Hiç Kimse Göründüğü Kadar ‘…………….’ Değildir.
Birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Hepimizin çok iyi tanıdığımızı düşündüğü yakınlarımız var. Sevdiği ve sevmediği renkleri, yemekleri, şarkıları biliriz, geçmişlerine ait öyküleri, geleceğe dair düşleri. Bu bilgiler ışığında deriz ki bir durumda böyle davranır, mutlu olur mutsuz olur, tepki verir görmezden gelir vs vs. Ancak yanılma olasılığımız hiç göz ardı edilemeyecek kadar büyük olabilir. Çünkü hiç kimse göründüğü kadar ‘...…………’ değildir
Sınırlar aşıldığında ya da ansızın gelişen bir durum karşısında gerçekle karşılaşırız. O kişi adına bildiğimizi sandığımız belki de kabul ettiğimiz kesinliklerin aslında esneyebildiğini ya da tam aksine keskinleşebildiğini bazen hayretle bazen de takdirle izleriz. O söz konusu durum geçince durup düşünürüm. Zaman zaman kırılıp üzülürüm bildiğimi sandığım gibi değilmiş diye.
Çok zarif bildiğimiz bir kadının kötü sözcüklerle konuştuğuna, çok cömert bildiğimiz bir erkeğin bir kilo domatesin parasını ince ince hesapladığını görebiliriz. Madalyonun diğer tarafında ise iki lafı üst üste koyamayan bir kadının binlerce sayfa kitap okumuş bir kültür hazinesi olduğunu görebiliriz. Sonra serseri gibi görünen bir delikanlının yaşından büyük bir olgunluğa sahip olduğunu, hayatı güzelleştirebilecek projeleri olduğuna şahit olabiliriz. Sonra iyilik abidesi görünen insanların aslında o kadar da iyi olmadığını fark edebileceğimiz gibi kötülükle bezenmiş dediğimiz insanların iyi taraflarını görüp şaşırabiliriz. İnsanoğlu söz konusu iken her şey mümkün netliği bizi biraz daha az şaşırtır tabi.
Kimin neyi neden yaptığına dair kendine ve topluma iletebileceği bir açıklaması vardır diye düşünüyorum. Olmak istediği kişi gibi davranabilir insan ya da beklenen bir davranış kalıbı vardır, bu kalıbın dışına çıkmak istemeyebilir. Bunun için de geçerli sebepleri vardır kim bilir? Herkes oyuncudur biraz, dünya da bir tiyatro sahnesi zaten. Yaşanılan anın tekrarı telafisi yok aynı tiyatro gibi. O zaman en iyisi mümkün olduğu kadar güzel geçmek Allah’ın bize ikram ettiği dünya sahnesinden.
Oyunculuk, sahne demişken; geçen hafta kısacık bahsetmiştim Sanathane Konya’dan. Bizler yaşamın pek çok değişik alanından bir araya geldik. Hepimizin süre gelen bir iş, aile, komşu, akraba hayatı var. Her birimiz bu döngünün içinde kendimize bir alan açmayı istemiş, samimiyet ve özveri ile bir araya gelmiş insanlarız. Yoruluyoruz ama emeklerimizin meyvesini aldığımız zaman yeni ve daha büyük yorgunluklara seve seve yelken açıyoruz. Hepimiz Sanathanemiz için ne yapabilirim niyetiyle varız orada. Bir yandan eğitimlerimiz devam ederken oyunlarımız seyircisiyle buluşmaya devam ediyor. Bu güzel oyunlarımızdan birisi ‘Dörtokkalı Gül Ali’. 17 Mayıs 2026 Pazar günü 8. kez seyircisiyle buluşuyor. Cumhuriyet ilan edilmeden önceki döneme tarihlenen oyunumuz Konyamızın o güzel ayrıntılarını da barındırıyor. Sosyal medyadan Sanathane_konya hesabına giriş yaparak bilgi edinebilir, biletlerinizi alabilirsiniz.
O zaman bu haftanın şarkısı Gül Ali olsun. Müzik için, emek için, sanat için, aşk için dinleyin bu hafta. Görümsek üzere, mutlu kalın…

