BU DÜNYANIN GELDİĞİ YER
Her Tebessümün ardında, sinsi düşmanlıklar. Her sarılmanın ardında, zehirli hançerler. Dostlukların yanında, derin hesaplar, süslü mutlukların ardında, kötü niyetler bulunuyor.
İnsanlığın vefa yolculuğu, Asrı sadetten başlayıp, Atam Selçuklu ve Osmanlı’da insani değerin hepsi, dağdaki deve çobanından, şehirdeki insanına kadar bir pınar gibi akıp gönül havuzlarımıza dolardı. Adalet, ahde vefa duygularıyla gönüllerdeki sevgi, gönül havuzlarımız dolar, karanlıkta kalan gönüller aydınlanır, suskun yalnızlıklar olmaz, insanların birbirine sevgisi, güveni sonsuz birlik beraberlikle, dayanışmaları güçlü olurdu, buda zalimin korkulu rüyası olurdu.
Ebu Cehil vs. gibi dönemin zalimlerin, kölesine yaptığı bin bir türlü işkenceler, işe yaramaz onların zalimliği işkencesi BU DÜNYANIN GELDİ YER karşısında "La ilahe İllallah" aydınlığında gönüllerde karanlığı yırtarak kurtuluşa erdi. MEKKEDE doğan bu güneş MEDİNE ufuklarını sarıyor. Mekke’nin fethi ile kurulan İslam Medeniyetiyle Köle düzenlerini yıkıyor artık, köle ile efendisi aynı safta, aynı ruhta birleşiyor, Kisraları bir bir yıkılıyor, karanlıkta taassupta kalan, Dünya arzındaki Afrika’sından Avrupa’sına doğusundan, batısına Devletler, Milletteler, kavimler, topluluklar İslam’ın nuru ile aydınlanıyor, ışığa konan kelebekler gibi adalete, merhamete, insanlığa giden yollar, aydınlığa açılıyordu.
Malazgirt’te Alpaslan, surlarda Ulubatlı Hasan, Niğbolu’da Yıldırım, Kosova’da Murat, Mohoç’ta Süleyman, tarihe imza atmış, büyük devletin öncüleri, özelikle Fethi Mübin’in sahibi
FATİH SULTAN MEHMET Han’ın İstanbul’un fethiyle, Batı Dünyasında "Bir cağ kapanıp bir çağ açtı." Atalarımın Doğudan batıya fethettiği, gittiği her bölgeye adalet düzeni getiriyor, mazlumun akan göz yaşı diniyordu, asırlar süren dünya hakimiyeti onun ulu sancağı altında toplumlar kardeşçe yaşıyordu.
35 kusur Devletin eski mirası olan 600 küsur sene 3 kıtada fetihten fetihe at koşturan, toplam 20 milyon m2 toprakta hakimiyetini sürdüren, şanlı tarih mirasını, ülkemizin iç ve dış düşmanları, karanlık mihraklar Din ve Tarih düşmanlıklarıyla hayatın bütün sahalarında, Osmanlının hukukunu, adalet düzenini, karanlık Avrupa’nın hükmünü, Aydınlık olarak gösteren, ecdadına iftira eden müfteriler, kendi Milletinin haysiyetini yerle bir eden, sevgi yerine nefret tohumları ekenler, saygı yerine geçmişi reddeden tarih düşmanları, merhamet yerine kibir ve Din ve Dindarları gerici görenler, Vatan sevenleri hain gösterme çabaları, kendi ülkesine insanları zalimlik eden sözüm ona çağdaş yobazlar, özelikle CAHALET, İHTİLAF, FAKİRLİK gibi üç silahla koca bir devleti yıkılmasına sebep oldular, maalesef bizi dize getirdiler. Sonra inanan insanlar bu büyük oyunları göremediğinden maalesef birbirimize düştük. Koca imparatorluk parçalandı. Baykuşların eline kaldık. Müslüman topluluklar yüce Kitabımızın "Gevşemeyin yese düşmeyin, birlik beraberliğini bozmayın" İlahi Emirlerine kulağımızı tıkadık, kutlu Peygamberimizin "Aranıza kin ve nefret ekmeyin" mesajlarını unuttuk, bizim gafletimiz gevşekliğimiz yüzünden, adalet yurdumuz, koca ümmet, koca Millet fitne fesada uğradı, insanlık param parça oldu. Artık kendi inançlarımıza sahip çıkamadık. Gaflet, dalalet, hıyanet çukuruna yuvarlandık.
