Aklımdakiler Köşesi
Lâ Süpürgesiyle Dünya Turu 12
Aşk öyle bir denizdir ki dibi görünmez ya yüzmeyi öğrenirsin ya da boğulmayı göze alırsın, demiş Tebrizli Şems. İyi ki söylemiş. İşimizin ne kadar zor olduğunu hatırlatmış. Sağ olsun. Var olsun. Çünkü yaşam aslında büyümemiz için yaratılmış bir ölümlü illüzyon. Acıyacak yani. Hamdım, piştim, yandım masal değil ki. Söz değil o sadece. Aşk sende zaten. Bende. Onu dışarıda zannetmek büyük gaflet. Bazen somutlaşır fiziksel dünya gereği. Bir kadın olur, erkek olur, evlat olur, aile olur, makam olur, olur da olur. İçtiğin bir yudum kahve de aşktır, gezip gördüğün, yiyip doyduğun da. Ateş çemberinden sonra eriştiğin şifalı bilgelik de. Bana sorarsan araftır aşk. Dibi o nedenle görünmez. Can yeleklerini üstünden atmanı talep eder. Doğmak bir aşktır. İsteyerek mi doğdum? Evet. İmzaladığın sözleşmeden belli. Kalu bela. Evet dedin çoktan, uyudun kaldın sonra. Büyülendin. Çok normal. Sisifos gibi koca bir kayayı dağın zirvesine taşıyor sonra onun saniyeler içinde acımasız yuvarlanışını biteviye izliyorsun. Gözlerin bebek kadar masum. Gözler hiç yalan demez ve hiç yaşlanmaz. Sisifos miti en bilindik mitlerden. İnsanlığın çok tanrılı inanç geliştirdiği dönemlerde ne günah ettiyse artık ceza verilmiş ona. Az önce dedim. Hiç hedefe varmayacak bir yolda alın teri dökmek. Belki Sisifos büyük fedakârlık yapıyor. Biz emir almanın zihinsel kolaylığını terk etmediğimiz sürece Sisifos´un çilesi bitmeyecek. Üstün güçler boşuna vermedi o cezayı. Düşünmenin fiziksel bir yükü var. Keşfetmenin ve onu dünyada işletmenin bir bedeli var. Sisifos, direniyor. Soluk soluğa çıkarıyor o kayayı en yukarıya. Ama kaya en dibe yuvarlanıyor pes etmeksizin. Sisifos, sesleniyor artık sorumluluk al diyor bugünün modern insanına ne kadar modernsek işte. Kan akmaya, bedenler birbirini doğramaya devam ediyor modernlik de kurtaramadı bizi aslında. Hadi bunca emeğin hakkı zayi olmasın, modern diyelim, çağdaş diyelim. Bedeni doğrayamasa da duyguları biçiyor, ruhları öldürüyor, görünmez giyotinler var, enerjetik hapishaneler, Allah´a verilen sözleri unutturan güncel zindanlar. Kokmuş kalıplara sarılan süslü ambalajların devri şimdi. Çünkü düşünmek yüklerin en ağırı geliyor. Hazır çorbadan daha çok satılıyor hazır fikirler. Oysa gerçek sağlık ve iyilik özgünlük bahçesinde yeşeriyor. Yapma çiçeklerin gölgesinde kaldı ama güzelim cennet. İnsan aldanmayı marifet bildi. Unutmayı ve kibri çöpe atmamakta ısrarcı. Parmaklar diğerinin gözünü oymak için beklerken maskeli yüzler ardında mutantlar bekliyor. Samimiyet yok. Çünkü o da ancak düşünen ve özgün kişinin armağanı. Ama fark ediyor insanlar bir bakışta. Aşk denizinde kıyıda bekleyenler korkuyu bir kenara atıp dalış yapmaya başladılar. Yüzmek ve yaşamak arzusu arasındaki bağlantı idrak ediliyor bebek adımlarıyla belki ama çok güçlü bebek adımları. Yumuşaklığı ölçüsünde kararlı bir melodi dolaşıyor uzay boşluğunda. Ayın gelgit olayı gibi ya da asırlık bir ağacın kökleri gibi yüksek bir güvenle tüm yaratılış tazelenmeye bıraktı kendisini. Çünkü mesele köklenmek. Merkezlenmek. Dalgalar kıyıya vurur ve geri çekilir. Ama bu daha büyük hızla geri gelmek içindir. Boğulmayı göze alanlar boğulmayacak. Denizlerin yarılması hikâyesi bitmedi ki. Her devir vizyonda oynayan film aynı. Değişim yanılsamasındayız sadece. Yoksa hep aynı nakarat. Bıkmadan, kırılmadan bekliyor Allah seni, beni, hepimizi. O hep orada. Kâbus gören bir çocuğun anne babasının başını okşadığı gibi uyanmamızı bekliyor. Yok böyle şefkat. Ah şu kapımızı biraz kapatabilsek ruhsuz cümlelere ve aşksız insanlara. İnsan olmanın şükranıyla katıksız bir vuslat yaşayabilsek, son gün bile olsa dikebilsek o ağacı yere, başımızı kaldırıp selam versek göğe. Kimin lafı hatırlamıyorum, yeteneklerimizin sahibi değiliz, kölesiyiz diyor. İmza atılacak türden. Efendilik ve kölelik de iç içe bu gezegende bence. Virtüöz için kemanı ve ürettiği sanat, mest ettiği insanlık her halde onun efendisidir. Aldığı ilhamı burada somutlaştırdığı için de yaşamının efendisi olmuştur. İlahi sistemin bizi atadığı vazifenin kölesiyiz. Aşk denizi işte bu. Besmeleyi çekip başlayalım. Süpürgemiz emrimizde. Düşünelim, taşınalım. Aklımızı kiraya vermeyelim. Süpürelim tortuları, yürüyelim yolları. Tek seçeneğimiz zaten bu. Mesele gecikmemek. Vakit yok, gemi kalkıyor. Nuh´un gemisi aşk denizinde…



