, hayata katılan, sevgiyle büyüten, hayallerini gerçekleştirmek için çabalayan karşılarında daha güçlü biri olduğu için gücü yetmeyen masum kadınlar. Onlardan biride bu hafta Konya'da eşi tarafından katledilen Ebru öğretmen oldu. Duyduğumuz,okuduğumuz tüm haberler etkilese de bu biraz daha çok üzdü. Ebru öğretmen 2015 yılında aynı sınıfta veli olduğumuz bir arkadaşımdı. O zamanlar ayrılmıştı eşinden. Eşinin ve eşinin ailesinin yaşattığı psikolojik şiddetten dolayı. O zamanlarda gerek maddi gerek manevi her yönden şiddete uğramıştı. Eşi kocalığından öte babalık vazifesini bile yerine getirmeyen bir adamdı. O boşluğu Ebru'nun ailesi doldurmaya çalıştı, Ebru'da dershanelerde iş bulup ayaklarının üzerinde durabilmek için kendini parçaladı. Tek derdi oğluydu.son yıllarda çok görüşmemiştik tekrar evlenmiş eşiyle ve maalesef acı son. Tanıdığın bildiğin birlikte çay kahve içtiğin, namusuyla çalışıp didinen,tek derdi evladı olan bir kadın yine bir erkeğin manyakca egoları yüzünden hayattan koparıldı. Biz ataerkil sistemdeki erkektir ne yapsa mubahtır düşüncesini değiştirmediğimiz sürece şikayetçi olduğumuz psikolojik,fiziksel türü ne olursa olsun şiddet değişmeyecek. Bu cinayetlerin önüne geçmek için sadece yasaların değil, toplumun da elini taşın altına koyması gerek. Her şeyden önce vicdanlı nesiller yetistirmemiz gerek. Vicdan ve merhamet duyguları elinden alınmış bir toplum en büyük çöküşün yaşandığı bir toplum. Bir domino etkisiyle hakimi,savcısı,doktoru,öğretmeni makam mevki farketmeksizin aynı çöküşe doğru sürükleniyoruz. Sonra vicdan merhamet yoksunu insanlar cete kurup küçücük çocukları öldüren insanlar haline gelebiliyorlar.
Unutmamalıyızki, her kadın,her çocuk bir dünya; her bir kayıpta, bir dünya daha kararıyor.
**
Bu yıl Cumhuriyet'in ilan edilişinin 101. Yılını kutlayacağız. 101 yılda teknolojik olarak ileri doğru giderken maneviyatını,ruhumuz geriye doğru gidiyor. Biz 101 yıl sonra,Mustafa Kemal'in ""Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." dediği kadının kılık kıyafetini,namusunu sorgulayıp,sorgulamanın ötesinde yargılayıp ahlak bekçiliği yapmaya çalışıyoruz. Sonra diyoruz neden toplumsal olarak çöküyoruz. Konuya gerek dini gerek farklı yönlerden nereden bakarsak bakalım kadın toplumun temel taşı. Dominonun en önemli parçası. O sarsılırsa tüm sistem bozulur.
Cumhuriyetin 101. Yılının ülkemize vicdan,merhamet ve barış getirmesi temennisiyle...



