Bir Mercimek Çorbası Anısı
Kış soğuk yüzünü göstermeye başladı. Alıştıra alıştıra geliyor kış. Soğuk yağmurlu günler geçirdik, ardından güneşli günlere uyandık. Bu alıştırma turlarından sonra inşallah kış günlerine kavuşacağız. Bereketiyle gelsin inşallah.
Hayatını nasıl yaşıyor olursa olsun günün sonunda insan, yuvasına gelebiliyorsa ne büyük zenginlik. Hele ki soğuk kış günlerinde. Soğuk havadan sıcacık yuvamıza girmek hissini karşılaştırabileceğimiz başka güzel bir his var mı? Huzur, güven, aidiyet dolu yuvalarımızdan daha konforlu bir yer istemeyiz hiç birimiz. Hele hele eve geldiğimizde mis gibi bir yemek kokusu karşılıyorsa keyif üstü keyif olur. Günün yorgunluğu bu mis gibi kokuyu aşıp asla içeri giremez, adeta görünmez bir sınır bir duvar olur o yuvamızdaki yemek kokusu.
Yazın çok aramasak da kışın sıcacık çorba, yuvamızdaki mis gibi kadim yemek kokusunun vazgeçilmez bayraktarıdır. Kış geldi artık daha sık çorba yapalım derken Konya’da soğuk hava çorba ikilisinin en meşhur olanı arabaşı çorbasıdır. Çorbanın hamuru da kendisinin yoldaşıdır.
Evlerde de toplanıp yapılıyor ama artık çoğalmış olan çorbacılar bize leziz çorbalar sunuyorlar. El lezzeti ile ayrıntıda değişiklik gösterse de genel olarak lezzetler birbiriyle aynı güzellikte. Bu durumda tercihlerimizi konfor, ulaşım kolaylığı, temizlik ve esnaf ev sahipliği gibi şartlar yönlendiriyor.
Bir arkadaşımızın ısrarı üzerine daha önce gitmediğimiz bir çorbacıya gittik geçen gün. Kalabalıktık herkes siparişini verdi. İki kişi mercimek çorbası istedik. Diğer çorbalar iyiydi ama mercimek çorbalarımız hiç tahmin ettğimiz gibi gelmedi. Suyun içinde kendini bulmayan çalışan mercimek çorbasında biz de lezzet aradık ama bulamadık. Kendi aramızda konuşurken genç işletmeci yanımıza geldi. ‘Bizim çorbamız bu değil, kusura bakmayın özür dilerim. Çorba koyulaşınca biraz su ilave edin dedim ama bir sürahi su ilave etmişler. Böyle çorba geldiği için çok üzgünüm dedi.’
Tabi ki konuyu tatlıya bağladık. Sonuçta böyle bir durumun gerçekleşmesi oldukça mümkün, sorun etmedik. Biz sitem etseydik ve böyle bir açıklama yapılsaydı da sorun etmezdik nihayetinde çorba. Ama aynı işletmeye tekrar gitmezdik sanırım.
Hoş olan genç işletmecinin açık yüreklilikle ve samimiyetle kendiğilinden gelip durumu anlatması, beyefendi tavrı. Bu şık ve özgüvenli hali her türlü lezzet yanlışlığını sildi geçti. 30 yaşlarındaki genç çorbacı aslen Ağrılı olduklarını, aile işletmesi oldukarını anlattı. Diyeceksiniz ki uygun olanı bu zaten. Fakat genç yaşta bu olgunluğu göstermesi, samimi mahcubiyetini özgüveni ile ifade etmesi gerçekten çok mutlu etti. Tatlı hoş sohbeti ile uğurladı bizi. Aksaklığa rağmen bizde hoş bir mercimek çorbası anısı kaldı. Sitem, memnuniyetsizlik yerine sulu çorbaya rağmen takdirle anıyoruz şimdi ve tabi ki yine gideceğiz inşallah. Hepimiz biliriz ki en iyi reklam memnuniyetini çevresi ile paylaşan müşteridir.
Öncelikle insanlık adına, ülkem ve şehrim adına sonra da esnaflık adına çok mutlu oldum. Konya esnafında böyle güzel pek çok örnek var çok şükür, daha da çoğalmasını diliyorum. Yapamayanlara da örnek olmasını diliyorum.
Satırlarımı özgüvenli genç çorbacıyı takdir ederek, yorgun kış güneşi ışığını akşama teslim etmeye hazırlanırken yazıyorum; akşam güneşi yani. Eh bu durumda bu hafta için aklıma gelen şarkı tabii ki ‘Akşam Güneşi’ oldu. Söz-müzik Orhan Gencebay’a ait. Bırakıp giden sevgiliye sitem damlıyor satırlardan… Orhan Gencebay’dan dinlemeyi sevenler çoktur tabi Sibel Can’dan da dinleyin derim ben..
Görüşmek üzere, mutlu kalalım…



