Kutunun Dışı 16
GÖLGESİNE BİLE BASILMAZDI...
Merhaba sevgili okurum.
Bu hafta çirkin, kan kırmızı bir haberle dağlandık. Bir meslektaşım en menfur biçimde canından oldu. Lafı sözü bitmeden, bırakacağı mirasa son şeklini veremeden uçmağa gitti. Ardından boğazlar kuruyana dek ağıt yakıldı, gözyaşları akıtıldı, Allah´tan rahmet dilendi, sosyal medyada paylaşım paylaşım üstüne oldu. Kalıp sözler, temenniler de imdada yetişti. Ancak vaktinden evvel solan bir çiçek için suya yazılmış bir yazı kadardı ömürleri.
Şimdi, herkes bagajına eklediği bir kabusla daha yoluna devam edecek. Bazıları pek de umursamadı zaten ya da öyle yapmak istedi. Sırtındaki yük öyle ağır geliyordu ki bir yenisine yer açmadı. Kendince o da haklıydı. Zaten kim haksızdı ki bu platformda ya da suçluydu?
Detayların da çok önemi yoktu. Öksüz kalmış bir çocuk için öksüz kalmasından başka bir detay olabilir miydi?
On bir ayın sultanı hafızalarımıza bu yıl ne yazık ki böyle kazındı.
Unutulur...
Her şey gibi.
Ama izleri hiç silinmez. Bir an gelir ve unutulan her şey rengine, tadına, kokusuna, iliklerine dek hatırlanır. Ahiret diye bir zaman mefhumu varsa ki var, bu geçmişin asla geçmişte kalmadığı anlamına gelir.
Bir öğretmen öldü. Bir anne öldü ve yine bir kadın öldü.
Suçlu cezasını görecektir elbette ama bu öksüzlüğe herhalde çare olmayacaktır ya da yitip giden bir hayatın bedeli karşılanamayacaktır.
Belki önce birey sonra da toplum olarak bir öz değerlendirme yapma ve bir öz karne verme zamanı gelmiştir ve hatta geçmiştir. En azından yaşanan acıdan sağlam bir öğreti çıkarılabilir. İdrak edilmesi gereken nokta toplumsal ve küresel düzlemde olan biten her şeyde biz insanların bireysel ölçekteki paylarımızı fark etmemiz. Aksi takdirde tamamen etkisiz, aciz elemanlar oluyoruz ki bunun da çok masumane bir şey olduğunu sanmıyorum.
Aynı zamanda “Kadınlar Günü” haftasındayız. Kadın ölümleri manşetten düşmeye niyetlenmedi ama. Kulaklara, gözlere servis etti kendini. “Beni hatırlayın.” dedi. Biz de “Hiç unutmuyoruz zaten” dedik.
Dünya ölümlü ama o bile razı değil artık bu denli hoyratlığa. İnsanın zulmüne, bencilliğine tahammülü kalmadı. Ortalığı ateşe verip sonra da şikâyetlenen ve hiç sorumluluk almayan insan yığınlarından harap ve bîtap düştü. Herkes yakasına yapışmış ve ondan alacaklı. Oysa anlaşması vardı ezelden insanın. Kalu bela idi onun adı ve dünyaya ışığı, barışı güneşi getirecekti. Yediği elmadan beri pişmandı güya. Ama asırlardır birbirini ve doğayı katletmekle meşgul. Daha fenası herkes masum. Herkesin parmağı havada öbürünü gösteriyor. Zihni berrak değil, ruhu tatmin değil, kalbi teslimiyette değil. Hakikat bu. Ama bunu da inkârda ve parmağı hep havada. Dedim ya. Günah keçileri ve suçlular başka evlerde başka ülkelerde hatta başka gezegenlerde.
İnsan beğenmedi hiçbir şeyi. Dünyayı da diğer insanları da. Bahaneleri bavullar dolusuydu. Dünya kavanoz dipliydi, öbür insanlar baştan ayağa yanlıştı. Her bir şeyi o küçücük aklıyla hadsizce kendisi yapmaya kalkıştı. Erkekler bencildi, kadınlar kötüydü, evlat deniz suyu gibiydi, Allah iki iyiliği bir arada vermezdi, yazlar çekilmezdi, bahara güven olmazdı. Kış mevsimini zaten hiç sormamak lazım gelirdi. Savaşmak ve öldürmek kaçınılmazdı; çünkü diğeri ahlaksızdı, bilgisizdi, onu yola getirmeliydi. Binlerce yıldır, nam-ı diğer eşref-i mahlûkat türdaşlarımız icabını yapıyor. Bedenler bedenleri kesiyor. Kan akıyor. Ama doyum olmuyor demek ki kana, acıya. Gölgesine basılamayacaklar bir çırpıda mezara konuyor ve Allah´tan rahmet dileniyor.
Bu arada elma mevzusuna gelince o elma sakın insanın dünyaya, yaşama yüklediği bencilce yargıları olmasın?
Nesiller boyu havada kalan parmağını sokmadık göz bırakmayan insan ne zaman duracak? Ne zaman susacak ve içsel çağrısını duyacak? Belki de insanı anlamaktır ama gerçekten anlamaktır adına sınav dedikelri asıl mesele.
Can okurum. Bu yazıyla karşılaştığın an sen bir kadınsan, Kadınlar Günü´nü kutlarım. Sen bir erkeksen senin de Erkekler Günü´nü kutlarım. Böyle bir gün yok dersen de yaşamda olmayan bir gün yoktur. Burası “Kutu´nun Dışı”, biliyorsun. Burada kal. Devamı gelecek... Ve değerli olduğunu hep hatırla.



