MEVLANAYI ANLAMAK VE YAŞAMAK
Mevlana'nın 750. Vuslat yildönümünü kutladığımız bu günlerde düşünmemiz gereken mevzu Mevlana'yı ve öğretilerini ne kadar bildiğimiz, bildiğimizi ne kadar yaşadığımız ve yaşadığımızı ne kadar içselleştirdiğimiz aslında.
Mevlana'nın öğretileri, insanın içsel yolculuğunu ve sevgiye dayalı bir yaşamı anlatır. Onun felsefesi, insanların birlikte var olma, hoşgörü, sevgi ve anlayışla dolu bir hayatı benimsemeleri üzerine kuruludur. Ona göre, insanların doğası sevgiyle yoğrulmuştur. Bu sevgi, sadece insanlar arasındaki ilişkilerde değil, aynı zamanda doğa ve evrenle olan ilişkilerimizde de kendini gösterir. Mevlana, sevgiyle dolu bir kalbin, barış, hoşgörü ve adaletin temelini oluşturduğunu öğütler. Ve en önemlisi sevgi şifadır onun gözünde.
Aynı zamanda yaşamı derinlemesine anlamayı ve içsel bir dönüşümü teşvik eder bize öğretileri. Ona göre, gerçek bilgelik ve anlayış, insanın kendi iç dünyasını keşfetmesiyle başlar. Kendini tanımak, hatalarını kabul etmek ve olumsuz duyguları aşmak için içsel bir yolculuğa çıkmak önemlidir. Bu yolculuğun sonunda insanlar kendi içlerindeki sevgi kaynağını bulduklarında, iç huzur ve uyum elde ederler.
Din,dil,ırk ayrımı yoktur onun sevgisinde. Sevgi koşulsuzdur. Sebebi,bir amacı, çünküsü yoktur. Sevdikçe güzelleşir insan ve sevgiye ulaştıkca yeşerir toprağın altındaki tohumlar.
Sonuç olarak Mevlana'nın sözleri, felsefesi ve yaşamı bize büyük dersler verir. İçinde bulunduğumuz coğrafya olarak da çok şanslıyız aslında. Tabi Konya'da yaşayıp Mevlana'yı sadece yol tarifinde kullanılan bir harita noktası olarak görmezsek. Bugün 26 dile çevrilmiş Mesneviden bir beyit bile okumamış, otuzdan farklı ülkeden insanların akın akın geldiği Mevlana'yı bir kez olsun ziyaret etmemişsek bir nebze olsun rahatsız olmalıyız bence.
Kelamdan öte yüreği sevgiye çıkan insanlar olsun ömrümüzde. Çünkü kelam etmek zor bazen ya da anlatabilmek zor belkide. Çünkü; Mevlana'nın da dedigi gibi" Ne kadar anlatırsan anlat,anlattıkların karşındakinin anladığı kadar." aslında.

