AİLE
Aile; her ne kadar anne baba ve çocuklardan oluşan bir kurum olsa da, toplumun en önemli yapı taşıdır aslında. Toprağa atılan tohum gibidir aile. Tohum ne kadar verimli olur ise yetişen dallar da o kadar sağlıklı olur.
Toplumda yaşayan bireylerin ilk eğitiminin verildiği yer şüphesiz ki ailedir. Ruhen, fikren, bedenen ve kalben her konuda tek tek inşa edildiği kurumdur aile. Aile kurumu ne kadar bozuk olursa, toplumda o derece bozulmaya meyillidir çünkü toplumun temelidir.
Günümüz toplumuna baktığımız zaman ise gerçekten ailenin ne denli bozulduğunu görmemiz hiç de zor değil. Bir tarafta ailesinden öte topluma saygısız bireyler, bir yanda annelik babalık sorumluluğundan bi haber eşler. Toplum ciddi anlamda o kadar dejenere olmuş durumdaki adeta çürümüş bir ağaç gibi nereden tutsan elinde kalıyor.
Peki ya neden?
Değişen dünya düzeni bahanesiyle hayatımıza giren; akla, mantığa, kültüre hiçbir şeyimize uymayan olumsuz gördüğümüz her şeyi normalleştiren televizyon dizileri, programları başta geliyor. Basit gibi görsekte o kadar büyük bir yer aldı ki hayatımızda, yan odada çocuğumuzun ne yaptığından habersiz renkli bir hayal dünyasının içine kapılıp gittik. Daha küçük yaşta sırf bize ayak bağı olmasın diye ellerine telefon verdiğimiz küçücük bedenler, youtuberların çektiği anlamsız videoların, masum sandığımız oyunlardaki canlı yazışmalarla bile isteye düştüler kötülüklerin kucağına. Ve daha ilkokul öğrencileri arkadaş kurbanı oldu, o masum oyunlardaki görevleri gerçekleştirme uğruna.
Bir diğer önemli unsurda tabiki yanlış kullanılan sosyal medya. Hemen hemen gencinden yaşlısına tüm bireyler bir şekilde sosyal medyanın parçası oldu. Gençler sosyal medyada yaptıklarının arkasına ergenlik diyerek sığındılar. Gençlere örnek olmasını beklediğimiz anneler, babalar ise tik toklarda kolay para kazanma uğruna birçok şeylerini en önemlisi de ailelerini feda ettiler.
Eskiden insanlar boşandıklarını söylemeye çekinirlerdi. Şimdi ise boşanabilmek büyük bir meziyet oldu. Eğitimin tohumunun ana rahminde atıldığına inandığımız, bu toplumun en önemli unsuru sayılan, KADIN’lar bile şimdilerde çok rahat televizyon ekranlarında, sosyal medyalarında görüştükleri bilmem kaçıncı adamın yanında ailelerine meydan okuyabiliyor. Çocuğunun babasından bahsederken “hangisiydi hatırlamıyorum” diye hiç utanmadan, yüzü kızarmadan arsızca cevap verebiliyor. Bunları yaparken kocasını sadece parasını yediği bir adam olarak görmekten ve bunu dillendirmekten de hiç çekinmiyor.
KADIN ’ki bir toplumun en önemli unsuru iken; vicdanın, merhametin en önemlisi EDEP’ in en büyük timsali iken bu kadın anne olarak evlatlarına ne verebilir ki. Yanlış yapan bir evlat böyle bir annenin sözünü ne kadar önemser. Ve bu şekilde adeta bir domino etkisi ile toplum yavaş yavaş yıkılıp gidiyor.
Elbette namusun, edebin kadını erkeği olmaz. Ancak hem dinen hem yaşadığımız toplumda tüm güzellikler ve öncelikler kadının üzerine kurulu iken en çok dikkat etmesi gereken de o sanırım. Özellikle annelik sıfatını yüreğinde gerçekten taşıyan bir kadın.
Gözümüzün görüp elimizin yetmediği, yüreğimizin üzülüp dilimizin yetmediği içten içe tükenen tüm ailelerin huzura ve birlik beraberliğe kavuşması duasıyla…

