HIRS UĞRUNA YIPRANMIŞ ÇOCUKLAR
Başarı, toplumumuzda takdir edilen ve hedeflenen bir kavram. İnsanların hırslı olmaları, bu başarı hedeflerine ulaşmak için önemli bir motivasyon kaynağı. Bizlerde anne baba olarak her zaman, çocuklarımızın başarılı olmalarını ve iyi bir gelecek elde etmelerini isteyen doğal bir arzu içindeyiz. Ancak, bu arzunun aşırıya kaçması ve çocuklara sürekli olarak yüksek beklentilerle yaklaşılması, çocuklar üzerinde olumsuz bir etki ortaya çıkarmakta.
Geçtigimiz haftasonu yüzme branşında yapılan 30 Ağustos Zafer Bayramı İl Birinciliği yarışlarında gözlemlediklerim tam da bu düşüncelerimin sağlaması niteliğinde oldu.
Bayanlarda 400 metre serbest yarışı yapılırken 12 yaş kategorisinde yüzen bir kız çocuğu -havuzun yarı olimpik olmasından dolayı tam 16 tur yapması gerekiyordu- baraj süresini geçmesine az bir süre kala yarışı tamamladığını düşünüp 350 metrede durdu. Annesi ve yakınları durmaması ve devam etmesi konusunda tribünden resmen kendilerini parçaladı. Çocuk son anda arkadaşlarının müdahalesi ile yarışa devam etti ve neticesinde saniyelerle baraj altında kaldı. Annesi deyim yerindeyse sinir krizleri geçirdi "nasıl sayamazsın, sen nasıl bir çocuksun" diyip hakaretler ederek. Ve soluğu kızının yanında aldı nasıl yapamazsın diyerek. Aslında isteği çocuğun başarılı olduğunu görmekti ama izlediği yol çocuğu daha derin bir çıkmaza soktu. Çocuk bir sonraki yarışta sona kaldı.
Bunları gördükten sonra insan bir kez daha düşünmeden edemiyor.
Hayatta bu kadar hırsa gerek var mı?
Çocuklarımız zaten eğitim sistemi kaynaklı olarak yarış atı gibi kosturmakta. Anne baba olarak haklı nedenlerle çocuklarımıza farklı alanlarda bir şeyler sunmak istiyoruz ruhsal ve bedensel sağlıklarını iyileştirmek adına. Ancak bunu yaparken verdiğimiz psikolojik eziyetin farkında olmadan.
Mesela o çocuk hiçbir zaman o anı unutmayacak. Ve her yarışta aynı stresi yaşayacak. Hatta okulda sınavlarda. Sürekli başarıya odaklanma ve mükemmeliyetçilik beklentisi, kendini yetersiz hissetmesine ve sürekli bir başarı arayışına girmesine neden olacak. Bu durum mutluluğunu ve içsel motivasyonunu azaltacak. Ayrıca, sosyal ilişkilerini etkileyecek, çünkü sürekli rekabet ve kıyaslamalar, arkadaşlık ilişkilerinde sorunlara yol açacak.
Anne baba olarak bizlerin, çocuklara başarmak için aşırı hırslı olmayı öğretmek yerine, hedeflerine ulaşmak için sağlıklı bir şekilde çalışma ve çaba gösterme becerilerini kazanmayı ögretmeliyiz. Bunu yaparken çocukları yıpratmaktan öte dengeyi sağlayarak destekleyici ve sevgi dolu şekilde bunu yapmalıyız. Çocuklarımızın özsaygılarını yitirmesine izin vermeden.
Bize verilen en değerli emanete en güzel şekilde sahip çıkalım ki verdiğimiz sevgiyle köklerimiz daha güçlü olsun.

