MELANKOLİK SONBAHAR
Sonbahar, mevsimlerin en hüzünlüsü, en melankolik olanı. Eylül ayı, cömert yaz günlerinin ardında sessizce beliren sonbaharın habercisi.
Yazın sıcağının yerini serin rüzgârlara bırakmasıyla birlikte değişmeye başlar doğanın renk paleti. Ağaçlar, yeşilin her tonunu yavaş yavaş sarıya, turuncuya ve kırmızıya dönüştürerek, adeta bir tablo gibi gözlerimizin önünde canlanır. Eylül ile beraber, adeta bir hüzün şarkısı gibi içimize işler sonbahar. Doğanın ince bir hüzün içinde gözyaşlarını dökmeye başladığına şahit oluruz. Yapraklar, yeşilin canlılığından sıyrılarak altın sarısı ve derin kırmızılara bürünürken, birer birer dallarından sonsuzluğa bırakır kendini. Sanki her sonbahar, bir veda gibidir; sevdiğimiz her şeyin bir gün kaybolacağı gerçeğini hatırlatır. Ama bu hüzün, ardında büyük mucizelerin habercisi olduğunu bilmeden gelmez. Bir sona doğru atılan her adım, aslında yeni bir başlangıcın kapısını aralar.Her bir yaprak, sanki bir hayat hikayesini geride bırakır gibi, rüzgarın kollarında süzülen hatıralar bırakır arkasında. Ruhun en derinliklerine işler sonbahar. Düşen yapraklarla birlikte, içimizdeki karamsarlık, kimi zaman geçmişin yorgun hatıraları, kimi zaman ise geleceğin belirsizliği içimizi kemirir. Dökülen yapraklar, doğanın kendini yenileme sürecinin en güzel örneğidir. Her düşüş, yeni bir uyanışa zemin hazırlar.Her düşen yaprak, geçmişin yüklerinden arınmanın, yeni başlangıçlara yer açmanın bir simgesidir.İlkbahar, sonbaharın kucakladığı hüzünle büyür; doğanın yeniden doğuşunu müjdeler. Her son, yeni bir başlangıcın habercisidir. Sonbaharda yaşanan hüzün, belki de içsel bir hesaplaşmanın ve kendimizi bulmanın yolunu açar. Düşen her yaprak, bir anı saklar,yüreğimizde bir melankoli yaratırken bu hüzünlü manzara ruhumuzun derinliklerinde yankılanır;her rüzgar, kaybolmuş bir özlemi fısıldar. Sonbahar, sadece bir mevsim değil, hayatın döngüsünün bir yansımasıdır. Hüzünle sarılı bu dönem, içsel yolculuğumuzun en derin noktalarına dokunur.
Melankolik, çaresiz ve hüzünlü ne olursa olsun sonbahar ve Eylül;aşka,şaire,şiire en çok yakışan duyguları barındırırken hüzünle karışık bir umut içinde Cemal Süreyya ile koyalım en son noktayı..
"Dedim ya Eylül'dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin.."

