El birliğiyle öldürdük! Başımız sağolsun…
Konya’da doğal güzelliklerimizi maalesef bir bir kaybediyoruz. Yağışların iyice azalması ve iklim değişikliği ve mevsimsel anormallikler kentimizdeki göllerin kurumasına ve suların çekilmesine neden oldu.
Bakın son yıllarda kentimizdeki Düden Gölü, Küçük Göl, Suğla Gölü, Meke Gölü, Timraş Obruk Gölü, Uyuz Göl, Çıralı Obruk Gölü, Tuz Gölü, Akşehir gölü, Apa barajı, Akgöl sazlıkları, Maj barajı kurudu.
Şimdi bunlara son olarak Beyşehir Gölü de eklenmek üzere. Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olarak bilinen Beyşehir Gölü, iklim değişikliği, yetersiz yağışların yanı sıra bilinçsiz tarımsal sulamaya kurban gitmek üzere.
Adını güneydoğu kıyısında kurulan Beyşehir’den alan gölün Isparta’ya uzaklığı 140 km iken, Konya il merkezine uzaklığı 96 km. Beyşehir Gölü, Güney ve Batısında Toros Dağları, Doğusunda Erenler, Güneydoğu Kuzeybatı yönünde ise Anamas ve Sultan Dağları ile çevrili tektonik bir çökeltide yer alıyor. Bu itibarla Beyşehir Gölü Güney ve Batı yönlerinden Anamas Dağ silsilesi tarafından sınırlandırılmış. Kuzeyde ise Sultan Dağları ve volkanik bir oluşum olan Erenler Dağı vasıtasıyla Beyşehir Gölü Havzası İç Anadolu’dan belirgin bir şekilde ayrılmakta.
Deniz seviyesinden yüksekliği 1121 m ve yüzölçümü 651 km² olan gölün Kuzeybatı-Güneydoğu doğrultusunda uzunluğu 50 km, buna dik doğrultudaki genişliği ise yaklaşık 18–20 km arasındadır. En geniş yeri Kaşaklı Körfezi ile Çiftlik Köyü arasında olup yaklaşık 26 km dir.
Bazı eski kaynaklarda, gölün en derin yerinin 12, 14 ve hatta 15 m olduğu ifade edilmekte. Ancak söz konusu kaynaklar ortalama göl derinliğinin 8-9 m civarında olduğu üzerinde müttefiktir. Günümüzde ise maalesef bu derinlik bir-iki metreye kadar düşmüş durumda.
Beyşehir ve Suğla göllerini barındıran ve Doğu ve Batıdan yüksek dağlarla çevrili olan su toplama havzasında göle su akışı sağlayan 30’a yakın dere bulunmaktaydı. Ancak bu derelerin de bir kısmı kurumuş, bir kısmının gölet ve baraj yapımı gibi nedenlerle göle akışı kesilmiş durumda.
Beyşehir Gölü Havzası’nda son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak ve insan faktörünün etkisiyle gölü besleyen ayakların bent ve barajlarla kesilmesi ve gölden Konya Ovasına gölün ekolojik durumu gözetilmeksizin su gönderilmesine bağlı olarak su seviyesinde büyük düşüşler yaşanmakta. Hatta su kıyıdan o kadar çekilmiş durumdaki geniş adacıklar oluşmuş durumda.
Aslında birçok bilim insanı ve siyasi isimler yıllardır Beyşehir için acil önlem çağrısı yapsa da maalesef değişen bir şey olmuyor ve göl her geçen gün gözümüzün önünde kaybolup gidiyor. Suyun çok kıymetli olduğu dönemde tüm Konyalı siyasetçilerin ve bürokratların önceliği Beyşehir Gölü olmalıdır. Göl mutlaka muhafaza altına alınmalı, yasal sınırın altında ovaya tarım amaçlı su verilmemeli. Gölü besleyen kaynaklar yeniden faaliyete geçirilmelidir.
Çok geç olmadan harekete geçilmeli, göl mutlaka kurtarılmalı, eski canlılığına kavuşturulmalıdır. Unutmayın; “Su hayattır…”
Kalın sağlıcakla…

