Aklımdakiler Köşesi 8
Bir Avazı Yerde Bir Avazı Gökte Dev Hanımın Gülüşü
Merhaba can.
Bir bayram daha geride kaldı. Gerçi bana her gün bayram olduğu için, bin şükür, bir şölen havasında sürdürüyorum yaşamımı. İnanmadın mı?
Elbette inanmadın. Haklısın da. Ben de inanmazdım buna. Çünkü ne yazık ki kelebek ömrü kadar olan vaktimin her saniyesini neşe ve çalışkanlık ile geçirmek yerine ıvır zıvıra takılıyorum haylice.
Tıpkı senin gibi.
Ama mücadele ediyorum acizane. Gece gündüz tevekkül, teslimiyet ve şükran çiçekleri açmak için. En azından akıl düzeyinde bu yola girmeliyim türünden bir kanaate vardım. Bilgi ile hâl olma kısmı muhakkak tam bir adanış isteyecek bu kardeşinizden.
Adanmak, evet, anahtar kelimemiz bu.
Saçmalama, her an nasıl mutlu, huzurlu olunur desen de mümkündür can dostum. Sihirli bir cümlemiz de var, şimdi fısıldıycam, iyice aç kulaklarını, kulakların yetmez yalnızca, kalp gözünü de aç:
“Ben bilmiyorum, Sen Biliyorsun.”
Evet, O, biliyor.
“Allah adın zikr idelüm evvela
Cümle işte vacib oldur her kula” diyen Süleyman Çelebi´ye içinde bulunduğumuz asırdan muhabbetlerimi yolluyorum. Elmanın kaderini armuttan ayıran Rabbimiz´in hepimize münasip gördüğü bir alınyazısı var. O´na meyledelim, gerisine yüz çevirelim, inşaAllah.
Bir avazı yerde bir avazı gökte Dev Hanım, öyle yaparmış. Pirelerin berberlik ettiği, Kafdağı´nın inci mekân bilindiği, er ve hatun kişilerin dost oldukları, barışta yarış edildiği, öz ile sözün bir olduğu, ay ve güneşin nur üstü nur saçtığı, şifanın kol gezdiği, sofradan doymadan kalkıldığı, bir fincan kahvenin milyonlarca yıllık hatra bedel biçildiği zamanlarmış.
Dev Hanım, adından belli, dev imiş bütün parçalarıyla. Gönlü daha devmiş bir de. Yaradılışı kucaklamak için doğmuş o. Öksüz ve yetim derlermiş ahâli onun için ama külliyen yalanmış. Bir avazı yerde bir avazı gökteymiş. Gülüşü on sekiz bin âleme şifa imiş. Hastalık, yokluk, Dev Hanım´ın mesken tuttuğu yerlere uğrayamazmış. Tir tir titretirmiş insancıkların canını sıkan en ufak zerreyi bile. Öyle güç gösterisi, korkutmaca falan yapmazmış, sakın ha öyle anlamayın.
Dedim ya, bir avazı yerde bir avazı gökte gülüşüyle ormanlarda alevleri söndürür, bedenlerde ve ruhlarda acılara nihayet verirmiş. Büyücü demişler ona kimi insancıklar. Ürperirlermiş bazıları da. Görüntüsü alışık oldukları türden değilmiş. Gözleri, dudakları ve ağzı kocamanmış. Çok güzelmiş ama onlar, kocamanlıkla güzelliği yan yana konduramıyorlarmış. Koşullandıkları bir güzellik algıları varmış. “İnsan ve limitli düşünceleri işte.” diyerek yine gülüş çiçekleri açarmış Dev Hanım. Masal bu ya.
Hadi gerçekse. Hadi “gerçek” bildiklerimiz sadece bir rüya ise…
Bir bakın bakalım çevrenize, kimler şifa kimler yara size. Bu haftalık ödevimiz olsun, alıcı gözle bakalım ablaya, kardeşe, teyzeye, dayıya… Aynaya da…
Dev Hanım´dan mesaj var: Ben ve Kaf Dağı´m gerçek. Gelirseniz yeriniz hazır diyor. Bilgeleşmeye devam.

