Üçte sıfır, vizyonsuzluk ve kaçınılmaz çöküş!

Kayıt Tarihi: 01.09.2026 22:20 - Son Güncelleme: 09.09.2026 19:48
YAZI
A

Üç maç, üç mağlubiyet, sıfır puan… Konyaspor daha sezonun başında ligin dibine demir attı. Ortada yalnızca kötü sonuçlar değil, ciddi bir yönetim ve organizasyon sorunu var. Bu şehrin takımı, böylesine plansızlığın ve çaresizliğin içerisinde olmayı hak etmiyor.

Konyaspor’da artık sözün bittiği, hesap verme ve gereğini yapma zamanının geldiği bir noktadayız.

Sezon başında büyük umutlarla kurulan takım, daha üçüncü haftada ligin dibine demir attı. Üç maçta sıfır puan… Kalesinde 7 gol, rakip filelerde yalnızca 3 gol…

Bir takım kötü başlayabilir.

Bir takım birkaç maç kaybedebilir.

Ama Konyaspor’un ortaya koyduğu tabloyu yalnızca “sezon başı”, “uyum süreci” ya da “şanssızlık” diyerek geçiştirmek mümkün değil.

Çünkü sahada görünen tablo, çok daha büyük bir problemin işareti.

Konyaspor’un sahadaki görüntüsüne bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Bu takım sezon başında hangi plan doğrultusunda kuruldu?

Hangi oyuncu neden alındı?

Hangi oyun sistemi hedeflendi?

Transferler teknik heyetin talepleri doğrultusunda mı yapıldı?

Takımın fiziksel hazırlığı neden bu kadar yetersiz görünüyor?

Ve en önemlisi…

Konyaspor’un sezon hedefi gerçekten ne?

Bu soruların cevaplarını artık taraftar da kamuoyu da bilmek istiyor.

Çünkü Konyaspor, birkaç kişinin kendi arasında yönettiği sıradan bir futbol kulübü değildir.

Bu kulüp, milyonlarca liralık bütçesiyle, yüz binlerce taraftarıyla, Konya’nın marka değerinin önemli parçalarından biridir.

Dolayısıyla burada yapılan her hata yalnızca bir futbol maçını kaybettirmez.

Konyaspor’un itibarından götürür.

Bugün Konyaspor’un en büyük problemi yalnızca sahadaki futbol değildir.

Asıl mesele, kulübün yönetiliş biçimi konusunda oluşan güven problemidir.

İsimleri ve dönemleri çeşitli tartışmalarla, eleştirilerle ve kamuoyunda oluşan soru işaretleriyle gündeme gelen bir yönetim anlayışının artık ciddi biçimde kendisini sorgulaması gerekiyor.

Burada kimse yöneticilerin kişiliklerini tartışmıyor.

Tartışılması gereken şey yönetim performansıdır.

Konyaspor’un geldiği nokta ortadayken, yönetimin çıkıp “Her şey yolunda” görüntüsü vermesi kabul edilemez.

Her şey yolunda değil!

Üç maçta sıfır puan alan bir takımda bir şeyler yolunda gitmiyordur.

Sahada oyun yoksa, fiziksel direnç yoksa, takım bütünlüğü yoksa ve tribünlerde gelecek kaygısı oluşmuşsa yönetimin yapması gereken şey eleştirileri susturmaya çalışmak değil, sorunun kaynağına inmektir.

Konya, Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri.

Konyaspor ise bu şehrin ortak değerlerinden biri.

Bu nedenle Konyaspor'un her sezon “Acaba bu yıl düşer miyiz?” endişesiyle anılması kabul edilemez.

Konya'nın ekonomik gücü, taraftar potansiyeli, futbol kültürü ve şehirdeki kurumsal yapı düşünüldüğünde Konyaspor'un çok daha iddialı bir noktada olması gerekir.

Ancak bugün geldiğimiz yerde konuştuğumuz şey Avrupa hedefleri değil.

Şampiyonluk yarışı değil.

İlk 5 değil.

Üçüncü haftada küme düşme hattından nasıl çıkılacağını konuşuyoruz.

İşte asıl acı olan da bu.

Bir kulüp transfer döneminde elbette hata yapabilir.

Ancak aynı hataların üst üste yapılması artık hata olmaktan çıkar, yönetim zaafına dönüşür.

Konyaspor'un transfer politikasının ciddi biçimde sorgulanması gerekiyor.

Takıma alınan futbolcuların hangi kriterlerle seçildiği, kadro mühendisliğinin nasıl yapıldığı ve bu oyuncuların teknik heyetin oyun planıyla ne kadar örtüştüğü kamuoyuna anlatılmalı.

Çünkü taraftar artık isim değil, takım görmek istiyor.

Forma giyen futbolcuların yalnızca kaliteli olması yetmez.

Konyaspor'a uygun olmaları, mücadele etmeleri, takımın parçası olmaları ve sahada ne yaptıklarını bilmeleri gerekiyor.

