Sustu, Sustuk, Susacak…

Kayıt Tarihi: 18.08.2026 20:42 - Son Güncelleme: 23.09.2026 04:32
YAZI
A

Geçtiğimiz Pazar günü bir hanımefendinin yarım saat içinde neredeyse ölüp ölüp dirildiğini gördüm. Hanımefendi ekmek almak için aracından iniyor. Beş yaşlarındaki büyük oğlu da onunla hızlıca iniyor. Ancak üç yaşlarındaki küçük oğlu araçta kalıyor. Kontak anahtarını arabanın üzerinde. Küçük çocuk arabadan inmeye çalışırken bilemeyip arabayı kitliyor ve korku dolu dakikalar başlıyor. 

Yanlarına gittiğimde küçük çocuk arabanın içinde büyük panik halindeydi. Anne ise arabanın etrafında çaresizlikle kelimenin tam anlamıyla kuş gibi çırpınıyordu. 5- 10 saniye sakinleşse de büyük bir panik ve korku içinde küçük çocuğa araba kapısının kilidini açtırmaya çalışıyordu. Ancak olmadı, küçük çocuk ağlamaktan hiçbir şey yapamadı, annesinin telaşı o daha da korkutuyordu. Annesini sakinleştirdik gelen diğer hanımefendilerle. Çevreden gelen beyefendiler bir yandan camı açmaya çalışıyorlar bir yandan kapıyı açmaya çalışıyorlar. Annesi biraz sakinleşince küçük çocuk da biraz sakinleşti ve arka koltuğa geçti ve arka camı aralayınca hemen kapı açıldı ve sorun çözüldü çok şükür. Eğer halledilemeseydi arabanın camlarından biri kırılacaktı mecburen. 

İhmal etmiş anne diye geçiyor belki aklınızdan ancak hepimiz yapıyoruz. Çok kısa süre için inerken araçtan bazen çalışır vaziyette bile bıkanlarımız oluyor bazen de kilitlemeden yürüyoruz. Ama en doğrusu mutlaka kilitleyip anahtarı yanımıza almak ve içeride küçük çocuk, yaşlı ve tabi evcil hayvanımızı asla bırakmamak. 

Tedbir esastır. Pek çok kere yaparız sorun olmaz fakat bir defasında olur işte. Çok şükür zaman uzamadan sorun çözüldü ama bazen çok üzücü sonuçlarla karşılaşabiliyoruz ne yazık ki. Babam tedbirsiz tevekkül evliya işi kızım derdi. Bazen küçük ihmalkârlıklar yapsam da sesi kulağımda hep durur ve beni çok kez sorunlardan korur. 

Hanımefendiyi sakinleştirmeye çalışırken birkaç kez eşinizi arayalım dedik ama duymazdan geldi. Sakinleşince konuştuk; çok kızar, sen ne biçim annesin der dedi. Arabanın camı kırmak zorunda kalsaydık ona da ayrıca kızardı dedi. Belli ki üzüntüsü gerginlikle ifade edenlerden kendisi.

Söyleyecek söz bulamadık diğer hanımefendilerle birlikte rengini kaybetmiş yüzüne baktık öylece. Ne söylesek anlamsızdı, sustuk… Anlatsa da anlamsızdı, o da sustu… Şunu biliyorum ki; büyük oğlunu sıkı sıkı tembihleyecek babasına anlatmaması için o da susacak…

Küçük çocuk annesine sarılırken korkusu yavaş yavaş onu terk etmeye başladı. Sonra beş yaşlarındaki küçücük ama kocaman bir ağabeyi gördük hepimiz. Korkma korkma ben buradayım bak diyerek sarıldı. Araba kitliyken; küçük ayak parmaklarının ucunda yükselerek kardeşinin dikkatini çekmek için salladığı çikolatayı açıp kardeşine verdi. Anne iki yavrusuna da sarıldı yine ağladı zaten konuşabilecek gücü de kalmamıştı. Anneyi tedbirsiz diye eleştirmek mümkün, eşini gergin bir adam diye eleştirmek mümkün. Yan taraftaki şarküteride sanki orada değilmiş gibi gülüp konuşan gençleri eleştirmek de mümkün ancak hiç gerek yor. Elinden geleni yapanlara teşekkür etmek gerekiyor sadece. 

Bu hafta hercai gözlü o yalnız kadın için dinleyelim mi? Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar. Sözleri Hikmet Münir Ebcioğlu’na bestesi ise Teoman Alpay’a aitmiş. ‘Bir haykırsam belki duyulur sesim… diyor.   

Görüşmek üzere, mutlu kalın...


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.