Fazla Mı Kıymet Verdik Bu Dünyaya?
“Burası dünya… Ne çok kıymetlendirdik.
Oysa bir tarla idi; ekip biçip gidecektik.”
Bugün güzel bir dostun paylaşımında rastgeldim Cahit Zarifoğlu'nun bu dizelerine. Dinledikçe düşünmeye,düşündükçe idrak etmeye vesile oldu.
Biz bu dünyaya gelirken elimizde hiçbir şey yoktu. Bir nefesle başladık yolculuğa. Sonra o nefesin peşine düşüp topladık her şeyi. Mal topladık, unvan topladık, gurur topladık. Topladıkça büyüttük içimizdeki "ben"i. Ve unuttuk: Burası bir tarla idi… Ekip biçip gidecektik.Ne çok şey anlatıyor iki satır.İnsanı susturuyor. İçine baktırıyor.
Ne zaman gerçekten durup düşündük; bu dünyayı ne kadar ciddiye aldığımızı? Ne zaman hatırladık buraya gelişimizin bir gidişi olduğunu?
Burası dünya…
Geldik, alıştık, benimsedik. Yetmedi, sahiplendik. Sanki kalıcıymışız gibi davrandık. Oysa bize emanet olanı, sahibiymişiz gibi kıymetlendirdik.
Bir eşyaya, bir koltuğa, bir eve, bir mevkiye öyle sarıldık ki, giderken yanımıza alabilecekmişiz gibi...
Ama unuttuk.
Burası tarla… Sahibi olmadığımız, belli bir süreliğine kullanım hakkımızın olduğu.
Ekilecek, biçilecek, sonra terk edilecek.
Dünya kıymetli değil demiyorum… Elbette kıymetli. Ama kıymeti; içini neyle doldurduğumuza bağlı. Burası bir tarla… Toprağı verimli kılmak bizim elimizde. Sevgi ekebilirdik, merhamet sulayabilirdik, sadakat biçebilirdik.
Peki biz ne ektik?
Sevgi mi? Yoksa kırgınlıklar mı?
Merhamet mi? Yoksa öfke dolu sözler mi?
Kalp mi aldık, yoksa kalp mi kırdık?
Bir dostla oturup içten bir hâl hatır sormaya zaman bulamadık belki. Ama kırmak için fırsat kolladık. Kalabalıklarda koşturduk, içimizde yalnız kaldık. Kimse görmesin diye gülümsedik; ama içimizde kopan fırtınalara perde olamadık.
Oysa bu dünya neydi ki?
Bir avuç toprak…
Kapanınca göz, hepsi oraya dönecek. Ne kadar toplarsak toplayalım, eni sonu bir kefene sığacağız hepimiz.
Yıllar geçiyor.
Çocukluğumuzun geçtiği sokaklar artık bizim değil. O eski masa, o tahta sandalyeler, o sofradaki samimiyet… Çoktan gitmiş.
Ve biz hâlâ “biraz daha fazla olsun” diye çabalıyoruz. Oysa en değerli şeyler, çok olanlar değil; kalpten olanlar.
Bu yüzden belki de artık durmalı insan.
Kendi içine bakmalı.
Bir insanın kalbine dokunabildiysek eğer, ne mutlu…
Bir yetimi gülümsetebildiysek, bir yaşlının duasına vesile olduysak… O zaman işte, tarlaya güzel bir şey ekmişiz demektir.
Çünkü bu dünya, üzerine saraylar kurmak için değil…
Bir dua bırakıp gitmek için.
Unutmayalım…
Yarına kalacak olan, bugün ektiğimiz tohumlar.
Ve belki de en değerlisi, bir yürekte yeşeren bir iyiliğin gölgesinde anılmaktır.
Kalbinde iyilik kalanlardan olalım..
Kırmadan, kirletmeden, incitmeden yürüyenlerden.
Kalbinde iz bırakabildiklerimizin duasında yer bulmak dileğiyle…

