KTO seçimlerinde kirli kulis ve kirli siyaset!
Konya Ticaret Odası seçimleri yaklaştıkça, iş dünyasında rekabetin kalitesi artacağına, ne yazık ki kulislerin, hesapların ve bel altı siyasetin sesi daha fazla yükselmeye başladı.
Oysa Ticaret Odası dediğiniz yer; kişisel hırsların, makam hesaplarının ve kapalı kapılar ardında kurulan planların değil, Konya ekonomisinin geleceğinin konuşulması gereken bir kurumdur.
Sanayicinin ihracatını nasıl artıracağız?
Tüccarın finansmana erişimini nasıl kolaylaştıracağız?
Konya’yı üretimde, istihdamda ve ihracatta daha ileri nasıl taşıyacağız?
Genç girişimcinin önünü nasıl açacağız?
Bunları konuşmak yerine, birilerinin bütün enerjisini “Kim nasıl devrilir?” hesabına harcaması gerçekten ibretliktir.
Ortada ciddi bir proje yoksa, vizyon yoksa, güçlü bir kadro yoksa geriye ne kalır?
Kulis kalır.
Fısıltı kalır.
Dosya taşımalar kalır.
İtibar zedelemeye yönelik söylemler kalır.
Ve en önemlisi, sandıkta söyleyemediğini masa altında söylemeye çalışanların siyaseti kalır.
ADAY OLAMIYORSANIZ KULİSLE DEĞİŞİM OLMAZ
MÜSİAD çevresinde şekillendiği konuşulan bazı girişimler, uzun süredir Selçuk Öztürk yönetimini hedef alan bir atmosfer oluşturuyor.
Burada açık konuşalım:
Bir kişinin yönetimini beğenmiyorsanız, çıkarsınız.
“Ben daha iyisini yaparım” dersiniz.
Ekibinizi kurarsınız.
Projelerinizi açıklarsınız.
Tüccarın, sanayicinin karşısına çıkarsınız.
Sonra da sandıkta sonucu beklersiniz.
Bunun adı rekabettir.
Ama kulislerde isim aramak, farklı hesaplarla birilerini aday olmaya ikna etmeye çalışmak, kapalı kapılar ardında ittifaklar kurmak ve ardından bunları kamuoyuna “değişim hareketi” diye pazarlamak başka bir şeydir.
Bunun adı demokratik yarış değil, koltuk mühendisliğidir.
Kusura bakmayın ama Konya iş dünyası artık bu numaraları yiyecek durumda değil.
Sanayici de tüccar da kimin ne yaptığını, kimin hangi masada ne konuştuğunu, kimin hangi hesabın peşinde koştuğunu herkesten iyi bilir.
Gelelim kulislerde adı geçen Hasan Angı meselesine…
Hasan abiyi yıllardır tanırım. Siyasetini de, duruşunu da bilirim. Her konuda aynı düşünmeyebiliriz, eleştirimiz de olabilir. Ancak bir konuda en ufak bir tereddütüm yoktur: Hasan Angı dürüst bir adamdır.
Konya siyasetinde yıllardır var olan, neyin ne olduğunu bilen, kimin ne hesabı yaptığını anlayabilecek kadar tecrübeli bir isimdir.
Dolayısıyla bazı çevrelerin “Hasan Angı’yı yanımıza alırsak bu iş tamam” şeklindeki hesaplarını açıkçası çok gerçekçi bulmuyorum.
Çünkü Hasan abi kimsenin aparatı olmaz.
Kimsenin arkasına saklanacağı bir isim olmaz.
Kimsenin kurduğu hesabın piyonu olmaz.
Birilerinin kapalı kapılar ardında hazırladığı senaryoda kendisine biçilen rolü oynayacak bir insan hiç değildir.
Hasan Angı bir karar verecekse kendi iradesiyle verir. Bir yere aday olacaksa kendi düşüncesiyle aday olur. Bir mücadeleye girecekse de kimsenin hesabına değil, kendi inandığı doğrular doğrultusunda girer.
Ben Hasan abiyi böyle tanıdım.
Dürüstlüğüne, adamlığına ve kendi kararını kendi veren karakterine şahidim.
O nedenle birileri Hasan Angı'nın ismini kendi seçim hesaplarına malzeme etmeye çalışıyorsa, bence boşuna uğraşıyor.
