Bir İhtimal Yaşarız, Bir İhmale Kadar
Bir şehit annesinin söylediği şu sözün anlamını hiç düşündünüz mü?
“Şehidin helvası sizin ocakta kavrulmadığı sürece, size hep tatlı gelecek.”
Sanırım kendi ocağımızda kavrulmadıkça, o helvanın anlamını ve kaybedenlerin acısını tam olarak anlayamayacağız. Ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde yaşadığımız acı olay da tam olarak böyle tarif edilebilir: yine bir ihmal, yine yanan yürekler...
İnsan hayatının bu kadar değersiz olması ne kadar üzücü. Oysa tek istedikleri, aileleriyle, eşleriyle, dostlarıyla güzel bir tatil yapmaktı. Ancak tercih ettikleri otelin bir gecede kendilerine mezar olacağını bilemezlerdi.
Kimisi evladını kaybetti, kimisi eşini, kimisi anne-babasını... Elbette herkesin kaderinde bir ölüm saati ve yeri vardır. Ama ihmalden kaynaklanan bu toplu ölümler içimizi parçalıyor. Kaçıncı defa, aynı sebeplerle, yitip giden canlar…
Geçtiğimiz günlerde Bolu Kartalkaya’da, Köroğlu Dağları’nın zirvesinde yer alan Grand Kartal Otel’de, gece saat 03.30’da yangın çıktı. Yangın otelin 4. katındaki restoran bölümünde başladı ve üst katlara sıçradı.
Çoğu uykuda yakalandı yangına...
Ne bir yangın alarmı ve sensörü vardı nede otelin kapasitesini karşılayacak bir yangın merdiveni...
Çığlık çığlığa gelecek olan yardımı beklediler yaklaşık 1 saat kadar... Daha doğrusu bekleyemediler...
Tam 79 can...
Gerekli tutuklamalar yapıldı.
Bu kişiler bir bedel öder mi? Cezaları ne olur? Elbette zaman gösterecek. Ancak bildiğimiz bir gerçek var: Kayıplar geri gelmeyecek, yaşanan tarifsiz acı asla hafiflemeyecek.
Her zamanki gibi akıl başa sonradan gelecek. Belki bu olaydan sonra yangın merdivenlerine çözüm bulunacak, belki yangın söndürme sistemleri daha ciddiye alınacak… Ancak sonrası için yapılan hiçbir şey, yaşananları telafi etmeyecek.
Ve bu, ihmaller zincirinden kaynaklanan ilk toplu kaybımız da değil.
Artık daha fazla can yitip gitmesin...
İnsan hayatına hak ettiği değer verildiği bir dünyada yaşamak dileğiyle...



