Diplomalar Satılık Değildir
Son yıllarda en çok yıpratılan kavramlardan biri, hiç şüphesiz meslek oldu. Bir zamanlar yıllarca eğitim alınarak, staj yapılarak, usta-çırak ilişkisi içinde öğrenilen birçok meslek bugün ne yazık ki birkaç günlük kursların ve sosyal medya algısının gölgesinde değersizleştiriliyor.
Özellikle güzellik ve estetik sektörü bunun en çarpıcı örneklerinden biri hâline geldi.
Artık sosyal medyada birkaç lüks paylaşım görmek, bazı kişilerin kısa sürede elde ettiği gösterişli yaşamları izlemek birçok insanı bu sektöre yönlendiriyor. Oysa görünen vitrin, gerçeğin yalnızca küçük bir bölümüdür. Bir işletmenin kirası, vergisi, personel giderleri, SGK yükümlülükleri, kaliteli ürün maliyetleri, milyonlarca liralık cihaz yatırımları, sürekli eğitimler ve bitmeyen sorumlulukları vardır. Bu sektör, sanıldığı gibi kolay para kazanılan bir alan değildir.
Asıl kaygı verici olan ise insan sağlığını ilgilendiren uygulamaların yeterli eğitim ve deneyim olmadan yapılabilmesidir.
Bugün birkaç günlük eğitimlerin ardından insanlar kendilerini "uzman" olarak tanıtabiliyor. Oysa uzmanlık; sertifika almakla değil, bilgi, deneyim, etik anlayışı ve yıllar içinde kazanılan mesleki birikimle oluşur.
İnsan cildi bir kumaş değildir. Her cilt farklıdır. Her leke aynı değildir. Her yara aynı şekilde iyileşmez. Yaş, genetik yapı, kullanılan ilaçlar, hormonal durum, kronik hastalıklar ve daha birçok etken uygulanacak işlemi tamamen değiştirebilir. Bu nedenle güzellik ve estetik alanında çalışan kişinin yalnızca cihazı kullanmayı bilmesi yetmez; insanı tanıması gerekir.
Ne yazık ki bugün bunun bedelini birçok insan ödüyor. Yanıklar, lekeler, kalıcı izler ve geri dönüşü olmayan cilt hasarları... Daha da üzücü olan ise bu hataların, mesleğini etik kurallarla yapan binlerce uzmanı da aynı algının içine sürüklemesidir.
Ben kimsenin ekmeğinde değilim. Bu mesleği yapmak isteyen herkese saygım var. Ancak insan sağlığı söz konusu olduğunda standartların çok daha yüksek olması gerektiğine inanıyorum. Nasıl hiçbirimiz birkaç haftalık eğitim almış birinin ameliyat yapmasını istemezsek, insan cildine zarar verebilecek uygulamaların da yeterli eğitim ve deneyim olmadan yapılmasını normal karşılayamayız.
Bu yüzden artık bazı soruları cesaretle sormalıyız.
Bir kişi gerçekten bu mesleği yapacak yeterlilikte mi?
Yeterince uygulama gördü mü?
Komplikasyon geliştiğinde ne yapacağını biliyor mu?
Yoksa elindeki tek referans, sosyal medyada izlediği birkaç video ve duvarına astığı bir sertifika mı?
Mesleklerimizi korumak; yeni insanlara kapıları kapatmak değil, o kapıdan giren herkesin gerekli donanıma sahip olmasını sağlamaktır.
Çünkü diploma satılık değildir.
Tecrübe satın alınamaz.
Ve en önemlisi, insan sağlığı hiçbir ticari kazancın gerisinde bırakılamaz.
Bugün mesleklerimizi koruyamazsak, yarın toplumun bize duyduğu güveni de koruyamayız. İşte bu yüzden artık konuşmanın değil, mesleki standartları güçlendirecek adımlar atmanın zamanı gelmiştir.
İsmet Büyükbayraktar Adolya estetik kurucu müdürü

