YARATILIŞ VE İNSAN
Kayıt Tarihi: 08.05.2022 19:55 - Son Güncelleme: 19.06.2026 05:22
HZ. MEVLANA Efendimiz "kim kalbiyle bakmayı öğrenirse bütün sırları çözmeyi başarır”. Akıl vicdan sahibi her İnsan şu muazzam kâinata, sema âlemine, Tabiata, hayâ tül hayvanlara ibretle bakınca onu yaratan yaratıcıya hayran olmamak imkânsız. Cenabı Hak İnsanları kendisini bilsin tanısın diye yaratmış, onu tanımak için "Eserden müessire bakma kabiliyeti vermiştir, İnsan bir esere bakarak o eseri yaratanı tanıyabilir". Başımızı gökyüzüne çevirdiğimizde sonsuz bir kâinatı güzelliği ondaki ahenkli sanatı görebiliriz. O kadar büyük bir Kâinat ki içerisinde bir yıldızın ışığı diğer bir yıldıza 100 Milyon senede gelebiliyor, oysa o ışık bir saniyede 300 bin kilometre yol alabilmektedir.
Cenabı Allah bu Kâinatı 7 kat sema olarak yaratmış, her bir sema bir üstekinin yanında sahra çölü içindeki bir yüzük kadar kalmaktadır, onun üzerine Arşı, Arşın üstünde de bir kürs bulunmaktadır. Bu ne büyük bir azamet, güç ve kudrettir. Güneş sistemi, Gezegenler, Ay, Yıldızlar, Atmosfer ve Dünya Âlemi içindekiler, Bu Kâinat eserine dikkat ve ibretle baktığımızda bunların var olmasında fonksiyonları yerine getirmede bir Ahenk bir düzen var ve en ufak bir kusur olmaksızın görevlerini yerine getiriyor. İnsan bunlarda en ufak bir aksaklık göremez. Buna muazzam kâinata bakınca bunun sahibi Yaratan Rabbimiz her türlü noksanlıktan münezzehtir, sonsuz Kudret ve Rahmet sahibidir.
SUBHANALLAH derken "Yarabbi sen her türlü hatadan eksiklikten uzaksın" demektir. Sıradan İnsanlar gökyüzüne ve yeryüzüne baktığında Cenabı Hakkın bir kaç sıfatını görürken, ilim sahibi insanlar, Âlimler, Allah’ın 99 Esmasını görebilmektedir, işte insanı hayvandan ayıran ve insanı faziletli kılan bu bilimdir.
FAYDALI - ZARARLI
İYİYLE - KÖTÜ
GÜZELLE- ÇİRKİN
BEYAZLA- SİYAH
ADALETLE-ZÜLÜM ' Ayırt eden bu düşünce ve tefekkürdür. Kedi ile köpekte çiçeğe bakar, ancak içindeki özelliği, içindeki farkı göremez ve idrak edemez.
Dünyada insanlar arasında iki ana temel görüş vardır.
METERYALİS GÖRÜŞ : " Kâinatın tesadüf olduğunu sanır ona inanır, İlahi görüşü Allah’ı reddeder.
MANEVİ GÖRÜŞ: Bu Kâinat tesadüf değil, ilahi bir düzen sistem içerisinde, yaratılmış bunu yaratan bir Yaratıcı hâkim olan tek Allah vardır der ona inanır.
İçinde yaşadığımız bulunduğumuz bu dünya âlemi içindeki insanların yaratıldığı günden beri İlahi Nizama inananlarla, buna İnanmayanların ayrıştığı bir düzen, sistem, görüş üzerine inşa edilmiş, Hak ve Batıl dediğimiz savaş mücadele onun için vardır.
O HALDE GAYEMİZ NE OLMALI?
İnsanın en büyük gayesi, baktığımız gördüğümüz nefes alarak yaşadığımız bu dünya âlemi, içindeki bu sonsuz muazzam eserin bir yaratıcısı olduğuna, bunu Allah’ın yarattığına, bizi bir katre sudan, meniden yaratanın olduğuna, hiç bir şeyin asla tesadüf olmadığına, her şeyin bir plan ve projenin eseri olduğuna, bunun mutlak Güç ve Kudret Sahibi Allah olduğuna İnanması ve İman etmesi ve ona boyun eğmesi, ona teslim olması gerekmektedir.
Dünyanın bir vasıta, ahiret âleminin bir gaye olduğuna inanması, dünya hayatını, ahiret hayatına göre tanzim etmesi, böylelikle gayeyi vasıtaya feda etmemelidir. Dünya âlemine boşuna getirilmediği, her şeyin yaratılışın bir hikmeti olduğu binlerce sorumluluk taşıdığını, hiç bir şeyin başı boş bırakılmadığı, özgürlüklerimiz Yaratıcının emirleri doğrultusunda olduğu, hayatımız, ömrümüz kadar sınırlı olduğu, sonunda her şeyin dünyada son bulacağı sonsuzluk âlemi olan Ahiret âleminin olduğu, ömür, sağlık, aile, mal, mülk, makam vs. her şeyin zerresine kadar bir plan dahilinde dağıtıldığı kullanmak üzere insana verildiği, sonunda sayılı nefeslerin sona ereceği, bu Kainatın son bulacağı, Dünya Aleminde sunulan ikram edilen tüm acı tatlı tüm nimetlerin aslında bir imtihan olduğu, her nefesten her nimetten hesaba çekileceği, iman etmek ilahi nizama inanmanın bir gereğidir.
İnsan olarak Dünyaya getirilmek bir nimetse, verilen emirleri bilmek, öğrenmek, onun üzerine dost doğru yaşamak, görevleri yerine getirmekte onun sorumluluğunu taşımak bir fazilettir. Bunun karşılığında mükâfatlar verildiği ebedi sonsuz bir hayat sunulacaktır. Dünya hayatında imtihanı kaybeden sonsuz hayatta da imtihanı kaybetmiş olacaktır. Karşılığında ebedi kaybedenler olacak çok büyük cezalarla karışılacaktır.
Yaratılışta bir gaye ve hikmet olduğu gibi, ölüm ve ötesi hayatta bir hikmetin hakikatin sonucudur. Hayat başlangıcı ve sonucu yine bir plan sonucu olacaktır.