Hasan abi aday olacaksa çıkar, karşısına geçer ve “Ben adayım” der.
Kimseye de “Beni aday gösterin, arkanızda durayım” diyecek bir karakter değildir.
Kısacası Hasan Angı, birilerinin KTO hesabında kullanılacak bir aparat değildir.
Hasan abi adam gibi adamdır. Kendi kararını kendi verir. Kendi yolunu kendi çizer.
Bunu en iyi bilmesi gerekenler de onu kulis masalarında pazarlamaya çalışanlardır.
Selçuk Öztürk’ü yıllardır tanıyoruz.
KTO yönetimini geçmişte biz de eleştirdik.
Bugün de eleştirilecek bir yön varsa elbette eleştiririz.
Gazeteciliğin görevi alkış tutmak değildir.
Ama eleştiriyle itibarsızlaştırma çabasını birbirine karıştırmayalım.
Bir yöneticinin icraatını eleştirmek başka şeydir.
Hakkında doğrulanmamış iddiaları yaymak, dosya üzerinden algı oluşturmak, kişiliğine yönelik ağır ithamlarda bulunmak bambaşka bir şeydir.
Bir seçim kazanmak için insanların itibarını hedef tahtasına koymak kabul edilemez.
Eğer ortada gerçekten bir usulsüzlük, hukuka aykırılık veya somut bir yanlış varsa bunun adresi dedikodu masaları değil, yetkili mercilerdir.
Belge varsa ortaya konulur.
Bilgi varsa açıklanır.
Suç varsa hukuk önünde hesabı sorulur.
Ama “Bir dosya varmış”, “Bir şeyler konuşuluyormuş”, “Şöyle bir iddia dolaşıyormuş” diyerek insanların itibarı üzerinden seçim kampanyası yürütülmez.
Bu gazetecilik de değildir, ticaret odası siyaseti de değildir.
Bu, yalnızca algı operasyonudur.
OSMAN ULULAR’A ÇAĞRI
Burada MÜSİAD Başkanı Osman Ulular’a da açık bir çağrı yapmak gerekiyor.
MÜSİAD, Konya iş dünyasında önemli bir ağırlığı olan bir yapı.
Böylesine köklü bir kurumun adı, seçim kulislerinde dolaşan tartışmalarla yıpratılmamalıdır.
Eğer MÜSİAD’ın adı kullanılarak birileri siyasi veya ticari hesaplar yapıyorsa buna müsaade edilmemelidir.
Eğer MÜSİAD bünyesinde böyle bir çalışma yoksa, bunun kamuoyuna açık şekilde ortaya konulması gerekir.
Çünkü sessizlik, her zaman onay anlamına gelmez ama kamuoyunda soru işaretlerinin büyümesine de engel olmaz.
MÜSİAD gibi bir kurumun itibarı birkaç kişinin KTO seçim hesabına kurban edilemeyecek kadar değerlidir.
Kimse MÜSİAD’ın kurumsal kimliğinin arkasına saklanarak kişisel hesap göremez.
KONYA ARTIK KAPALI KAPILAR ARDINDA YÖNETİLMEK İSTEMİYOR
Konya değişti.
Konya’nın iş dünyası değişti.
Tüccar değişti.
Sanayici değişti.
Artık birkaç kişinin kapalı kapılar ardında oturup şehir adına karar verdiği dönem geride kaldı.
İnsanlar ne yapıldığını görmek istiyor.
Hangi proje var?
Hangi hedef var?
Konya ekonomisi için hangi yol haritası hazırlanıyor?
İhracat için ne yapılacak?
Sanayicinin maliyet sorununa hangi çözüm getirilecek?
KOBİ'ler nasıl desteklenecek?
Genç girişimciler için ne yapılacak?
Bunların cevabını duymak istiyoruz.
Yoksa “Şu kişiyle görüştük, bu kişiyi ikna ediyoruz, şu ekip şurada toplandı” türünden kulis haberleri kimseye heyecan vermiyor.
Çünkü KTO, birkaç kişinin kişisel ikbal sahnesi değildir.
KTO, Konya ekonomisinin ortak çatısıdır.
