Bir tarafta KTO kulisleri, diğer tarafta Konyaspor gerçeği!

Kayıt Tarihi: 22.09.2026 17:49 - Son Güncelleme: 23.09.2026 01:35
YAZI
A

Konya Ticaret Odası…

Sadece tüccarın ve sanayicinin buluşma noktası değil; bu şehrin ekonomisine yön veren, ihracatını sırtlayan, iş dünyasının Ankara’daki sesi olan ve Konya’nın ekonomik vizyonuna yön veren en kritik kurumların başında geliyor.

Böylesine stratejik bir kurumun sevk ve idaresi ise macerayı, hesapsızlığı veya tecrübesizliği asla kaldırmaz.

KTO’yu yönetmek; tecrübe ister, birikim ister, vizyon ister. En önemlisi de Konya’yı ve Konya’nın dinamiklerini bilmeyi gerektirir.

Geçtiğimiz hafta bu sütunlarda açık ve net bir şekilde dile getirmiştim.

KTO seçimleri öncesinde, Selçuk Öztürk’ün etrafında farklı hesapların yapıldığı, “Selçuk Başkan’a nasıl darbe indiririz, dengeleri nasıl değiştiririz?” hesabıyla kapalı kapılar ardında kulislerin yürütüldüğü bir süreç yaşandı.

Özellikle MÜSİAD bünyesinde kümelenen ve kendi hesaplarınca kulis yapmaya çalışan bazı çevrelerin, seçim dengelerini değiştirmek için çalışma yürüttüğünü yazmıştım.

Biz yazdıkça bazıları rahatsız oldu.

Ama gerçekler rahatsız etse de değişmiyor.

Gelinen noktada kartlar yeniden dağıtıldı.

KTO seçimlerinde Selçuk Öztürk tek aday olarak yoluna devam ediyor.

Yani ince hesaplar yapanların hesabı tutmadı.

Kulislerde yapılan planlar sandığa gelmeden boşa çıktı.

Burada son sözü elbette KTO üyeleri söyleyecek.

Ama mevcut tablo ortada.

Yıllardır Konya Ticaret Odası Başkanlığını yürüten Selçuk Öztürk’ün, Ankara nezdinde kurduğu ilişkiler, ulusal ve uluslararası platformlarda Konya’nın ticaret ve sanayisini temsil etmesi ve KTO’nun başındaki tecrübesi tartışılmaz bir gerçek.

Ben açık söyleyeyim:

KTO gibi dev bir yapıyı yönetmek çocuk oyuncağı değil.

Burası deneme tahtası hiç değil.

Tecrübe ister.

Liyakat ister.

Vizyon ister.

Ve biraz da ağabeylik ister.

O nedenle Selçuk Başkan’a yeni dönemin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Konya ticareti ve sanayisi adına istikrarın devam etmesi önemlidir.



Şimdi gelelim şehrimizin en büyük markasına…

Konyaspor’a.

Haftalardır Konyaspor’un üzerindeki kara bulutları ve perde arkasında yaşananları yazıyoruz.

Geçtiğimiz haftadan bu yana ortaya çıkan gelişmeler ise kulüp tarihine kara birer leke olarak geçti.

Bu süreci bütün çıplaklığıyla ilk olarak Konyanın Nabzı duyurdu.

Ardından peş peşe gelişmeler yaşandı.

Adem Bulut’un Konyaspor’un banka hesaplarına bloke koydurması, sonrasında takım otobüsünün icra işlemiyle karşı karşıya kalması…

Türkiye’nin konuştuğu bir Konyaspor tablosu ortaya çıktı.

Ekip arkadaşlarımız konuyu ulusalın manşetlerine taşıdı.

Peki Konya yerel basınının önemli bir bölümü ne yaptı?

Seyretti.

İşin en acı tarafı da bu.

Biz risk alıp olayın üzerine giderken, haberlerimizi kendi mecralarımızda açıkça yayınlarken; Konya’da kendisini “usta gazeteci” olarak tanımlayan bazı isimlerin sessizliği dikkat çekti.

Daha da ilginci, kulübün yaşadığı bu ağır tablo karşısında gazetecilik yapmak yerine, tartışmanın taraflarından birini savunma yarışına girenler oldu.


**

Duyuyoruz ki, Konyaspor’dan her ay düzenli para aldığı iddia edilen bir “usta” gazeteci, kulübü alacakları nedeniyle icralarla ve blokelerle zor durumda bırakan üç eski yöneticiden birinin adeta avukatlığına soyunmuş.

Tekrar altını çizeyim:

Buradaki “avukatlık” gerçek anlamda avukatlık değil.

Mecazi anlamda.

Yani gazetecilik yapması beklenen bir ismin, bir tarafı savunma konusunda gösterdiği gayretten söz ediyorum.

Hatta bununla da yetinmemiş.

Sosyal medya hesabından bu ismi aklamaya çalışan bir paylaşım yapmış.

Bu paylaşım yapıldı.

Görüldü.

Konuşuldu.

Sonra?

Apar topar silindi.

İşte burada insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor:

Neden silindi?

Kim rahatsız oldu?

Birileri mi uyardı?

Yoksa başka bir sebepten mi vazgeçildi?

Bunların cevabını ben vermiyorum.

Ama paylaşımı yapan kişinin vermesi gereken sorular bunlar.

Çünkü gazetecinin yazdığı yazı da yaptığı paylaşım da kamuoyunun önündedir.

**

Konyaspor otobüsü icra kulvarlarında gezerken, kulübün banka hesapları bloke edilirken, taraftar kulübün geleceği konusunda endişelenirken bazı “usta” gazetecilerin yaşananlara sessiz kalıp eski yöneticilerin aklayıcılığına soyunması elbette sorgulanır.

Gazeteci, kulübün yanında olabilir.

Ama gazetecinin görevi bir tarafın sözcülüğünü yapmak değil, sormaktır, araştırmaktır, sorgulamaktır.

Konyaspor’un yönetimini de sorgularsın.

Eski yöneticileri de…

Alacaklıları da…

Kulübün mali yapısını da…

Kimse bundan rahatsız olmamalı.

Çünkü ortada milyonlarca taraftarın takip ettiği bir kulüp var.

Konyaspor birkaç kişinin şahsi meselesi değildir.

Konyaspor Konya’nındır.

Bu nedenle kimsenin kişisel hesaplarının, ilişkilerinin veya kulislerinin Konyaspor’un önüne geçmesine izin verilmemeli.

Bugün herkes kimin ne yaptığını görüyor.

Kimin sustuğunu…

Kimin konuştuğunu…

Kimin kimi savunduğunu…

Kimin hangi paylaşımı yaptığını ve sonra neden sildiğini…

Hepsi hafızalarda.

Bizim de hafızamız kuvvetlidir.

Konya’nın da…

Taraftarın da…

Ben bugün isim isim yazmıyorum.

Ama zamanı geldiğinde hepsine tek tek değineceğim.

Kim kimin sözcülüğünü yaptı, kim Konyaspor’un sırtından geçindi, kim bu kulübün zor gününde nerede durdu; hepsini konuşacağız.

Konya’nın hakkını da Konyaspor’un hakkını da ne kulisçilere ne de azarı yiyince paylaşımını silen “avukat” kılıklı gazetecilere yedirtmeyiz.

Çünkü bu şehir kimin gazetecilik yaptığını, kimin ise kimin adına konuştuğunu er ya da geç anlar.


Kalın sağlıcakla...

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları