Anne ve Babanın Sağlığında Yaptığı Kazandırmalar Mirası Etkiler mi?

Kayıt Tarihi: 01.09.2026 22:15 - Son Güncelleme: 08.10.2026 00:15
YAZI
A

Anne veya baba hayattayken çocuklarından birine ev almış, diğerine iş kurması için para vermiş, bir başkasının yüklü miktardaki borcunu ödemiş olabilir. Yıllar sonra miras açıldığında ise sıkça şu soru ortaya çıkar:

“Kardeşim daha önce bu kadar mal aldı. Şimdi kalan mirastan benimle aynı payı mı alacak?”

İşte miras hukukunda “mirasta denkleştirme” kurumu tam da bu noktada karşımıza çıkar.

Mirasta denkleştirme nedir?

Mirasta denkleştirmenin temel amacı, mirasbırakanın sağlığında bazı mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşılırken hesaba katılmasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 669. maddesine göre yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri bazı karşılıksız kazandırmaları denkleştirmekle yükümlüdür.

Özellikle çocuklar bakımından kanun daha açık bir düzenleme getirmiştir. Mirasbırakanın bir çocuğuna çeyiz vermesi, iş kurması için sermaye sağlaması, taşınmaz devretmesi, borcunu ödemesi veya benzeri şekilde önemli bir malvarlığı kazandırması, aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tabi olabilir.

Örneğin babanın bir çocuğuna ev alması hâlinde ne olur?

Bir babanın üç çocuğu olduğunu düşünelim.

Baba sağlığında çocuklarından birine önemli değerde bir ev almış, diğer iki çocuğuna ise benzer bir kazandırmada bulunmamış olsun.

Babanın ölümünden sonra yalnızca o tarihte adına kayıtlı mallara bakılıp, “Üç kardeşsiniz, kalan malları üçe bölelim.” denilmesi her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Şartları varsa daha önce bir çocuğa yapılan kazandırma da hesaba katılarak mirasçılar arasındaki denge sağlanır.

Üstelik burada yıllar önce ev için ödenen rakamın aynen esas alınması söz konusu değildir. Kanuna göre denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Bu kural özellikle ülkemizde taşınmazların yıllar içerisindeki değer değişimi düşünüldüğünde son derece önemlidir.

Kardeş aldığı evi geri vermek zorunda mı? Her zaman aynen geri vermesi gerekmez.

Denkleştirmeyle yükümlü mirasçı, kanundaki şartlara göre aldığı malı aynen geri verebileceği gibi, değerinin kendi miras payından mahsup edilmesini de tercih edebilir.

Yani denkleştirmenin amacı geçmişte yapılan bütün işlemleri ortadan kaldırmak değil; mirasın nihai paylaşımında adaleti sağlamaktır.

Her hediye denkleştirmeye girer mi? Hayır.

Doğum gününde alınan bir hediye, bayramda verilen para veya aile içerisinde olağan kabul edilebilecek küçük yardımlar nedeniyle yıllar sonra miras hesabı yapılmaz.

Türk Medeni Kanunu’na göre olağan hediyeler ve evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tabi değildir.

Eğitim giderlerinde de benzer bir ayrım vardır. Bir çocuğun olağan eğitim ve öğrenim masrafları kural olarak denkleştirmeye sokulmaz. Ancak aile koşullarına göre alışılmış ölçüyü çok aşan giderlerin bulunması hâlinde farklı bir değerlendirme gündeme gelebilir.

Mirasbırakan “Bu ev tamamen senin, mirasından düşülmeyecek” diyebilir mi?

Denkleştirme bakımından mirasbırakanın iradesi son derece önemlidir.

Özellikle altsoya yapılan ve kanunen denkleştirme kapsamında değerlendirilebilecek bir kazandırmada, mirasbırakan bunun denkleştirmeye tabi olmayacağını açıkça ortaya koymuşsa sonuç değişebilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Denkleştirmeden muaf tutulmak, saklı pay kurallarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Yapılan kazandırma diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa bu defa “tenkis” hükümleri gündeme gelebilir.

Denkleştirme, tenkis ve muris muvazaası aynı şey midir?

Hayır. Uygulamada en fazla karıştırılan noktalardan biri budur.

Mirasta denkleştirme, mirasçının sağlığında aldığı karşılıksız kazandırmanın miras paylaşımında hesaba katılmasıyla ilgilidir.

Tenkis davası, mirasbırakanın yaptığı tasarruflar nedeniyle saklı paylı mirasçının kanunen korunan payının ihlal edilmesi hâlinde gündeme gelir.

Muris muvazaası ise örneğin gerçekte bağışlanmak istenen bir taşınmazın, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış yapılmış gibi gösterilmesi gibi farklı bir hukuki sorundur.

Bu nedenle “Babam evi kardeşime verdi.” demek tek başına hangi davanın açılması gerektiğini göstermez. Taşınmaz nasıl devredildi, bedel gerçekten ödendi mi, para kimden çıktı, mirasbırakanın amacı neydi ve işlem hangi koşullarda yapıldı? Bunların tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak…

Miras yalnızca ölüm tarihinde geride kalan mallardan ibaret olmayabilir.

Mirasbırakanın sağlığında çocuklarından birine yaptığı önemli karşılıksız kazandırmalar da bazı durumlarda paylaşım hesabının bir parçası hâline gelir.

Bu nedenle miras paylaşımında yalnızca tapuda ve bankada bugün ne bulunduğuna değil, geçmişte mirasçılara yapılan önemli malvarlığı aktarımlarına da bakmak gerekir.

Çünkü miras hukukunda bazen asıl soru “Geride ne kaldı?” değil, “Hayattayken kime ne verildi?” sorusudur.

Av. Gülüstan Sarkurt



ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Av. Gülüstan Sarkurt

Av. Gülüstan Sarkurt

Yazarın Diğer Yazıları