Konya'dan üç ders: İnsan olmak, sorumluluk, kardeşlik

Kayıt Tarihi: 29.09.2026 19:49 - Son Güncelleme: 21.10.2026 22:31
YAZI
A

Bazı şehirler vardır; adı geçtiğinde yalnızca coğrafya çağrışmaz, bir duruş, bir omurga, bir medeniyet çağrışır. Konya, işte böyle bir şehirdir. Selçuklu'nun başkenti, Mevlânâ'nın diyarı, ama her şeyden önce tarih boyunca mazlumun yanında, zalimin karşısında durmuş bir şehirdir. Geçen hafta Konya, bu kimliğini üç ayrı gündemle bir kez daha tüm Türkiye'ye hatırlattı: Birinde umut vardı, birinde yürek burkan bir sorumluluk, birinde ise tüm dünyaya verilen bir mesaj.


Meram Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen DOST Meram (Meram Down Sendromlu Bireyler Yaşam Destek Merkezi), kuruluşunun 3. yılını kutladı. 21 öğrenciyle yola çıkan merkez, üç yılda down sendromlu bireyler ve aileleri için umut, eğitim ve dayanışmanın adresi haline gelmiş durumda; eğitimden spora, terapiden mesleki eğitime uzanan geniş bir yelpazede hizmet veriyor.


Bu tablo tesadüf değil. Belediye başkanlığı, asfalt dökmek ve kaldırım yapmakla sınırlı bir görev değildir; bir belediye başkanının gerçek sınavı, sesini duyuramayanların sesi olup olmadığındadır. Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve ekibi, DOST Meram ile tam da bu noktada fark yaratıyor: Down sendromlu çocukların ailelerinin "Çocuğumuzdan sonra ne olacak?" sorusuna verilen en güçlü yanıt, onlara nitelikli eğitim, terapi ve bir topluluk sunmaktan geçiyor. Üç yıldır bu hizmeti sürdüren bir merkez, artık bir projeden öte bir "yaşam destek ailesi"dir.


Ne var ki Konya'nın gündemi yalnızca güzel haberlerden oluşmuyor. Geçtiğimiz günlerde Karatay ilçesindeki özel bir engelli bakım ve rehabilitasyon merkezinde çekilen güvenlik kamera görüntüleri tüm ülkeyi dehşete düşürdü. 2 Haziran'da etkinlik odasına kilitlenen üç zihinsel engelli bireyden A.İ.G., gözlerine parmak sokulması sonucu ağır yaralandı; yaklaşık iki saat süren dehşet anları saniye saniye kaydedildi. Olayla ilgili 5 kişi gözaltına alındı, hasta bakıcı tutuklandı, yargılama sürüyor.


İşte tam da bu noktada DOST Meram gibi merkezlerin önemi bir kez daha su yüzüne çıkıyor. Engelli bakımı bir "ticari faaliyet" değil, bir vicdan meselesidir. Karatay'daki görüntüler, denetimin ve insanî hassasiyetin ne denli hayati olduğunu hatırlatırken; DOST Meram, belediye eliyle yürütülen, şeffaf ve gönülden bir modelin nasıl olması gerektiğini gösteriyor. Aynı şehirde yaşanan bu iki tablo, bize "merkez" kavramının değil, "nasıl bir merkez" sorusunun önemini öğretiyor. Sesini duyuramayanların korunması; hem denetçilerin hem de bu toprakların geleneksel cömertliğinin görevidir.


Ve Konya'nın en önemli gündemine... Bir gelenek olarak Filistin davasına sahip çıkmak, bu şehir için bir moda değil, tarihten gelen bir vecibedir. Kudüs meselesinde bu topraklar her daim ilk sıralarda yer almış; ramazanlarda, miting alanlarında, stadyumlarda Filistinli kardeşlerinin sesi olmuştur. Bu asırlık duruşun en güzel tezahürü, Konya'nın 2026 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Başkenti ilan edilmesidir; bu unvan şehre bir madalya değil bir emanettir ve Konya emanete sahip çıkıyor.


 MEDAŞ Konya Büyükşehir Stadyumu'nda, "Filistin Günü" etkinlikleri kapsamında TÜMOSAN Konyaspor ile Filistin Milli Futbol Takımı, "Evimiz Sizin Evinizdir" sloganıyla dostluk maçına çıkacak. Ücretsiz girilecek ve ulusal ile uluslararası kanallardan canlı yayınlanacak bu gece, sıradan bir karşılaşma değildir; bir şehrin mazluma uzattığı elin, bir medeniyetin mazluma açtığı kucağın timsalidir.


Bu güzel tablonun mimarları ise unutulmamalıdır. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bu işe omuz veren, bu davayı sahiplenen, Konya'nın misafirperverlik geleneğini bugünün en acil insani davasıyla buluşturan isimdir. Altay, bu maçın bir skor müsabakası olmadığını her fırsatta dile getirerek şehrinin vicdanını kelimelere döktü: "İlk defa rekabetin ön planda olmadığı bir karşılaşmaya şahitlik edeceğiz. Bu maçta rekabetten çok kardeşlik olacak... Gazze'den ve Filistin davasından vazgeçmeyeceğiz" 


Bir şehir büyüğünün evini, medeniyetini ve şehrini mazlumla paylaşmaya hazır olduğunun ilanı olan bu sözler, Konya'nın İİT Gençlik Başkenti unvanını bir protokol maddesi olmaktan çıkarıp fiili bir dayanışmaya dönüştürme çabasının da belgesidir.


Elbette bu geceyi mümkün kılan bir diğer öncü de Konyaspor Başkanı Ömer Atiker'dir. Atiker, Konyaspor'u bir futbol kulübü olmaktan öte şehrin ortak vicdanının taşıyıcısı olarak konumlandıran bir yönetim anlayışı sergiliyor: "Yalnız değilsiniz. Konya yanınızda, Konyaspor camiası yanınızda... Konyaspor bu şehrin ortak bir değeridir. O akşam yalnızca takımımızı değil, Konya'nın vicdanını, kardeşliğini ve misafirperverliğini temsil edeceğiz" ​


Bu sözler, bir kulüp başkanının taraftarlığı aşan, siyasetüstü bir insanî duruş sergilediğinin kanıtıdır; sporun köprü, dilin ötesinde bir kardeşlik dili olabileceğinin göstergesidir.


 Teknik Direktör İlhan Palut'un "Filistin Milli Takımı'na karşı oynamayacağız, birlikte bir maç yapacağız" ifadesi de bu ruhun sahaya yansıyacağının müjdesidir.



Altay'ın vizyonu, Atiker'in sahiplenmesi... İkisi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey bir spor organizasyonu değil; bir medeniyet şehrinin mazlumlar için açtığı kollarıdır. Bombaların gölgesinde evlerini ve sevdiklerini kaybeden bir millet var; o millet artık yalnız değil. Bu maç, sınır tanımayan bir zulmün karşısına çıkarılan sınır tanımayan bir kardeşliğin dünyaya ilanıdır. Stadı dolduracak on binlerin sesi, Gazze'nin yıkıntıları arasından tüm insanlığa ulaşacak: Konya burada, Türkiye burada, vicdan burada.


Kalın sağlıcakla...

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları