Açık

22°C
Konya

Aklımdakiler Köşesi

Kayıt Tarihi: 23.06.2026 20:53 - Son Güncelleme: 15.07.2026 22:40
YAZI
A

Lâ Süpürgesiyle Dünya Turu 1

“Anla beni. Sıradan bir dünya gibi değilim. Deliliğim var, başka bir boyutta yaşıyorum ve ruhu olmayan şeyler için zamanım yok.”

Ruhu olmayan hiçbir şeye bir saniye dahi ayırmak istemediğim bir evreye girdi zihnim. Kalbim vakit kaybetmeden şapka çıkardı zihnimin kararına. Bekleyişi uzun sürmüştü ve sabrının büyüklüğüne rağmen yorgunluğu gözlerinden okunuyordu. 

Evet yorulur kalp ve kriz kriz yaşar yıllarını. Sesini duyuramaz içinde attığı bedene ve sonunda tık diye duruverir bazen de. İntikam alış değildir bu, çaresiz kalmışlığın son hamlesidir. Ama işte insancık ölüverir o anda. Hep şahit olmuyor muyuz gencecik ölümlere? Ama o ölümün o andan belki günlerce, haftalarca hatta yıllarca önceden bağıra bağıra gelmekte olduğunu hiç bilmiyoruz. 

Charles Bukovski´nin baştaki cümlesini çok anlamlı buluyorum hem de hayati boyutta. Çünkü anlamsızlık, anlamını bulamamışlık zaten bir ölüm hali. Varoluş deneyimini sürdürmede bir araç olan beden o anlamdan kopuksa kalp greve gidiyor bildiğin. Bırakıyor işi. Emeğinin hakkını alamıyor çünkü. Niye atayım ki diyor kendince. Bal gibi de haklı. Niye atsın?

Sen, ben, çalışıp da paramızı alamadığımız bir işi devam ettirebiliyor muyuz?

Ya da görülmediğimiz, anlaşılmadığımız bir yerde, bir ilişkide kalabiliyor muyuz?

İş, organlara gelince akletmiyoruz ama. 

Organlarımız konuşacak oysa ahirette.

Böyle öğrettiler bize biliyorsun.

E konuşuyorlar işte.

Bangır bangır, ben hastayım diyor mesela boğazın, öksürük avaz dolaşıyorsun günlerce. Yutmuşşun kural diye uydurulmuş çer çöpü, onlar da içine yara bere olmuş, kaybolmuşsun onun bunun küçük kamu etiğinde, için başka dışın başka türkü söylüyor. Sekiz kolu sekiz ayrı hava çalan bir yaratık gibi yaşamaya çalışırken üst âlemlerin fişini çekme kararıyla morga uzanmış olman da bilmeyen bilirkişilerin “iyi bilirdik” ezgisi eşliğinde güzelleniyor ve sen vakitsizce ebediyete intikal ediyorsun. Belki Fatih´in İstanbul´u fethettiği yaşta bile değildin ya da onu az biraz geçmiştin. Normal şartlar altında İstanbul´un fethi kadar olmasa da muhakkak önemli bir yaşam amacın ve bunu ifa edecek kadar ömrün de vardı. 

Ama unuttun. Anlamını unuttun. Çünkü sana ruhun yerine onun dışındaki herkes ve her şey rehberlik etmeye başladı. Kalbin küstü, zihnin durmadan konuşmayı sürdürdü. Kalbinle bağlantın koptukça zihnin daha bir şimardı. Oysaki Ruh´un kaptanı olmaktı vazifesi. Dünyadaki seyr ü seferde bedeni seyahat ettirecekti. Olmadı. 

Kandırıyorlar bizi. Suret-i Hak´tan görünüp kötücül hikâyeler anlatıyor, boş yere üzüyorlar. Başımıza gelebilecek kara senaryoları düşünürken yolumuzdan çıkıyoruz. Oysa kötülüğün ruhu yok ki. Ruhu olmayan bir şey de zaten var değil. Bukovski´nin dediği gibi zırnık zaman vermeyelim ruhu olmayan her ne varsa bu âlemde. Bizim enerjimizle var olamasınlar. Yalanı gerçek yapamasınlar artık. Kıyafetleri, sözde güçlü hitapları bizi büyülemesin.

Büyü de yasak değil mi dinimizde, imanımızda. 

“Lâ” diye işittiğimiz süpürge bize verilen silahların en güçlüsü değil mi? O´ndan başka ilah yoktur. E daha ne? O da sevgi, varlık, cennet demek zaten. Kötülere ve kötülük sevdalılarına Gerçek Aşk´ı anlatma zamanı gelmedi mi? Onlar aldanmışlar, bizi de aldatmaya çalışıyorlar. “Lâ” süpürgesine binelim ve dünya turuna çıkalım diyorum. Bu kez rehberimiz sadece ruhumuz olsun. Bir şekilde bu yazı düştüyse önüne sen kalbi anlamını bulmak üzere atmaya başlayanlardansın. Seyahatimiz sürecek… 



ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları