Parçalı Bulutlu

24°C
Konya

Bulut tohumlama gerçeği ve Konya

Kayıt Tarihi: 02.06.2026 20:22 - Son Güncelleme: 04.06.2026 21:22
YAZI
A

Geçtiğimiz yıl bu zamanlar Konya’da konuştuğumuz en önemli konulardan biri kuraklıktı. Barajların doluluk oranları her açıklandığında vatandaşın da çiftçinin de yüreği ağzına geliyordu. Altınapa’da su seviyesi kritik seviyelere inerken, Bağbaşı, Bozkır ve Afşar barajlarında da tablo iç açıcı değildi. Uzmanlar, Konya Ovası'nın son yılların en kurak dönemlerinden birini yaşadığını söylüyor, su tasarrufu çağrıları peş peşe yapılıyordu.


Bugün ise çok farklı bir manzarayla karşı karşıyayız.

Verimli geçen kış mevsimi ve bahar aylarında etkili olan yağışlar sayesinde Konya'nın içme suyu kaynakları önemli ölçüde toparlandı. Elimizdeki güncel verilere baktığımızda Altınapa Barajı'nın yüzde 68, Bozkır Barajı'nın yüzde 50, Afşar Barajı'nın ise yüzde 89 doluluk seviyesine ulaştığını görüyoruz. Bir dönem kuruma korkusuyla gündeme gelen barajların yeniden nefes alması sadece bir su haberi değil, aynı zamanda Konya'nın geleceği açısından stratejik bir gelişmedir.


Çünkü Konya için su, sadece musluktan akan bir kaynak değildir.

Su; tarımdır, üretimdir, ekonomidir, yaşamdır.

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası, yıllardır yeraltı sularındaki azalma, obruklar ve kuraklık tehlikesiyle mücadele ediyor. Yağışların yetersiz kaldığı her yıl, çiftçi daha derin kuyular açmak zorunda kalıyor. Her yeni kuyu ise yeraltı su rezervlerinin biraz daha azalması anlamına geliyor.

Bu yıl ise tablo tersine döndü.

Yağmurlar yalnızca barajları doldurmadı. Tarlaları da doyurdu.

Konya'nın birçok ilçesinde çiftçiler yıllardır özlediği görüntülerle karşılaştı. Kıraç arazilerde bile ürün gelişiminin daha sağlıklı olduğu gözlendi. Buğday, arpa ve yem bitkilerinde sezon başında oluşan umut, yağışlarla birlikte daha da güçlendi. Tarımın can damarı olan nemin toprakta tutulabilmesi, yaz aylarına daha güçlü girilmesini sağlayacak.


Köy kahvelerinde bu yılın en çok konuşulan konusu mazot ya da gübre fiyatları kadar yağmur oldu.

Çünkü çiftçi bilir.

Gökyüzünden düşen bir damla yağmurun değeri bazen tonlarca gübreden daha fazladır.

Ancak burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor.

Barajların dolu olması bize rehavet vermemeli.

Geçen yıl yaşananlar hafızalarımızda hâlâ çok taze. Birkaç ay içerisinde doluluk oranlarının nasıl eriyebildiğini gördük. Nitekim 2025 yılında Konya'daki bazı barajlarda doluluk oranları tek haneli rakamlara kadar gerilemişti. Bu yüzden suyu verimli kullanmaya daima özen göstermeli, tasarruf çağrılarına kulak vermeliyiz. 


Bugün seviniyoruz ama yarının garantisi yok.

İklim değişikliği artık teorik bir tartışma değil. Hepimizin yaşadığı bir gerçeklik. Bir yıl kuraklık, bir yıl aşırı yağış. Bir yıl kar görmeyen şehirler, ertesi yıl rekor yağışlarla karşılaşabiliyor. Dünyanın birçok bölgesinde benzer örnekler yaşanıyor. Türkiye'nin farklı şehirlerinde geçtiğimiz yıllarda baraj alarmı verilmesi de bunun göstergesi oldu. 


Tam da bu noktada son dönemin en çok tartışılan konularından birine geliyoruz:


Bulut tohumlama.


Özellikle İsrail-İran geriliminin ve ABD'nin bölgedeki faaliyetlerinin gündeme gelmesiyle birlikte sosyal medyada ilginç iddialar dolaşmaya başladı. Kimi insanlar aşırı yağışları, kimi insanlar ise kuraklığı ülkelerin hava olaylarına müdahale etmesine bağlıyor. "Bulutlar yönlendiriliyor", "yağmurlar kontrol ediliyor", "iklim silahları kullanılıyor" gibi iddialar artık sadece internet forumlarında değil, günlük sohbetlerde de konuşuluyor.

Peki gerçekten böyle bir şey mümkün mü?

Bilimsel olarak bulut tohumlama diye bir yöntem var. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yıllardır uygulanıyor. Ancak bu yöntem gökyüzünden istenildiği kadar yağmur yağdırmak ya da bir ülkenin iklimini tamamen değiştirmek anlamına gelmiyor. Mevcut bulutların yağış bırakma ihtimalini artırmaya yönelik sınırlı bir teknoloji olarak değerlendiriliyor.

Yine de toplumun önemli bir kesiminde artık şu soru oluşmuş durumda:


Gerçekten sadece doğa mı etkili oluyor?"


Bu sorunun ortaya çıkmasının temel nedeni aslında insanların son yıllarda alışılmış iklim düzenini kaybetmiş olması. Bir yanda kavurucu kuraklıklar, diğer yanda ani seller. Bir yanda aylarca yağmur düşmeyen bölgeler, diğer yanda birkaç saatte aylık yağış miktarını alan şehirler.

Dolayısıyla insanlar cevap arıyor.

Fakat kesin olan bir gerçek var:

Konya'daki bu yılki bereketin en büyük nedeni, uzun süredir özlenen yağışların geri dönmüş olmasıdır.

Ve bu bereketin kıymetini bilmek zorundayız.

Bugün dolu görünen barajlar yarın yine boşalabilir. Bugün yeşeren tarlalar yarın yeniden kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle suyu bol gördüğümüzde israf etmek yerine, tam tersine daha dikkatli kullanmayı öğrenmeliyiz.

Çünkü Konya'nın geleceği betonun altında değil, suyun içinde saklıdır.

Bu yıl yağan yağmurlar bize bir kez daha gösterdi ki; gökten düşen her damla sadece toprağı değil, umudu da yeşertiyor. Çiftçinin yüzünü güldüren, barajları dolduran ve şehrin geleceğine güven veren bu bereketin kalıcı olması ise bizim suya göstereceğimiz saygıya bağlı. Bugün barajlarımız dolu olabilir. Ancak Konya için su meselesi hiçbir zaman tamamen çözülmüş bir mesele olmayacak.

Bu yüzden sevinelim.

Ama unutmayalım.


Su varsa hayat var. Su varsa üretim var. Su varsa Konya var.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları