VUSLAT
Vuslat...
Kavuşmak, bir araya gelmek, bir olmak.
Kelime anlamı sadece kavuşmak olsada bu kavuşmak sadece bedenen değil elbette.
Kiminin tek vuslatı sevgiliye kavuşmaktır. Ferhat gibi Mecnun gibi bazen insan üstü bir çaba ile harcar vuslata ermek için.
Parası olmayan için aylığına kavuşmaktır, bir öğrenci için sınavı kazanmak... örnekler uzar gider. Su gerçek inkar edilemez ki ulaşmak, kavuşmak için her zaman zorlu yollardan geçilir.
***
Bir hastanenin kalabalık ve yorucu kordidorunda beklerken gördüm o dikenli yolları. Koridordan duvarlarına soğukluk sinmiş, camsız ve havasız bir gözlem odasına doğru ilerleyen yolda gördüm o zorluğu.
Hasta olarak beklemekten daha zordu belki refakatçi olarak orada olmak.
Bir tarafta bir annenin evladına kavuşmak için çektiği acı ve çaresizlik duygusundan öte o an orada yalnız olmak daha zor sanki. Elini tutabilecek, acını dindirebilecek kimsen yokken başkalarına muhtaç olma duygusu ağır bir yük.
Bir yanda kendi iyilesebilmek adına tüm acısı ile evladına yetmeye çalışan bir anne yani başında kendi hastalıklarını unutmuş, tutmayan dizleri, yaşlılığın verdiği yorgunlukla evladının çaresizliğine, yaralarına merhem olmaya çalışırken onun evladını da bağrına basan anne...
Bir yanda tüm acılarına rağmen ayakta durmaya çalışan bir anne...
Öyle bir gerçek ki zengin fakir ayrımı yok. Kimsenin kimseye üstünlüğü yok. Herkes aynı acılar içinde kıvranırken herkes aynı kişiye muhtaç... Biraz daha güçlü olanın sesi çıkarken her anlamda ezilmiş olan suskunluğu ve yalnızlığı ile hemen belli ediyor kendini. Bu muhtacligin farkında olan kişilerin kaba tavırları ise yaranın üstüne ikinci bir yarayı açmaya yetiyor farkında olan için.
Yol ne kadar zorlu da olsa da herkes için amaç belli. KAVUŞMAK...
Dilerim herkes vuslatına en az bedeli ödeyerek en güzel şekilde kavuşsun. Ve dilerim Yaradan kimseyi vuslat bildiği ile imtihan etmesin.

