Hasan Özdemir: Betonun Değil, Vicdanın Dayanıklılığı

Kentler büyüyor…
Her gün yeni bir temel atılıyor, yeni bir bina yükseliyor, yeni bir proje "modern yaşam" vaadiyle hayata geçiriliyor.
Vinçlerin gölgesinde şehirler değişiyor; ama aynı hızla değişmeyen tek şey, insanın güven, adalet ve yaşanabilir kent özlemi.
İşte tam da bu noktada akla şu soru geliyor: Bir yapıyı gerçekten değerli kılan nedir?
Mimarlar "tasarım" der
Mühendisler "taşıyıcı sistem" der
Müteahhitler "getirisi" der
Hepsi doğrudur.
Ama eksiktir.
Çünkü hiçbir bina, onu inşa edenlerin vicdanı kadar sağlam değildir.
Bugün mimarlığı yalnızca bina çizmek olarak görmek büyük bir yanılgıdır.
Mimarlık; bir çocuğun güvenle oynayacağı parkı, yaşlı bir insanın rahatça yürüyebileceği kaldırımı, engelli bireyin kimseye ihtiyaç duymadan ulaşabileceği kamusal alanı tasarlamaktır.
Yani aslında duvarlardan önce yaşamı inşa etmektir.
Ne var ki günümüzün hızlı üretim anlayışı, çoğu zaman kaliteyi değil niceliği ödüllendiriyor.
Daha yüksek binalar, daha fazla metrekare, daha büyük projeler…
Fakat kentlerin ihtiyacı her zaman daha büyük yapılar değildir; daha doğru yapılardır.
Bugün yaşadığımız pek çok kentsel sorun teknik bilgi eksikliğinden kaynaklanmıyor. Mühendislik hesapları yapılabiliyor, projeler çizilebiliyor, teknolojinin sunduğu imkânlar her geçen gün gelişiyor.
Eksik olan çoğu zaman hesap makinesi değil, vicdan terazisi.
Yeşil alanların betonla buluşması,
Ekonomik gerekçelerle imar artışları,
Kamusal alanların giderek daralması ya da plansız kentleşme.
Bunların hiçbiri sadece teknik hata değildir.
Bunlar aynı zamanda etik tercihlerdir.
Etik denildiğinde birçok kişinin aklına yönetmelikler ya da meslek kuralları geliyor. Oysa etik, yazılı kurallardan önce insanın kendi kendine sorduğu basit ama güçlü sorudur:
"Bunu yapabiliyor olmam, bunu yapmam gerektiği anlamına gelir mi?"
Belki de bütün mesele burada düğümleniyor.
Bizler bazen projedeki birkaç santimetrelik ölçü farkı için günlerce tartışıyoruz. Ancak aynı hassasiyeti toplumun geleceğini etkileyecek kararlarda her zaman gösteremiyoruz.
Oysa birkaç santimetrelik hata projeyi değiştirir; birkaç etik hata ise şehirlerin kaderini...
Mimarlık tarihi bize çok sayıda görkemli yapı bıraktı.
Fakat toplumların hafızasında yer eden eserler yalnızca estetikleriyle değil, insan hayatına duydukları saygıyla değer kazandı.
Çünkü iyi mimarlık, sadece göz doldurmaz; güven verir.
Bu nedenle "iyi mimar" tanımını yeniden düşünmenin zamanı geldiğine inanıyorum. İyi mimar; yalnızca güzel çizen değil, doğru karar veren kişidir.
Çevreyi koruyan, kamu yararını gözeten, geleceği bugünün kazancına feda etmeyen kişidir.
Sonuçta mimarlar yalnızca bina üretmez; kent kültürünü, yaşam biçimini ve gelecek kuşakların hafızasını da inşa ederler.
Belki de bu yüzden her projenin imza bölümünde görünmeyen bir cümle bulunmalıdır:
"Bu eser yalnızca hesapla değil, vicdanla tasarlanmıştır."
Çünkü en güçlü kolon beton olabilir.
Ama en sağlam temel, her zaman etik olacaktır.
Sağlıcakla kalın
MİMAR HASAN ÖZDEMİR
YORUM YAP
Komşu ilde borç anlaşmazlığı 2 can aldı: Katil zanlısı saklandığı evde yakalandı!
Başkan Altay: “Gelin, Sadece Midelere Değil, Ruhlara da Hitap Eden Konya’da, Lezzetin Başkentinde Buluşalım”
Yer Konya... “7 Yıldır Hayatımı Zindana Çevirdi”: Saplantılı Kuzen Dehşeti!
Konya Büyükşehir’den Gönüllere Dokunan Vefa Umresi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast timinde yer alan FETÖ'cü, MİT'in yüz tanıma sistemiyle tespit edildi
Konya'da bebeğiyle yürüyen başörtülü anneye çirkin saldırı: Daha fazla üremeyin, yobazsınız
Başkan Altay Konya’nın Coğrafi İşaret Tescili Alan Ürün Sayısının 91’e Ulaştığını Açıkladı


