Bir Şehrin Aklına Bilim Düşerse..
Geçtiğimiz hafta Konya’da yine güzel bir kalabalık vardı. Ama bu kez kalabalığın merkezinde gündelik telaşlar değil; bilim, teknoloji, üretim ve hepsinden önemlisi merak vardı.
11. Konya Bilim Festivali’ni gezerken insanın ne tarafa bakacağını şaşıracağı bir ortam vardı. Bir tarafta ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN, ROKETSAN ve BAYKAR gibi Türkiye’nin teknoloji ve savunma sanayisinde önemli yere sahip kurumları,
farklı savunma sistemleri… Çocuklar ve gençler, belki bugüne kadar yalnızca televizyonda gördükleri teknolojileri bu kez birkaç adım öteden inceleme fırsatı buldular.
Birkaç adım sonra festivalin havası tamamen değişiyor; Savunma ve havacılık teknolojilerinin heyecanından çıkıp bu kez bilimsel deneylerin, atölyelerin ve sergilerin arasına giriyorsunuz. Astronomi, uzay ve havacılıktan insan vücuduna, fizik ve mühendislikten doğa bilimlerine kadar farklı alanlarda hazırlanmış çalışmalar... Bir köşede çocuklar deney yapıyor, başka bir yerde bir sistemin nasıl çalıştığını anlamaya uğraşıyor, biraz ileride kendi tasarımını oluşturmaya çalışan küçücük eller görüyorsunuz.
Sonra karşınıza bambaşka bir dünya çıkıyor: Dijital Deneyim Alanları. Festivalde beş farklı dijital deneyim alanı hazırlanmıştı. Burada bilim yalnızca anlatılmıyor, adeta yaşatılıyordu. Görüntüler tek bir ekrana sıkışmak yerine etrafınızı sarıyor; ses, ışık ve görsel anlatımla kendinizi deneyimin bir parçası gibi hissediyorsunuz. En küçük parçacıktan başlayıp uçsuz bucaksız evrene uzanan yolculuk, özellikle çocukların bilimi algılama biçimini değiştirecek kadar etkileyici.
Biraz daha ilerlediğinizde çocuk oyun alanları karşılıyordu sizi. Çocukların yalnızca eğlenmediği; oyun oynarken düşündüğü, tasarladığı, problem çözdüğü alanlar…
Bir başka tarafta tematik sergiler, ışık gösterileri,bilim gösterileri; gökyüzüne baktığınızda gösteri uçuşları, akşam olduğunda drone, hologram ve ışıklı performanslar…Kısacası bir tarafta savunma sanayisi, bir tarafta uzay ve havacılık, diğer tarafta bilimsel deneyler, dijital teknoloji, oyun ve sanat…
Festival alanında yürürken insan aslında şunu fark ediyor: Bilimi çocuklara sevdirmek için her zaman uzun uzun anlatmak gerekmiyor. Bazen önlerine merak edecekleri bir dünya koymak yeterli.
Bir eğitimci ve çocuk gelişimci olarak benim için işin en kıymetli tarafı da tam olarak burada başlıyor.Çünkü bir çocuğa “Araştır, üret, merak et” demekle ona gerçekten merak edebileceği ortamlar hazırlamak aynı şey değil. Çocuk gördüğüne dokunacak, deneyecek, bazen anlamayacak ve yeniden sorgulayacak.
*
Belediyecilik denildiğinde uzun yıllar aklımıza yol, kaldırım, asfalt, ulaşım ve altyapı geldi. Elbette bunların tamamı bir şehrin olmazsa olmazları. Oysa bugün şehirlerin ihtiyacı bundan çok daha fazlası.
Şehir yönetmek yalnızca insanların üzerinde yürüdüğü yolları yapmak değil; o yollarda yürüyen çocukların,insanların geleceğini hayallerini de düşünmek demek. Eğitime, bilime, kültüre, sanata, spora ve teknolojiye yatırım yapmak; hizmeti yalnızca şehrin merkezinde değil, en merkezden en ücra köşeye kadar ulaştırabilme demek.Konya’da son yıllarda ortaya konulan belediyecilik anlayışında benim en fazla önemsediğim taraflardan biri de bu.Merkezde yaşayan bir çocuk hangi imkâna ulaşabiliyorsa ilçenin, mahallenin, hatta şehrin en uzak noktasındaki çocuğun da aynı imkânlarla buluşmasını önemseyen bir anlayış… Çünkü bir şehri gerçekten geliştiren şey yalnızca yapılan yatırımın büyüklüğü değil, o yatırımdan kaç insanın eşit biçimde faydalanabildiği.
Tam da burada Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın ortaya koyduğu belediyecilik anlayışına ayrı bir parantez açmak gerekiyor.Bugün Uğur İbrahim Altay’ın Dünya Belediyeler Birliği UCLG’nin Dünya Başkanlığına seçilmesini yalnızca alınmış uluslararası bir unvan olarak değerlendirmek eksik kalır.Bana göre bu noktaya uzanan yolun arkasında Konya’da yıllar içerisinde ortaya konulan çalışmalar, şehircilik anlayışı ve edinilen belediyecilik tecrübesi var.
Bir şehrin altyapısından ulaşımına, çevre yatırımlarından sosyal belediyeciliğe, kültürden spora, eğitimden çocuklara ve gençlere yönelik çalışmalara kadar ortaya koyduğu model, zaman içerisinde kendi sınırlarını aşmış durumda. Bugün Uğur İbrahim Altay’ın dünyanın en büyük yerel yönetim ağlarından biri olan ve 240 binden fazla yerel ve bölgesel yönetimi temsil eden dünyanın en büyük yerel yönetim ağı UCLG’nin başkanlığına seçilmiş olması da bana göre geçmişte yapılan bu çalışmaların uluslararası alanda gördüğü karşılığın önemli göstergelerinden biri.
Elbette bir şehri yönetirken eksikler de olur, eleştirilecek işler de…Ancak doğru yapılanı görmek ve emeğin hakkını teslim etmek de gerekiyor.Uğur İbrahim Altay’ın Konya’da başlayan belediyecilik yolculuğunun bugün dünya şehirlerini temsil eden bir göreve ulaşması çok önemli ancak daha önemlisi ise bu başarıların ardından aynı anlayışla çalışmaya, üretmeye ve şehre yeni değerler kazandırmaya devam edebilmesi.11. Konya Bilim Festivali de her yıl oldugu gibi bunun güzel örneklerinden biri.
Konya, geçmişinden aldığı gücü bilime, teknolojiye, eğitime ve çocuklarına yaptığı yatırımlarla geleceğe taşıyabildiği sürece gerçek anlamda büyümeye devam edecek.
Ve kim bilir…
Geçtiğimiz hafta “Zerreden Evrene” bakarken gözleri ışıldayan o çocuklardan biri, yıllar sonra evrene adını yazdırmış bilim insanlarından biri olacak.
Belki de bir şehrin geleceğine dokunmak tam olarak böyle bir şeydir.
Bir çocuğun zihninde küçücük bir merak uyandırmak ve gerisini onun hayallerine bırakmak...



