…… Bey
Sizlerin geri dönüşlerini büyük özen ve dikkatle okuyorum. Aynı fikirde olmayıp eleştirenler de var neredeyse aynı fikirde olduklarım da.
Araba sürmek konusunda erkeklerin daha yetenekli olduğunu yazdığım satırlarım beyefendilerin çok hoşuna gitmiş. Sevgili kadınlar biraz canları sıkılsa da bu fikrime istemeyerek de olsa katıldıklarını yazdılar. Konu kadın erkek olunca her iki taraf da kendini savunmak ve karşı tarafı eleştirmek durumda hissediyor kendini. Ben takdir etmekten ve sevgi dilinden yanayım tekrar belirtmek isterimi. Olumsuz eleştiri cümleleri bize bir şey kazandırmaz ama konumuz değil bambaşka bu hafta.
Geçtiğimiz haftalarda ….. ablanın hikayesini anlatmıştım ya o satırları okuyan, biraz da kendisini haykırmak isteyen, tanışıklığım olmayan bir beyefendi yazdı. Yakın zamanda başından geçen hikâyesini anlatmak istemiş. Ve isim vermeden yazmamı istedi, hala yaşadığı o olayın etkisi altındaydı 35 yaşlarındaki ...... bey. Memur, oldukça iyi bir kariyeri de var.
Kendi yaşlarında bir hanımefendi ile tanışıyor. Zamanla arkadaşlıkları ilerliyor yıldönümlerinde evlilik teklifi, ardından nişan. Nişanlandıktan sonra bir şeyler daha da rayına oturur diye düşünürken tam tersi olmuş. Artan isteklere yetişmek için çok fazla para harcamaya başlamış. Ev eşyaları alınırken en pahalısından seçiliyor, nişanlısının daha önceden gelen borçlar ödeniyor. En son düğün tarihi belirleme işine gelince ailesinin ev almadan düğüne izin vermediğini söylüyor hanımefendi. İstemeyerek tamam diyor …… bey ailesinin karşı çıkmasına rağmen. Alınan eşyalar hanımefendinin ailesine ait kullanılmayan bir depoya götürülüyor. Köydeki tarla satılıyor üstüne de nişanlısı hanımefendi kredi çekiyor ev alınıyor tabi bütün evraklar hanımefendinin üzerine yapılıyor. Yani …… beyin adına hiçbir şey yok her şeyin sahibi hanımefendi.
Kredi taksitlerini de ödüyor tabi sonunda evlilik olacağı için hiçbir şeyi sorun olarak görmüyor …… bey. Düğün olmadığı için henüz eve kiracı taşınıyor kira bedeli hanımefendinin hesabına yatıyor diye biliyor. Tabi kira ne oluyor nerede harcıyorsun diye sormuyor, soramıyor ayıp olur diye. Evimize şunu tencereyi aldım, bu aksesuarı aldım söylemleri ile yetiniyor.
Her şey yolunda gidiyor diye geçen 14 aylık nişanlılık süresinin ardından bir gün kiracı olarak bildiği beyefendi ile karşılaşıyorlar. Keşke kısa sürede evi satacağınızı söyleseydiniz bizi zor durumda bıraktınız eve taşındık 8 ay sonra çık dediniz. Bizi çok zor durumda bıraktınız …… bey deyince onun deyimiyle aptallaşmış, donmuş kalmış.
Sonra olaylara daha farklı, sorgulayan bir şekilde yaklaşmaya başlamış bir süre kendi kendine anlamaya çalışmış neler olduğunu. Kısa bir süre sonra her şey ortaya çıkmış. Büyük bir yanılgı içinde olduğunu anladığı anı başımın yandığını hissettim dile anlattı. Ardından hala tedavisi süren saçkıran başlamış zaten.
Durum şöyle olmuş depoya konan eşyalar satılmış ve evin kredisi kapatılmış yaklaşık 5 ay önce satılmış bile. Yasal olarak hiçbir hak iddia edemiyor yani. Zaten kahredip dönüp arkasına gidiyor. Dava açmayı gururuma yediremedim, çok sevdiğim nişanlımın beni dolandırdığını kimseye anlatmak istemiyorum dedi. Sonra da tayin isteyip kendi memleketinden çok uzak bir yere Konya’ya geliyor. Kendi kabuğuma gizlendim yaşamaya çalışıyorum şimdi dedi. Ama yine de bu hikâyenin bilinmesini de istedim. Ben kimseye anlatamam ama siz yazar mısınız dedi.
…… beyin hikayesini isteği üzerine hiç yorum katmadan yazdım. Yorumlar vicdanlarımızda filizlendi zaten. Bu haftanın şarkısını…… beyin sesi olarak dinleyelim. Soner Arıca ‘Vefasız’. Sözleri Selim Aysan’a müzik Soner Arıca’ya aitmiş. Biraz ….. beyin nişanlısına haykırın biraz da hayatınızdaki vefasızlara. ‘Söz vermiştin ama sen beni aldattın’
Görüşmek üzere, mutlu kalın…



