Aklımdakiler Köşesi
Lâ Süpürgesiyle Dünya Turu 9
Yeni bir ülke bulamazsın
başka bir deniz bulamazsın
Bu şehir arkandan gelecektir,
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın.
Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre
geleceksin sonunda.
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada,
bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir
Bütün yeryüzünde de.
Kavafis´in “Şehir” adli şiirinden dizeler ve çok anlamlı dizeler bence.
Çağdaş Yunan şiirinin en özgün şairlerinden biri olarak kabul ediliyor Konstantinos Kavafis. En bilinen şiirlerinden biri de bu Şehir şiiri. İnsanın kendisinden kaçamayacağını anlatıyor. Geçmişinden, iç dünyasından kaçamaz insan. Kaçamayız. Şehirler değiştirsek de mümkün olmaz bu. Ardımızda bıraktığımızı düşündüğümüz şehir uğurlamaz bizi gerçekte. O şehir bizim ta kendimizdir. Bizden çıkmadır. Ne kadar farklı zannedersek yaşadığımız mekânı, o kadar aynıdır aslında. O şehir aynamızdır. Ayak bastığımız yer, “biz” olur ve her saniye daha da kuvvetlenir o “biz.”
Yolculuk yapmak zorundayızdır yine de. Seçimimize bağlı bir lüks değildir. Eşyanın tabiatıdır. Çünkü içimizdeki hakikati keşfetmek için tek rehberimiz yoldur. Yaşadığımız şehrin, okyanustaki bir damlanın o okyanusun tamamını barındırdığı gibi tüm dünyayı hatta tüm yaratımı barındırdığını idrak etmek için yola koyuluruz. Gece gündüz gideriz Âşık Veysel´in dediği gibi. Vicdanlarıyla bağları yüksek insanlar hep aynı dili konuşurlar başka lisanlarda. Onlar hem dünya ile hem herkesle çok iyi anlaşırlar. Sorunları şehirlere, kuşlara, iklimlere, genç kuşaklara ya da zamana fatura etmezler. Kavafis´in bir başka şiiri “İthaki” gibi yolculuğun kendisini hedeften daha çok önemserler. Mutluluk aracı yapmazlar ötekini. Ötekileştirmezler de. Mutluluk yoldaki yan ürünlerden biri olur. Zaten hayatın amacını da salt mutluluk olarak görmezler. Görmüyorlardır yani. Veysel görmüyordu. Ama vicdanı pek çoğundan ileriydi. Gerçeği o kadar görmüştü ki beden gözüne gerek kalmadı.
Dön dolaş insanın kaderi aynı. Keder, kader, huzur hep iç içe. İnsan belki başka diyardan da dünyaya kaçak geldi ama bu kez de o başka diyarın anıları eteklerine yapışmış vaziyette. Belki oraların acılarını sürükledi buraya ve dünya ağlıyor kurtarın beni diye. Ne leyla Mecnun ne Romeo Jülyet kurtaramadı. Aşk ile yaratılsa da dünya aşka yüz vermedi. Şehirler de kusmak istedi hem gelenekseli hem moderni. İkisini de insanın batıl inançları olarak gördü. Durmak istedi aslında ay ve güneş. Tatil onların da hakkıydı. Olmadı. Dünya ağlamayı sürdürüyor arada deli gibi kahkahalar atarak. Ben diyorum ki mitolojilerdeki canavarlar uyansın da kurtarsın dünyayı. Çünkü onlar gerçek. Efsaneler gerçektir çünkü. Gerçek hayat başka diye kandırıyorlar bizi. Oysa her şeyi tersten okumanın zamanı geldi. Âhir zaman. Lâ ile âhire uçuş başladı…



