Bayram Simidi
Çok şükür Allah’a yine bir Kurban Bayramı’na daha kavuşuyoruz. Telaşlıyız, özellikle kadınlar ama mutluyuz. İkramlık baklavalar, sarmalar, çikolatalar düşünülüyor hele temizlik başlı başına telaş konusu. Bayramlık giysilerin hazırlanması da başka bir telaş konusu. Erkeklerin sorumluluk ve telaşları ise daha çok maddi tarafta tabi.
Hele küçük bir kız çocuğu iken bambaşka heyecan, telaş idi bayramlık. Yaşıtım erkek çocuklar için de önemliydi mutlaka ama kendi dünyamızı daha iyi biliriz ya ondan diyorum. Benim bayramlıklarım hep evde dikilirdi. Hatta her bayram günü için ayrı ayrı üç tane bayramlık. Hiç kimsede aynısı olmazdı Allah’ım ne mutluluk ne mutluluk. Arife akşamı annem ya da ablam ütüler hazırlardı. Kurban Bayramı’nın ilk günü kurban kesilirken münasip bir giysi de ayrıca hazır olurdu. Ve evet 10 yaşına gelene kadar o muhteşem kırmızı rugana ayakkabı olmazsa olmaz hiç eskitmeden bayramlarda öyle mutlu giydim ki.
Arife günü akşamı üç tekerlekli motorla gelen kurbanlığın bodrumdaki kömürlükte geçici konaklaması vardı birde. Hemen hemen bütün komşularımızın kömürlüğünden yükselen mee mee sesleri bayramın geldim demesiydi.
Bayram sabahı babamı kapıda karşıladığımız an başlamış olurdu bayram. Güzel mis gibi ama mutlaka cami avlusundan alınan kara tava simitli bir kahvaltı. En güzel simit babamın bayram sabahı getirdiği simittir ve tartışmaya kapalıdır benim için. Keyif keyif kahvaltıdan sonra sıra bayramlaşmakta. Hepimiz babamın elini öperdik ve en güzel annem öperdi babamın elini.
Büyüdükçe bayramlıklarımı kendim seçtim aldım. Ama toprağa gidene kadar annem her bayram bir çorap bile olsa bayramlık aldı bize. Babam da gidene kadar da hep öptük ellerini, ne büyük servetmiş.
Kurban kesiminde hepimiz inerdik, görürdük kurban kesimini. Ayrıca psikolojimiz falan da bozulmadı bırakalım bu güya entelektüel cümleleri. Sonrası tahmin edilen gibi yemekler, tatlılar, kahveler, sohbetler sohbetler… Hatta eskiden bayram için tütün mamülü alınırdı misafirler için. Bu babamın işiydi. Bizde üzerinde Silahlı Kuvvetler yazanlardan da olurdu. ‘Başçavuşumun ikramı başka’ diyerek yakarlardı komşu amcalar. Bakırdan yapılmış kıvrak belli küçük bir kadeh, kibritlik ve kül tablaları bayramdan bayrama çıkardı ortaya. Evlerde içilirdi de annem nasıl izin veriyordu buna acaba diye düşünürken gülümsüyorum şuan.
Nerede o eski bayramlar diye insan içinden şöyle bir geçiriyor. Eeh güncelleme geldi tabi ama çok şükür hala neşeyle, heyecanla hazırlanıyoruz bayramlara. Kurban kesmek için güzel güzel alanlar yapıldı. Hele besi çiftliklerindeki düzenekler ne kadar da kolaylaştırıyor işi. Diğer yandan o kurban kesme işlerini yapamayacağını düşünenler internet üzerinden bağışlıyor nasıl güzel kolaylık. Kendi evinde pişirmeden en iyi yerlerinden ayırıp evin çocuğu ile gönderenlerin ve kurban alamamış bir babanın mahzunluğunu silmek için kurbanlık götüren o eller yaşı kaç olursa olsun öpülür.
Bayram gününü tatil olarak da değerlendirebiliyoruz bazen, sitem etmeye gerek belki de anılardan kaçılıyordur kim bilir? Boş verelim sorgulamayı bir çorap bile olsa bayram hediyesi alalım birbirimize.
Artık kırmızı rugan ayakkabım yok ama olsun yine de heyecanlıyım gerçekten. Mutluluğumu, neşemi, heyecanımı boğazıma dizen, burunumun direğini ince ince sızlatan, hıçkırıklarımı ve heyecanımı yüreğime hapseden özleme de ne desem bilemiyorum.
Neyi, kimi daha çok özlediğim için bu gözyaşları onu da bilmiyorum. Annemi babamı mı, bayram neşemi mi, bayramlaşırken herkesin birbirine sade, içten samimiyetle sarılmasını bilmiyorum. Hadi bu özlemlere yapacak bir şey yok da şu bayram simidi bari babamın aldığı simit gibi olamaz mıydı?
O zaman bu hafta iki tane dinleyelim mi? Yüreğimde hapis hıçkırıklarım için ‘Baba bayramınız mübarek ola’ söz müzik anonim. Bayramda artık eli öpülemeyen babalar için, artık bayram hediyesi bir çorap bile alamayan anneler için dinleyelim.
Ağlarken gülümseyen ben için de o meşhur müzik dinlediğimiz uygulamaya Şehnaz Longa yazın ardından gelenleri de dinleyin bayram neşemiz için.
Görüşmek üzere, mutlu bayramlar, mutlu bayramlar…

