Çok Bulutlu

16°C
Konya

Sizi 70’lerin bayramlarına götürmek istedim…

Kayıt Tarihi: 25.05.2026 18:37 - Son Güncelleme: 25.05.2026 21:50
YAZI
A

Her şeyin coşkuyla yaşandığı, samimiyetsiz hiçbir şeyin hayatımıza girmediği o çocukluk yıllarına…

Hani arife gecesi elimizdeki kınanın tutup tutmayacağını merak etmekten uyuyamadığımız, bayramlık ayakkabılarımızı başucumuzda saklayarak sabahı beklediğimiz o masum günlere…

Henüz kirlenmemiştik. İçimiz ışıl ışıl umutlarla doluydu. Kötülük diye bir şey yoktu lügatımızda. Her sabah yeni bir umutla uyanır, umutlarımızı yeni pişmiş sıcak ekmek kokusuna katık ederdik. Ekmeğe sürülen taze kaymağın üzerine damla damla akan pekmezin tadı hâlâ damağımdadır; insanlığımız kadar doğal, sevgimiz kadar gerçekti her şey.

Dedemizin, babamızın bayram sabahı camiden dönen sesleriyle uyanırdık. Ellerini öpüp bayram harçlığımızı fırfırlı ceplerimize koyacakları anı heyecanla beklerdik. Mahallede herkes birbirinin yakınıydı; teyze, amca, yengeydik hepimiz. Kan bağından önce can bağı vardı aramızda.

Gösteriş yoktu. Sahte hayatlar henüz keşfedilmemişti. Hangi evde ne piştiğini bilirdik çünkü pişen her yemekten mutlaka komşuya da giderdi. Paylaştıkça çoğalırdı mutluluğumuz da nimetlerimiz de.

Çocuklar daha sabah namazında dökülürdü sokaklara. Torbalarımız rengârenk şekerlerle dolardı. Annelerin özenle hazırladığı mendillerin arasına, miktarı küçük ama değeri büyük bayram harçlıkları konulurdu; çocuklara nezaketi, sevgiyi öğretmek için… Çünkü dünya henüz kirlenmemişti.

Özenti yoktu. İnsanları kendine benzetmeye çalışan sahte reklamlar, sahte hayatlar yoktu. Biz gerçeği yaşadık. Süslü yalanlar yerine süslü hayallerimiz vardı.

Kınalı ellerimizi sıcak su doldurulmuş bakır ibriğin altında yıkarken ortaya çıkan mis gibi kına kokusu, sabırla beklemenin ödülü gibiydi. Büyüklerin elleri öpülür, bütün sülale aynı sofraya otururdu. Sanki yedikçe çoğalırdı rızkımız. Dedemin bizi gururla seyredişini ve sessizce Yaradan’a şükredişini hâlâ hisseder gibiyim.

Gün bizimdi… Akşam ezanına kadar sokaklar lunapark kadar neşeliydi. Hangi çocuk acıkmışsa, ilk onun annesi bütün mahalleyi doyururdu.

Şimdi yazarken bile burnumun direğini sızlatan o bayram sabahları artık yok…

Bugün çocuklarımızın belki on çift ayakkabısı var ama eski neşemiz yok. Her geçen yıl biraz daha kopuyoruz gerçek hayattan. Sanki bizi siyah ekranların içine hapsettiler. Çiçek kokan bahçelerimizi cebimizde taşıdığımız telefonlara sığdırdılar.

Dedeler artık çocuklarının tatillerini yine o ekranlardan izliyor. Bayram için hazırlanan şekerlikler eksilmiyor. Kapıya bakan gözler artık telefona çevrilmiş durumda; belki biri arar diye umut bekliyorlar.

Güzel kültürümüzü elimizden alıp adına “modern dünya” dediler. Oysa tadını bilen bilir; o eski dünyanın samimiyetini, sıcaklığını, saygısını, sevgisini hiçbir yenilik dolduramaz.

Eskilerden kalan bir bayram sabahına uyandığınızı hayal ederek hepinizin bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsmet Büyükbayraktar

İsmet Büyükbayraktar

Yazarın Diğer Yazıları