Mehmet Akif acı gerçeği şu dizeleriyle haykırıyordu.
Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile,
Alem aldanmaksa, aldanan yok nafile,
Kaç hakiki Müslüman gördümse Makberdedir,
Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir.
Müslümanların gafletinden, yıkılan köle düzenleri, Dünyada tek tek kurulmaya başladı. "MÜSLÜMANLAR GÜLEREK KAYBETİKLERİNİ, ARTIK AĞLAYARAK BİR ARAYA GETİREMEZ OLDU" Dikilen çınarlar susuzluktan kurudu, Ümmetin sığınacağı yurt kalmadı, Batıl hakkın üzerine yürüdü, üzerimize kızıl kabuslar çöktü, zalimler tarihsel kin ve nefretlerini kutular. Yıllardır Eritre’de, Soma’da, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Dünyanın her köşesinde oluk oluk Müslüman kanı döküldü. Zalimlere dur diyen olmadı olmuyor.
Bir taraftan çağdaş Firavunlar, sosyal, kültürel, siyasi yönden de kurulan bin bir tuzaklar, içten içe bu Milletin inancını, sile düzenini param parça ettiler, anne annelikten, baba babalıktan çıktı. Annenin kucağındaki körpe yavrular, körpe dimağlar zehirlenmeye başlandı, genç nesiller üzerine kurulan tuzakların farkına varmadan fikir dünyalarına ekilen zehirlerle Ateist, Deist, Komünist, Kapitalist, Feminist, ırkçı, kamplarına alındılar, modaya, sporla aldatıldılar ve koca bir Nesil, Millet savaşsız sessiz bir şekilde teslim alındı, perişan oldu. Şimdi Dinine, tarihine düşman olan hatta küfredenler... o kadar çabalara rağmen yangın paçayı sardı ne zaman bu Millet toparlanıp ayağa kalmak istediğinde DARBELERLE, MUHTARALALA, MODERN KILIFLARLA bu ülkede acı hiç dinmedi dinmiyor. Yakın tarihte ağaç bahanesiyle sokak mandalları ayaklandı. Ülkenin her köşesinde yangınlar çıkartıldı, o şekilde hâkim olamayanlar yine boş durmadı. Din ve Dindar kisvesinde yıllarca Devletin kan damarlarına sızan satılmış ve aldatılmış ne olduğu belli olmayan güruh, 15 Temmuzda İslam’ın Müslümanın son kalesini yıkmaya çalıştılar, okçu tepesini terk etmeyen Millet sayesinde büyük bir bela atlatıldı. Ama Vatan hainleri boş durmuyor, hep fırsat kolluyorlar, her fırsatta daha dün İstanbul’un fethinin arefesinde İstanbul’un duvarlarına "1453" Hesabı sorulacak diyecek kadar gözü dönmüş satılmış hainler, bir hep köşede bekliyor uyanmak lazım.
Müslüman Türk Milleti Öz Vatanımızda garip kalmışız.
İman kovanında bal kalmadı. Nazlı hürriyetin rengi soldu, bayrağa verecek renk kalmadı.
Gerçeği Söyleyen dil kalmadı. İnanca, aydınlığa giden yol kalmadı,
Belki de bu yazılanı okuyacak, Eyvallah kardeşim diyecek, derdimizi paylaşacak dost, haklısın diyecek hal, söyleyecek söz kalmadı.
Nice doktor var ama bu derdimize çare olacak Lokman Hekim gibi ilaç yapan Tabip kalmadı.
Meşhur bir Atasözümüz vardır. "SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ" diye,
artık şu gaflet uykusundan uyanalım, uyuyanları da Allah için uyandıralım "Yiğit düştüğü yerden kalkarmış" Ezanlar Susmasın Bayrak Düşmesin, Şehit Kanıyla Vatan elden gitmesin diyorsan, Tarihte Çanakkale Ruhuyla, okçular tepesine sahip çıkalım.


