Adli Tatilde Adalet de Tatile mi Girer?
Her yıl 20 Temmuz geldiğinde aynı soru sorulur: “Adli tatil başladı, şimdi adliyeler kapalı mı?” Hayır, adliyeler kapanmaz; hâkimler, savcılar ve adliye personelinin tamamı aynı anda tatile çıkmaz.
Adli tatil, yargı faaliyetlerinin tamamen durduğu değil, olağan çalışma düzeninin kısmen değiştiği bir dönemdir. Nöbetçi mahkemeler ve savcılıklar görev yapmaya, acil ve kanunda öncelikli sayılan işler görülmeye devam eder.
“Peki bu dönemde dava açabilir miyim?” Elbette. Adli tatil boyunca dava açılabilir, dilekçe verilebilir, suç duyurusunda bulunulabilir ve icra takibi başlatılabilir.
Adli tatil, vatandaşın adliyeye başvurmasına engel değildir. Ancak adli tatile tabi olan bazı dava ve işlerin duruşması ile dosya üzerindeki incelemeler yeni adli yıla bırakılabilir.
“Hiç mi duruşma yapılmaz?” Yapılır. Özellikle gecikmesinde sakınca bulunan işler adli tatilde de görülür. İhtiyati tedbir ve delil tespiti talepleri, nafaka, velayet ve vesayete ilişkin davalar, iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi davaları ile kanunda ivedi olduğu belirtilen diğer işler bunlardan bazılarıdır.
Ceza yargılamasında tutuklu dosyalar ve acil işler; idari yargıda ise özellikle yürütmenin durdurulması talepleri nöbetçi mahkemelerce ele alınabilir.
Dolayısıyla “Adli tatil var, dosyamda hiçbir işlem yapılamaz.” düşüncesi her zaman doğru değildir. Dosyanın konusu ve yapılması gereken işlemin niteliği belirleyicidir.
“En çok merak edilen konuya gelelim: Süreler durur mu?” İşte burada tek bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü hukuk, ceza ve idari yargıda süreler bakımından farklı kurallar bulunmaktadır.
Hukuk davalarında, adli tatile tabi bir işte Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirlediği sürenin son günü adli tatile rastlarsa süre, ayrıca bir karar verilmesine gerek olmaksızın adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır.
İdari yargıda da kanunda belirtilen sürelerin son gününün çalışmaya ara verme dönemine rastlaması hâlinde yedi günlük uzama söz konusu olur.
Ceza yargılamasında ise adli tatile rastlayan süreler bakımından farklı bir hesaplama yöntemi ve tatilin bitiminden itibaren üç günlük uzama süresi bulunmaktadır.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var: Adli tatil, bütün hukuki süreleri kendiliğinden durdurmaz veya uzatmaz. Zamanaşımı, hak düşürücü süre, arabuluculuğa başvuru süresi, icra takibine itiraz süresi ya da özel kanunlarda düzenlenen başka bir süre, yalnızca adli tatile rastladığı için mutlaka uzamayabilir.
Sürenin hangi kanunda düzenlendiği ve uyuşmazlığın adli tatile tabi olup olmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
“İcra daireleri de tatile giriyor mu?” Hayır. İcra daireleri adli tatilde çalışmaya devam eder. Borçluya ödeme emri tebliğ edilebilir, icra takibi başlatılabilir ve itiraz süreleri işlemeye devam edebilir.
Bu nedenle adli tatili gerekçe göstererek ödeme emrini bir kenara bırakmak, ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
“Savcılığa başvurmak için eylülü beklemek gerekir mi?” Kesinlikle hayır. Suç duyurusu ve şikâyet başvuruları adli tatilde de yapılabilir; soruşturma işlemleri devam eder.
Özellikle şikâyete bağlı suçlarda sürenin kaçırılmaması, kamera kaydı gibi zamanla kaybolabilecek delillerin gecikmeden istenmesi gerekir.
Kısacası adli tatil, adaletin tatile çıktığı bir dönem değildir. Yalnızca yargının çalışma düzeni değişir; nöbetçi birimler ve ivedi işler bakımından faaliyet devam eder. Üstelik bazı süreler uzarken bazıları hiç durmadan işlemeyi sürdürür.
Bu nedenle hukuki bir sorunla karşılaşan kişinin “Nasıl olsa adli tatil, eylülde ilgilenirim.” demesi güvenli değildir. Çünkü hukukta hak kaybına yol açan çoğu şey, sorunun kendisinden çok süresinde harekete geçilmemesidir.
Adli tatilde takvime değil, yapılacak işlemin türüne bakmak gerekir. Adalet tatile girmez; fakat hakkını aramakta geciken kişi, dönüşü olmayan bir süreyi kaçırabilir.
Av. Gülüstan Sarkurt