Kötü sonuçların ardından bütün faturayı teknik direktöre kesmek Türk futbolunun kronik hastalıklarından biridir.

Oysa teknik direktör İlhan Palut’u kim getirdi?

Transferleri kim yaptı?

Kadroyu kim oluşturdu?

Sezon planlamasını kim yaptı?

Kulübün sportif yapılanmasından kim sorumlu?

Yönetim!

Dolayısıyla başarısızlık geldiğinde yönetim de sorumluluğun bir parçasıdır.

Teknik direktör değişikliğiyle her şeyin düzeleceğini düşünmek, asıl problemi görmezden gelmek olur.

Konyaspor'un ihtiyacı yalnızca yeni bir teknik direktör değil; doğru bir futbol aklıdır.

Konyaspor yönetimi artık taraftara vaat değil, sonuç göstermek zorunda.

Transfer dönemi boyunca yapılan açıklamalar, verilen hedefler ve oluşturulan beklentiler ortada.

Şimdi herkes sahaya bakıyor.

Ve sahada görünen tablo hiç de iç açıcı değil.

Yönetim artık kendi içerisinde ciddi bir değerlendirme yapmalı.

Eksikler nerede?

Yanlışlar nerede?

Kim sorumluluk alacak?

Hangi adımlar atılacak?

Bunların cevabı verilmek zorunda.

Çünkü Konyaspor'un daha fazla zaman kaybetme lüksü yok.

Önümüzde Erzurumspor FK deplasmanı var.

Sezonun henüz başında olmamıza rağmen bu karşılaşmanın psikolojik ağırlığı oldukça fazla.

Konyaspor'un artık puanla tanışması gerekiyor.

Ancak bir galibiyet alınması, bütün sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmeyecek.

Tam tersine, o galibiyet sorunları çözmek için bir başlangıç olmalı.

Yönetim şunu çok iyi bilmeli:

Konyaspor sahipsiz değildir.

Bu takımın milyonlarca taraftarı var.

Bu şehirde Konyaspor'u takip eden, eleştiren, destekleyen ve gerektiğinde hesap soran insanlar var.

Taraftarın görevi sadece tribünde alkışlamak değildir.

Yönetimin görevi de sadece koltukta oturmak değildir.

Yönetmek; sorumluluk almak, doğru karar vermek ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze almaktır.

Bugün Konyaspor kötü gidiyorsa bunun hesabını birilerinin vermesi gerekir.

Bu hesap illa birinin koltuğunu kaybetmesi anlamına gelmez.

Ama herkesin kendi sorumluluğuyla yüzleşmesi anlamına gelir.

SÖZÜN ÖZÜ

Konyaspor bu şehrin takımıdır.

Bu şehrin milyonlarca liralık marka değeridir.

Bu nedenle Konyaspor'un isminin sürekli tartışmalarla, başarısızlıklarla, yönetim krizleriyle ve saha içindeki kötü görüntülerle anılması artık kabul edilebilir değildir.

Yönetim kendine çekidüzen vermelidir.

Sportif akıl yeniden kurulmalı, transfer politikası gözden geçirilmeli, takımın fiziksel ve taktik sorunlarına acil müdahale edilmeli ve kulübün kamuoyundaki güveni yeniden tesis edilmelidir.

Kimse Konyaspor'un üzerinde değildir.

Ne yönetim…

Ne teknik heyet…

Ne futbolcu…

Konyaspor bu şehrindir.

Ve bu şehrin takımını bu hale getiren herkes, önce dönüp aynaya bakmalıdır.

Çünkü daha sezonun üçüncü haftasında alarm zilleri çalıyorsa, yarın çok daha yüksek sesle çalmasını beklemek büyük bir sorumsuzluk olur.

Artık kendinize gelin!

Burası Konyaspor. Bu forma, bu şehir ve bu taraftar çok daha iyisini hak ediyor.


Bu vesileyle bir parantezi de medya camiası adına açmak gerekiyor.

Yeni Medya Cemiyeti olarak ilk Olağan Genel Kurulumuzu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Gerçekleştirilen genel kurulun ardından başkanlık görevine Sadrettin Soranlar getirildi. Genel kurulda cemiyetin yeni yönetimi de belirlenerek Yeni Medya Cemiyeti’nde yeni bir dönem başlamış oldu.

Gazeteciler, internet medyası çalışanları ve sosyal medya alanında faaliyet gösteren meslektaşlarımızı aynı çatı altında buluşturmayı hedefleyen Yeni Medya Cemiyeti’nin yeni yönetiminin, medya sektörünün gelişimine ve meslektaşlarımızın dayanışmasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.

Başkanımız Sadrettin Soranlar ve yeni yönetim kurulunda yer alan arkadaşlarıma görevlerinde başarılar diliyor, alınan kararların ve yeni dönemin cemiyetimiz, medya camiamız ve Konya için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Yeni dönemin; birlik, dayanışma, mesleki güç ve ortak akıl üzerine inşa edilmesi dileğiyle…

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları