ÇANAKKALE DESTANI VE İSTİKLÂL MARŞI
İçinde bulunduğumuz mart ayında tarihin en ihtişamlı destanı olan Çanakkale Zaferi’nin 108. ve İstiklal Marşı’mızın kabulünün 102. yılını kutlamaktayız.
Her yıl bir tema ile gerçekleştirilen kutlamalar 2023 yılında “Ruhumuzda Var” teması ile kutlanacak. Çanakkale zaferi gerçekten de tüm imkânların ve gücün ötesine geçerek ruhla kazanılan bir zaferdir.
Büyük devletlerin dünyayı paylaşma mücadelesinin bir sonucu olarak I. Dünya Savaşı başladı. Savaşı’nın hemen başında büyük önem kazanan Çanakkale Boğazı İngiltere, Fransa için büyük bir geçiş kapısı konumuna gelmişti. İstanbul’u alarak Çanakkale ve İstanbul boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya ile arada güvenli bir bağlantı yolu kurmak ve İttifak Devletleri’ni zayıf duruma düşürmek amacıyla Çanakkale boğazı seçilmişti. Başarılı olamayan itilaf devletleri geri çekilmek zorunda kaldı.
Deniz ve Kara olmak üzere iki ayrı muharebeden meydana gelen Çanakkale Savaşı’nın deniz muharebeleri 28 gün; kara muharebeleri ise 261 gün sürdü. Muharebeler sonucunda iki tarafta ağır kayıplar verdi. Türkler’ in zayiatı 57 bini şehit olmak üzere hastalık ve kayıplarla birlikte 252 bin olarak tarih sayfalarında kayıtlara geçti.
İstanbul Erkek Lisesi o yıl hiç mezun vermedi. Henüz on üç, on beş yaşlarında çoğu zaman aç, susuz ve uykusuzdular ancak öncelikleri hep vatan oldu. Ölümü göze alarak ölümsüzlük için savaştılar.
Çanakkale’de verilen büyük bağımsızlık mücadelesi, tarihe altın harflerle “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” düsturu ile bir daha silinmemek üzere yazılmış ve Kurtuluş Mücadelesinin kapıları büyük Türk milletine aralanmıştır.
***
Büyük Kurtuluş mücadelesi devam ederken pek çok kayıplar verilmiş, Türk milleti moral olarak da zor bir döneme girmişti. Cesareti ve inancı kırılan kırılan Türk milletinin inancını tazelemek, Türk askerini yüreklendirmek ve yorulan halka moral vermek amacıyla bir marş yazılması gerekiyordu.
Burdur milletvekili olan Mehmet Akif 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına davet edildi. Mehmet Akif para ödülü almamak şartıyla yarışmaya katılmayı kabul etti. 1 Mart 1921’de başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı Meclis görüşmelerinde 724 şiir arasından İstiklal Marşı Şiiri elemeleri geçerek son 7 eser arasına kaldı. Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu, Mustafa kemal Atatürk’ün “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır” dediği İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-ı Ahmer (Kızılay) bünyesinde yer alan, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül-Mesai Vakfına bağışladı.
Âkif öyle bir dönemde KORKMA! diye seslenmiştir ki bağımsızlık ruhu milletin en derinine işlemiştir. Vatan üzerinde en son ocak tütene kadar vatan için, bayrak için mücadele etmeye adeta yemin edilmiştir. İstiklal Marşı’nı yazdıktan sonra söylediği ; “İstiklal Marşı bir daha yazılamaz; kimse bir daha İstiklal Marşı yazamaz, ben de yazamam. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” sözleri yaşanan zorlukların en büyük ispatıdır.
Gerek Çanakkale Zaferi kazanılırken yaşananlar, gerek Milli Mücadele dönemi ve İstiklal Marşı yazılırken yaşanan zorluklar hiçbir zaman unutulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bizi biz yapan vatanımız, ay yıldızlı bayrağımız hakkıyla var olsun.
Bağımsızlığın yegane sembolü olan zaferlerin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ve vatan uğrunda şehadet şerbeti içen tüm şehitlerimizin ruhları şâd olsun diyerek; saygıyla ve minnetle anıyoruz.