KORKUYORSANIZ SANDIĞA ÇIKMAYIN
Buradan bütün aday adaylarına ve perde arkasındaki aktörlere açıkça sesleniyorum:
Kendinize güveniyorsanız çıkın.
Ekibinize güveniyorsanız çıkın.
Projelerinize güveniyorsanız çıkın.
Konya için bir hayaliniz varsa çıkın.
“Tüccarın oyunu alırım” diyorsanız çıkın.
“Selçuk Öztürk’ten daha iyi yönetirim” diyorsanız çıkın ve bunu açıkça söyleyin.
Ama çıkıp da rakibinizi kulislerle yıpratmaya, insanları dosyalarla korkutmaya, kapalı kapılar ardında aday aramaya kalkarsanız bunun adı cesaret değildir.
Bu, sandıktan önce sandıktan kaçmaktır.
Mertçe yarışmak yerine masa başında sonuç almaya çalışmaktır.
Konya iş dünyası artık bu yöntemi çok iyi tanıyor.
SANDIK KURULACAK, HERKES BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ALACAK
Son sözüm şudur:
KTO seçimleri geldiğinde sandık kurulacak.
Kim ne konuşmuş, kim kiminle görüşmüş, kim hangi hesabı yapmış; bunların hepsi bir kenara bırakılacak.
Son sözü tüccar söyleyecek.
Son sözü sanayici söyleyecek.
Son sözü sandık söyleyecek.
O gün herkes gerçek ağırlığını görecek.
O güne kadar kimse kendisini olduğundan büyük göstermesin.
Kulislerle oluşturulan güç, sandıkta gerçek güç değildir.
Başkasının isminin arkasına saklanmak liderlik değildir.
Rakibine çamur atmak proje değildir.
Dosya taşımak vizyon değildir.
Fitne üretmek yönetmek değildir.
Konya Ticaret Odası, kişisel ikbal hesaplarının çok üzerindedir.
Bu nedenle herkes eteğindeki taşı döksün.
Aday olan adaylığını açıklasın.
Projesi olan projesini anlatsın.
Eleştirisi olan açıkça eleştirsin.
Belgesi olan belgesini ortaya koysun.
Ve herkes sandığın karşısına mertçe çıksın.
Çünkü Konya artık karanlık odalarda yazılan senaryoları değil, açıkta oynanan gerçek bir seçimi hak ediyor.
Koltuk isteyen çok olabilir.
Ama Konya’ya hizmet etmek isteyenlerin sayısı sandıkta belli olacaktır.
**
Saha içinde alınan kötü sonuçlar, üst üste gelen 4 mağlubiyet ve şehirde kara bulutlar gibi dolaşan karamsarlık havaları... Konyaspor ne zaman zor bir viraja girse, ne zaman türbülansa yakalansa, ne yazık ki bu kulübün ekmeğini yemiş, bir dönem o koltuklarda oturmuş bazı "eski" yöneticilerin iştahı kabarıyor.
Takım sahada puan mücadelesi verirken, tribünler kahrolurken bu fırsatçılar ne yaptı? Takımın kötü gidişatını ve kriz ortamını fırsat bilip alacakları için kulübe haciz gönderdiler! Şehrin en büyük markası dar boğazdayken, yanlarında durmak yerine icra memurlarıyla kulübün kapısına dayanmak ne armalıkla bağdaşır ne de memleket sevdasıyla.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Yeşil-beyazlılar, ligin en güçlü ekiplerinden Trabzonspor karşısında adeta bir diriliş destanı yazarak şeytanın bacağını kırdı. Alınan bu kritik galibiyet, sadece 3 puandan ibaret değil; şehrin üzerindeki o ölü toprağını attı, moralleri tavan yaptırdı ve en önemlisi krizden beslenenlerin planlarını başlarına yıktı.
Konyaspor’un zor gününü fırsat bilip kulübe haciz gönderen o eski yöneticiler, bu galibiyetin ardından şimdi sadece avuçlarını yalayabilirler. Bu şehir, kimin iyi günde armaya sarıldığını, kimin de kötü günde icra kağıdıyla kulübün kapısına dayandığını asla unutmaz. Konyaspor bu galibiyetle hem nefes aldı hem de pusuda bekleyen akbabalara en güzel cevabı sahada verdi.



