Az Bulutlu

15°C
Konya

TOPLUMUN VE İNSANLIĞIN KUL HAKKI

Kayıt Tarihi: 16.09.2024 20:07 - Son Güncelleme: 25.05.2026 22:54
YAZI
A

Kul hakkı bildiğimiz anlamı ile, inandığımız dinde bir kişinin başka bir kişinin haklarına saygı duyması ve bu haklara riayet etmesi gerektiğini ifade eden kavramdır. Kul hakkı, insanların birbirine karşı olan yükümlülüklerini ve adalet anlayışını kapsar. Bu, başkalarının malına, onuruna, itibarına, zamanına ve diğer haklarına saygı göstermek anlamına gelir. 

  Günümüzde kul hakkı, pek çok insan için yalnızca bir başkasının hakkını çalmak veya onun hakkında olumsuz bir şeyler söylemekle sınırlı bir kavram olarak algılanıyor. Ancak kul hakkı, çok daha geniş bir anlam taşımakta. Bu kavram, toplumsal sorumluluklarımızı da kapsar ve bireysel eylemlerimizin ötesinde bir sorumluluk yükler bize. Dün akşam saatlerinde,kandil vesilesiyle gece geç saatlerde Mevlana Hz.‘nin türbesini ve Selimiye Camii'ni ziyaret etme fırsatı buldum. Etrafımda gördüğüm manzara beni çok derinden etkiledi. Camiinin çevresindeki geniş alan, çekirdek kabukları, plastik şişeler ve kağıtlarla dolup taşmıştı.Düşünmeden edemiyorum: O cami avlusunda, Yaradan’ın evinde elini açıp dua eden insanların, geriye dönüp bakınca utanacak yüzleri var mıydı? Acaba insanlar bir ibadet anında, çevreyi göz ardı ederek sadece kendi ruhsal hallerine mi odaklanıyorlardı? Yoksa kul hakkı yalnızca bireysel bir hakkı ihlal etmek miydi, yoksa doğanın, çevrenin ve toplumun da birer hakkı yok muydu?

Oysa idrak edebilirsek kul hakkı, bireysel ilişkilerden doğanın haklarına kadar uzanıyor. İnsanların, doğal alanları ve toplumsal değerleri tahrip etmesi, bu sorunun önemini gözler önüne seriyor. Bizler, doğaya ve çevremize karşı duyduğumuz saygıyı kaybettiğimizde, sadece bireysel hak ihlalleriyle kalmıyor; toplumsal değerlerin de çiğnenmesine neden oluyoruz. Çocuklarımızın oyun oynayabileceği parklar, ailelerimizin huzur bulabileceği bahçeler, herkesin faydalanabileceği kamusal alanlar... Tüm bu yerler, insanların acımasızca tahrip ettiği alanlar haline gelmeye başladı. Bu kirliliğin içinde Konya Büyükşehir Belediyesi temizlik anlamında en takdir edilecek ve örnek alınacak belediyelerden biri belkide. Ancak insanlar harcanan emekleri bile acımasızca gözardı edebiliyor. O kirlikle yüzyüze kalacak olanın da bir insan olduğunu unutuyoruz ya da unutmak kolayımıza gidiyor belkide. Bu durumu değiştirmek için, önce kendi davranışlarımızı sorgulamalıyız. Her birimiz, bulunduğumuz çevredeki bu değerleri koruma sorumluluğunu üstlenmeliyiz. Kul hakkı, yalnızca bireysel bir mesele değil; toplumsal bir sorumluluk.Eğer biz, toplumsal değerlerimizi ötelemeye devam edersek, hak ve hukuk kavramları da giderek derinleşen bir boşluğa düşecek. Bu yalnızca bireyler için değil, toplumun bütünlüğü için de bir tehdit oluşturmakta.

  Sonuç olarak, kul hakkı, bireysel ve toplumsal bir mesele. Hepimiz, bu sorumluluğu yerine getirerek daha adil, daha saygılı ve daha huzurlu bir toplum inşa etme yolunda ilerleyebiliriz. Unutmayalım ki doğanın, çevrenin ve diğer insanların hakları, bizim de haklarımızdır. Bu haklara saygı göstererek, hem kendimize hem de geleceğimize yatırım yapmış oluruz.

Dilerim insanlıktan nasibini almamış ama “insan” olarak anılan varlıklar doğadaki bir ağaçtan, hayvandan bir nebze olsun insanlık adına bir nebze olsun bir şeyler alabilirler.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları