Çok Bulutlu

9°C
Konya

Arzunun Çelişkisi: Erkek Ne İster, Kadını Ne Olmaya Zorlar?

Kayıt Tarihi: 21.04.2026 21:10 - Son Güncelleme: 24.04.2026 09:56
YAZI
A

Günümüz ilişkilerinde garip bir çelişki var.

Erkeklerin arzuladığı kadın ile hayatına almak istediği kadın çoğu zaman aynı kişi değil.

Bir yanda; cesur, iddialı, dikkat çeken, sınırları zorlayan kadınlar…

Diğer yanda; “düzgün”, “sakin”, “namuslu” diye tanımlanan kadınlar.

Sorun şu ki; arzu çoğu zaman ilkine yönelirken, saygı ve aidiyet ikinciye rezerve ediliyor.

Ve bu ayrım, sadece bir tercih değil; bir kültürün ürünü.

Erkek, heyecanı dışarıda ararken, güveni içeride tutmak istiyor.

Ama bu iki dünyayı aynı anda yönetmeye çalıştıkça, aslında her iki tarafı da değersizleştiriyor.

Çünkü bir kadını arzulayıp değersiz görmek de, bir kadını “değerli” görüp arzulamamak da aynı sorunun iki farklı yüzü.

Bu noktada kadın ne yapıyor?

Sevilmek isteyen, fark edilmek isteyen, tercih edilmek isteyen kadın;

erkeklerin yöneldiği profile doğru kaymaya başlıyor.

Daha iddialı olmaya, daha görünür olmaya, daha “çekici” olmaya…

Ama ironik olan şu:

O profile yaklaştıkça, bu kez de yargılanma riski artıyor.

Yani kadın, erkek ilgisini kazanmak için değiştikçe;

erkeklerin dilindeki eleştirinin de hedefi haline geliyor.

Bu bir çelişki değil, bir döngü.

Ve bu döngü sadece bireysel ilişkilerde kalmıyor; toplumsal yapıyı da sarsıyor.

Bugün hem kadın hem erkek mutsuz.

Çünkü kimse olduğu haliyle yeterli hissedilmiyor.

Bir yanda “daha fazlasını arayan” erkekler,

diğer yanda “yeterli olabilmek için dönüşen” kadınlar…

Ama sonunda iki taraf da tatminsiz.

Aile kurumu bu çatlakların tam ortasında duruyor.

Evlilik artık bir “güven alanı” olmaktan çıkıp, beklenti ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir sözleşmeye dönüşüyor.

Bu yüzden evlilik oranları düşerken, boşanmalar artıyor.

Çünkü insanlar ya hiç başlamamayı seçiyor…

ya da başladıkları şeyi sürdüremiyor.

Daha da dikkat çekici olan ise şu:

Adı konmamış, sınırları belirsiz, geçici ilişkiler giderek yaygınlaşıyor.

Ne tam bir bağlılık var, ne de gerçek bir özgürlük.

Sadece ertelenmiş duygular, yarım kalmış beklentiler ve sürekli bir arayış hali…

Ve bu ortamda sadakat de anlamını yitiriyor.

Bugün bazı kadınların da aldatmayı normalleştirmeye başlaması, bir “ahlak zayıflığı”ndan çok, bu dengesizliğin bir sonucu.

Çünkü değersiz hisseden, görülmeyen, yetmeyen herkes;

bir noktada kendini “yeniden değerli” hissedeceği yere yöneliyor.

Ama bu bir çözüm değil.

Sadece sorunun yer değiştirmesi.

Gerçek soru şu:

Arzu ile değer neden bu kadar ayrıştı?

Ve neden insanlar sevdiklerini arzulamıyor,

arzuladıklarını sevmiyor?

Çünkü bu çelişki çözülmeden;

ne kadın kendisi olarak kalabilir,

ne erkek ne istediğini gerçekten bilebilir,

ne de ilişkiler sağlam bir zemine oturabilir.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Kadınlar değiştikçe erkekler tatmin olmuyor,

erkekler değişmedikçe de hiçbir şey düzelmiyor.

Çünkü bir toplumda neyin ödüllendirildiği hangi yöne gidileceğini gösterir... Biz toplum olarak yönümüzü kaybettik.

Bu şartlarda kimsenin gerçekten mutlu olması mümkün değil.

İremsu Üçok

Sosyolog | Güzellik ve Toplum İlişkileri Üzerine Yazılar


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İremsu Üçok

İremsu Üçok

Yazarın Diğer Yazıları