Hatrın Bittiği Yerde Tavır, Sözün Bittiği Yerde Sükût
Bugün Şems-i Tebrîzîni bir sözüne denk geldim:
"Hatır hiç edilmişse tavır elzemdir. Kelam kifayetsizse sükût erdemdir."
Bazen tek bir cümle, uzun uzun yazılmış kitaplardan daha büyük bir hayat dersi verir.
Toplum olarak bize hep alttan almanın, idare etmenin ve susmanın erdem olduğu öğretildi. Kırılsak da görmezden gelmemiz, üzülsek de aynı samimiyeti göstermemiz beklendi. Hatta çoğu zaman sınır koyan insanlar suçlandı; tavır gösterenler kibirli, mesafe koyanlar ise vefasız ilan edildi.Oysa insanın önce koruması gereken şey, kendi hatırıdır.
Birileri senin hatırını sürekli hiçe sayıyorsa, seni yalnızca işi düştüğünde arıyor, seni kırmaktan çekinmiyor ama sen incindiğinde bunu önemsemiyorsa; artık orada tavır göstermek bir tercih değil, bir gerekliliktir. Çünkü tavır; öfke değildir, intikam değildir. Tavır, insanın kendisine duyduğu saygıdır. Çizgisini koruması, sınırını belli etmesi ve "Buraya kadar." diyebilmesidir.
İnsan herkese sonsuz sabır göstermek zorunda değildir. Çünkü sürekli alttan almak, zamanla karşı tarafa seni kırmanın bir bedeli olmadığını öğretir. Değerini korumanın yolu bazen daha çok vermek değil, gerektiği yerde geri çekilmeyi bilmektir.
Birde susmak zorunda kaldıklarımız...
Her şey konuşularak çözülmez. Bazen defalarca anlatırsın, kırıldığını söylersin, beklentini dile getirirsin. Aynı konuyu farklı cümlelerle ifade edersin. Ama karşındaki anlamaya niyetli değilse, en doğru kelimeler bile karşılığını bulmaz.İşte o noktadan sonra konuşmaya devam etmek, çözüm üretmez; sadece insanı yorar.
Sükût burada çaresizlik değildir. Söylenecek söz bulamamak hiç değildir. Sükût; sözün değerini yitirdiğini fark edecek olgunluğa ulaşmaktır. Her cümleyi israf etmemek, kendini sürekli anlatma ihtiyacı duymamaktır.Çünkü bazı insanlar söylediklerimizi değil, sustuğumuz günü anlar.
Hayatta ne zaman tavır göstereceğini bilmek kadar, ne zaman susacağını bilmek de bir erdemdir. Her tartışmaya girmek zorunda değilsin. Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek, her kalbe kendini anlatmak zorunda da değilsin. Bazen insanın en güçlü duruşu; sesini yükseltmeden, açıklama yapmadan ve kırmadan sessizce yoluna devam edebilmesidir.
Unutmayalım; tavır bazen insanın kendine duyduğu saygının, sükût ise olgunluğunun en güçlü ifadesidir. Hatırını koruyacak kadar cesur, sözünü israf etmeyecek kadar da bilge olabilmek...
Ve hayat, herkese kendimizi kabul ettirme mücadelesi değildir. Bazen en büyük kazanım; hatırını koruyacak bir tavır gösterebilmek, kelamın anlamını yitirdiği yerde ise sükûtun asaletiyle yoluna devam edebilmektir. Dileğim odur ki; hiçbirimiz hatırımızı hiçe sayanların peşinde değerimizi tüketmeyelim, sözümüzün kıymet bulmadığı yerde de sessizliğin erdemini gösterecek kadar güçlü olabilelim.

