O Çok Şey Demek
Türk lirasından atılan 6 sıfırdan sonra hala olan çok sıfırlı paraları hesaplamak zorlaşmıştı. Haberlerde hem 6 sıfır atılmış hem de hala çok sıfırlı kalmış para birimlerini görünce hesap yapmayı bıraktı çok insan. Devletin ele geçirdiği paraları gördükçe şöyle bir kaşımız kalktı, ağımız açık kaldı, vay vay vay dedik. Öyle büyük paralar konuşuluyor ki şöyle hesap yapmak daha kolay oldu; bu ev gibi şu kadar adet ev alınabilir bu para ile. Bizim köydeki tarla gibi şu kadar adet alınabilir bu para ile.
Eskilerin bir lafı var ya hani ‘Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz’. Bir taraftan doğruluk payı olduğunu düşünsem de çalışılarak kazanılmış büyük zenginlikleri takdir etmemek mümkün değil hatta tebrik ederim samimiyetle. Emek verilerek gelinen makamları da aynı şekilde alkışlıyorum elbette. Ancak diğer türlüsüne kızmamak elde değil.
Bu işin günah tarafını zaten konuşmaya gerek yok. Herkesin inancı ve bağlılığı kendisini ilgilendirir. Ancak yanlış bir şeyi sadece günah diye yapmıyor olmak başka bir şey, insan olmanın verdiği ahlâk ve erdem ile yapmıyor olmak başka bir şey. Günah, ceza, cehennem korkusu ile yapmıyorsa kişi aslında yapmak istiyordur o eylemi. O veya bu nedenle yanlış, kötü iş yapmamak çok önemli sonuç itibariyle tabi ama ayrıntı da her zaman hak ettiği önemli yerini korur hayatımızda.
Konuşulan yüksek meblağlar ile yapılabilecek faydalı işleri şöyle bir düşününce ne kadar yerinde bir müdahale olduğunu görüyoruz. Kaç tane öğrenciye burs verilebilir, kaç tane fabrika yapılabilir, kaç tane yaşlı ve yardıma muhtaç vatandaşımıza destek olunabilir?... Sonsuz iyilik alternatifleri mevcut. Haksız kazanç kanalları kullanılarak her kuruşun ülke ekonomisine dönmesini diliyorum. Bir yanda çocuğuna ayakkabı almak için kredi kartının dönmesini bekleyen babalar varken bu bol sıfırlı rakamların elden ele olmasını hoş göremiyorum. Asgari düzeyin altında, açlık tokluk mücadelesi veren anne babaları aklımdan çıkaramıyorum. Bazı anne babalar para içinde yüzerken bazı anne babaların dert içinde yüzmesini hazmedemiyorum ve böyle düşünen tek ben değilim eminim.
Yayınlanan haberlerin aslında ben de yapabilirim hırsını desteklememesini umuyorum.. Öyle yüksek rakamlar konuşuluyor ki akıl karıştırıcı olabilir. Biraz eğilimi olan birinin ben olsam şöyle yapardım. Şu yanlışları yapmazdım ve sonuç böyle olmazdı diye yanlış adım atmaya cesaretlenmesi mümkün. Tam aksine asla ama asla yapmamalıyım mantığını desteklemesini umuyorum.
Hep söylerim para her şey değildir ancak çok şeydir. Her ne kadar sonbahar romantizmi kuşatmış olsa da ruhumu, hayatın temel gerçeklerine karşı kılıç salmanın anlamsızlığını da biliyorum.
Hepimizin maddiyat üzerine kurulmuş hayallerimiz, hedeflerimiz var. Hep daha iyisini, güzelini istemek elbette ayıp değil. Bu hayallerimizi, hedeflerimizi hangi yollarla gerçekleştirmeye niyet ettiğimiz önemli. Hak yemeden, kandırmadan elde edilen her şey herkese helal-i hoş olsun. Gerisi zaten zehir-i zıkkım…
Bütün iyi insanlara helal yoldan, hemen ve kolayca gelen, sağlık, afiyet ve mutlulukla kalıcı olan, maddi manevi zenginlikler diliyorum. Ardından da bu zenginlikle birlikte yaşayabilecek erdem, asalet, cömertlik, kaliteli yardımseverlik dolu uzun bir ömür diliyorum.
Bu hafta yine bir türkü dinleyelim istedim. ‘Gafil Gezme Şaşkın’. Söz Kul Himmet’e ait diğer adı ile Aşık İbrahim. Derleyip notaya alan ise Yavuz Top. Her söyleyen söylemiş ama benim Cengiz Özkan derim. Her satırı çok derin…
Görüşmek üzere, mutlu kalalım…



