Çok Bulutlu

11°C
Konya

Bu Yapılar Başımıza Bela Oldu: Kayyum Artık Bir Tercih Değil Zorunluluktur

Kayıt Tarihi: 08.12.2025 19:56 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:03
YAZI
A

Konya basını uzun süredir can çekişiyor. İtibarı yok, güveni yok, ahlakı yara almış… Ama son yaşananlar gösterdi ki mesele sadece zafiyet değil, çürüme meselesidir. Ve bu çürümenin merkezinde iki yapı vardır:

Gazeteciler Cemiyeti ve TSYD Konya Şubesi.

Artık lafı dolandırmaya gerek yok. Bu yapılar, gazetecilere fayda üretmek bir yana, basının önünde engel haline gelmiştir. Gazeteciler Cemiyeti’ni daha önce defalarca yazdım. Uyardım, anlattım, eleştirdim. “Belki toparlanırlar” dedim. Ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylüyorum:

Bu yapı düzelmez. Kendi içlerinde kurdukları küçük bir yapı düzeniyle; Kimi gazeteci sayıp kimini yok sayan, Kime imkan verip kimi süründüren, Basını temsil ettiğini iddia edip sadece kendi çıkarını koruyan bir anlayış hüküm sürüyor. Daha düne kadar haftalık gazeteleri küçümseyenler, bugün utanmadan aynı işi yapıyor. O gün “gazetecilik bu değil” diyenler, bugün o gazetelerin başına geçmiş durumda. Ne oldu? Güç başka yere geçince fikirler de mi değişti? TOKİ meselesi hâlâ hafızamızda. Gazete patronlarına üçer beşer konut dağıtılırken, emekçi gazetecilere kırk takla attıran bir cemiyetten bahsediyoruz. Bu mu adalet? Bu mu meslek dayanışması? Bu yapı artık gazetecilerin değil, rantın ve kayırmanın cemiyetidir. O yüzden açık söylüyorum: Gazeteciler Cemiyeti derhal toparlanmalı olmuyorsa kayyum atanmalı. 

Gelelim TSYD Konya Şubesi’ne…

2024 yılında TSYD Genel Merkezi’nde yaşanan skandal hâlâ hafızalarda. Dönemin başkanı Oğuz Tongsir’in başörtülü bir kadına yapılan ayrımcı muamelesi, bardağı taşırmış ve neticede kayyum yolu açılmıştı. Peki soruyorum: İstanbul’da bu zihniyet suçsa, Konya’da neden serbest? TSYD Konya Şube Başkanı Murat Dönmez ve yönetimi, aynı anlayışı burada sürdürüyor. Kafalarına göre: Kim girer, kim girmez, Kim maç izler, kim dışarıda kalır, Kim “gazeteci” sayılır, kim yok sayılır karar veriyorlar. Gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar maçlara sokulurken, Konya’daki birçok gazete ve gerçek gazeteci bilinçli şekilde dışlanıyor. Bu açık bir ayrımcılıktır. Bu açık bir keyfiliktir. Yetkililere buradan sesleniyorum: İstanbul’da bu zihniyet kayyum sebebiyse, Konya’da da sebep olmalıdır. Aynı suça iki farklı muamele olmaz. Bir de bu işin köşe yazarı ayağı var. Herkesin üzerine alınmasına gerek yok. Kim olduğunu herkes biliyor. Konyaspor’da Celalettin Hakan Katırcı’nın istifasından sonra ortalığı kaplayan sessizlik boşuna değildi. Çünkü bazı kalemlerin neması kesildi. Düne kadar yaladığı kapı kapanınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Bugün “ilkeli gazeteci” pozları kesenler, dün nasıl aparat olduklarını kendileri çok iyi biliyor.

Gelelim meselenin can alıcı yerine…

Konyaspor’da Celalettin Hakan Katırcı’nın istifası sadece bir yöneticinin gidişi değildir. O istifa, yıllardır kulüp etrafında kurulan çıkar zincirinin, kalem–koltuk–menfaat ilişkisinin deşifre olmasıdır. O yüzden bazı çevreler bu istifaya “üzülmedi”, sarsıldı. Çünkü nemaları kesildi. Bakın açık konuşalım: Katırcı’nın gitmesine en çok sevinen Konyaspor taraftarıydı. En çok rahatlayan kulübün geleceğini gerçekten düşünenlerdi. Ama en çok üzülenler; yıllarca o kapının önünde bekleyen, o masadan pay alan, o sistemin aparatı hâline gelenler oldu. İşte o yüzden istifa sonrası bazı köşe yazarlarının dili tutuldu. Bazıları sustu, bazıları konuyu geçiştirdi, bazıları da yarım ağızla “üzgünüz” tiyatrosu oynadı. Çünkü gerçek şuydu: Katırcı gidince düzen bozuldu. Şimdi Soruyorum: Bu Ziyaretin Zamanı mıydı? Ve tam da bu noktada Ömer Atiker’in yaptığı ziyaret çıktı karşımıza. Soruyorum açık açık: Bu ziyaret neden ilk günlerde yapılmadı? Haberler yeni patladığında, tepkiler çığ gibi büyürken Atiker neredeydi? O gün niye “kare” verilmedi? Niye o gün sahip çıkılmadı? Günler geçti… Kamuoyunun tepkisi sindi… Taraftarın öfkesi azaldı… Ve sonra bir anda “dostluk” pozu. Bu iş böyle olmaz. Kimse kusura bakmasın ama bu fotoğraf şu mesajı verir: “Biz seni orada tutamadık ama merak etme, ilişki devam ediyor.” Konyaspor adına bu fotoğraf iyi bir fotoğraf değildir.

Çünkü camia hâlâ nedenler konuşulurken, hesap sorulması gerekirken, bu kare “konu kapatılıyor” algısı yaratır. Konyaspor artık böyle görüntülerden bıkmıştır. Taraftar bu tür arka plan ilişkilerini görmek istemiyor. Şeffaflık istiyor, hesap sorulmasını istiyor, aynı isimlerin etrafında dönen aynı yüzleri istemiyor. “Aralarındaki hukuk farklıdır” denilebilir. Elbette bilemeyiz. Ama şunu herkes bilir: Bir kulüp yöneticisinin, kamuoyunda bu kadar tartışmalı bir isimle zamanlaması yanlış bir fotoğraf vermesi, kendi durduğu yeri de tartışılır hâle getirir. Bu işler sadece niyetle değil, zaman ve duruşla ölçülür.


Asıl komik olan ne biliyor musunuz? O ziyaretten sonra bazı köşe yazarlarının içine biraz can gelmesi. Sanki “kapı tamamen kapanmadı” diye derin bir nefes aldılar. Bu şehir artık bu ilişkileri yutmuyor. Okur artık kimin ne yazdığını değil, neden yazdığını sorguluyor.


Konyaspor geçmişte bu hataları çok yaptı. Aynı çevreler, aynı isimler, aynı fotoğraflar…Artık yeter. Ömer Atiker bu kareyle iyilik yapmadı, aksine Konyaspor adına gereksiz bir tartışmanın kapısını araladı. Bu kulüp netlik ister. Bu şehir duruş ister. Ara fotoğraflar, zamansız dostluklar, perde arkası mesajlar Konyaspor’a bir şey kazandırmaz. Bundan sonrası herkesin aynaya bakma meselesidir.

Kalın sağlıcakla…

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

H****i P***z

09.12.2025 14:43

Nemalanlar düşünsün. Atiker'e bu şahısla fotoğraf paylaşmak yakışmadı. Konyaspor başkanının bir ağırlığı olmalı.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları