Eşitlik, Güç ve Küresel Adalet
Adalet, ekmek ve su kadar insanların en önemli ihtiyaçlarından biridir. İnsanların adalet arayışı da bu ihtiyaçlar kadar eski ve hayatıdır. Ailede, mahallede köyde şehirde ülkede ve dünyada sürekli bir adalet arayışı olmuştur. Bu günde bu arayışımızı sürdürmekteyiz. Bulduğumuz çözümler bireyden bireye, toplumdan topluma, ülkeden ülkeye farklılık gösterse de çoğu kez adaleti yerine getirmekten uzak olur.
Bizler fıtratımızdan uzaklaştıkça ne yazık ki eşitlik ve adalet kavramlarının özüne yabancılaşırız. Bunun nedenle eşitlik adına çoğu kez adaletsizliklere neden oluruz. Hatta eşitlik adına, farkına varmadan adaleti katlettiğimiz de olur. Aslında adaletin eşitlik olmadığı günlük yaşamda çoğu kez önümüze çıkar. Bir sofrada eşitlikçi davransak kimi aile fertlerimiz açlıktan ölür kimi de fazla yemekten… Bunlar olmasa da ihtiyacı kadar yemek alamayan aile ferdimiz ihtiyacından fazla yemek alan ferdin yemeğine göz diker. Buda bize adaletin eşitlikten ziyada herkese doyacağı kadar yemek vermek olduğunu gösterir. Aynı şeklide büyük-küçük, yaşlıgenç, kadın-erkek demeden herkese aynı iş yükünü yüklemek eşitliktir ama adalet içermez. Adalet herkese aynı yükün değil herkesin kaldırabileceği kadar yükü yüklenmesidir. Her gün ve her yerde karşılaşacağımız bu iki örnek bize adaletin eşitliğe kurban edilemeyeceğini gösterir.
Evimizde böyle iken devletler ve devletler üstü kurumlarda adaletin yerine “eşitlik” anlayışını değil “güç”ü kullanırız. Buralarda Vicdanımızın yerini sahip olduğumuz ekonomik, siyasi ve askeri güçler alır. 2. Dünya savaşından sonra insanlığın yaşadığı acıların bir daha yaşanmaması için kurulan Birleşmiş Milletler Örgütünün yapısı bunun en güzel örneğidir. Farklı medeniyet ve toplumlar hiçe sayılarak oluşturulan Birleşmiş Milletler Örgütünün veto hakkına sahip bileşenleri itibariyle “BİRLEŞMEK” kavramına en uzak örgüttür dersek de abartı olmaz. Bu yüzden Cumhurbaşkanımızın “Dünya Beşten Büyüktür” veciz sözü tüm dünyanın insanlarının duymak istediği bir söz olmuştur. Bir kuzunun kurda kapılmasında kendini sorumlu hisseden bir medeniyetin mirasçısı olan bizlerinde duygularına tercüman olan bir tarihi cümleydi. Şimdi bu Cümlesinin altını “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli bir kitapla doldurması geleceğin dünyası için bir rehber olmuştur.
Evet, Firavunlaşan yönetimlerin söz sahibi olduğu ve adalet adına gittiği her yerde milyonlarca katledilmiş mazlum bırakan, oraları harabeye çeviren ve zenginliklerini yağmalayanlardan bu güne değin adalet gelmediği gibi bundan sonra onlardan adalet beklenilmez. Adalet vicdandır. Vicdanı çoraklaşan insanlardan, toplumlardan ülke ve ülkeler üstü örgütlerde adalet beklenilmez. Bu heybesinde sevgi olmayandan sevgi beklemek gibi bir şey olur. Onlar vicdanlarındaki çoraklığı gittikleri her taşıdığını yakın tarihimizin tanığı olarak hep birlikte gördük.
Yine biliyoruz ki Özellikle Covid 19 süreciyle birlikte dünya çok değişti. Bu yeni Dünyayı güç değil, vicdan, sevgi, merhamet, adalet şekillendirecek. Sevgiyle, adaletle, ilim ve irfanla dünya yeniden mayalanacak.
Sön söz olarak adaletin insanın kendisinde olduğunu belirten “Adalet Sizsiniz” sözleri ile insanın adaletsiz olduğunu belirten “Adaletsizsiniz” sözü aynı harflerle yazılıyor ama şeyi ifade etmiyor. Yeni Dünyanın tercihi “Adalet Sizsiniz” olacak. Küresel adalete güç ile değil erdem ile olacak .

