Çok Bulutlu

9°C
Konya

O Yalnızca Hamur…

Kayıt Tarihi: 21.04.2026 21:02 - Son Güncelleme: 24.04.2026 10:06
YAZI
A

Aman ağaçlar çiçek açtı, aman nasıl da mis gibi bir bahar geldi diye yazmak vardı şimdi. Olmadı…

 Önce okuduklarımızı, duyduklarımızı, gördüklerimizi anlayabilmek için aklımızı kısacık bir süre nadasa aldık hani. O kadar gerçekti ki inanmak istemedik. Yine de acının gerçekliğini yıkamadık. Anladığınız üzere o vahim olaylardan bahsediyorum. Henüz çocuk yaştaki bireyler hepimizin canını çok yaktı. Ardından çok konuşuldu bir süre daha konuşulur. Konuşulsun pek tabi. Kalıcı ve verimli sonuçlar getirecek yasa, düzenleme, önlem, eğitim hemen hayata geçsin en büyük isteğimiz.

 Peki, suçlu kim? Tek başına bir kurum, aile, sistem, dizi, sinema, oyunlar, sosyal medya ve benzeri alanlar mı? Cesurca söyleyelim. Biz yetişkinler olarak her birimiz sorumluyuz.

 Hani diyoruz ya ‘bunları hep televizyondan, internetten öğreniyorlar’ diye. İtirafa edelim ki bizler de değişen oranlarda internete, sosyal medyaya bağımlıyız. Toplumun ve ailenin kutsal düzenine aykırı dizi, film, yayını izlemeyi bizden öğrendi bu çocuklar. İzledik, konuştuk, hayatımızda yer verdik. Ve izlenme rekoru kıran yayınların benzerleri yapıldı. Hayatı büyükleri tarafından sarıp sarmalanamayan çocuklar sahipsiz, yaşadığımız zamanın canavarlarına karşı çok savunmasız kaldı. Bizlerin yaşadığı gibi çocukluk, ergenlik, gençlik yaşamıyorlar.

 Geldiğimiz noktada çocukları, gençleri bu keşmekeşliğin içinden sihirli bir el ile birden çekip çıkarmamız zor gibi. Kendimizi düzelterek mümkün olur ancak. Güncel yetişkinler olalım derken kapıldığımız popüler kültürden önce kendimizi sıyırıp kurtarmalıyız. Yetişkinlerin yaptığı yanlışları, ben merkezli tavırlarını rehabilite etmek gerekmiyor mu önce? Bizi hayata doğru kanallarla bağlanmış, sorumluluklarından artan zamanını dolu dolu geçiren, yaşam tarzı ile güzel hayat süren bireyler olarak gören o taze zihinlerin bizi örnek alması daha kolay olmaz mı? Doğrularını hayatına taşıyamamış, yaşamını güzelleştirememiş yetişkinleri niye dinlesinler ki!?

 Onları spora, sanata, el becerilerine, ahlaklı olmaya, meslek sahibi olmaya, başarıya, hanımefendi – beyefendi olmaya özendirmeliyiz. Dini ve kutsal değerleri, o tatlı mahalle kültürünü önemsemeye yönlendirmek lazım elbette. Önce şunu soralım biz bu yönlendirmenin neresindeyiz, söylediklerimiz hayatımızda ne kadar var? Kitap okumayan bir yetişkin kitap okuyun gençler mutlaka dese anlamı var mı? Hayatını doldurmak zorundayız onların. Aynı büyüklerimizin bize yaptığı gibi sevgiyle… Sandığımızdan kolay inanın, yalnızca anne – baba olarak değil, onlarla karşılaştığımız her kimliğimizle yapmak mümkün.

 Anneme ben bir avuç hamurdum siz böyle yoğurdunuz derdim. Hala aynı fikirdeyim.. Hamurumun yoğurulduğu yıllarda birlikte Süper Baba dizisini izleyip meyve yediğimiz ailem, annem ve babam nur olsun toprağınız. ‘Bana bir masal anlat baba’. Bugün en az yedi kez dinledim en çok da flüt sesini dinledim… Hadi siz de dinleyin. Kendiniz için, anne babalar için, geçmiş için, gelecek için, bugün için, güzel günler için, çocuklar - gençler için…

 Görüşmek üzere, mutlu kalın…


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Nurdan Dinç

Nurdan Dinç

Yazarın Diğer Yazıları