Bir gece Bin acı
Geceydi… Ama bu kez karanlık sadece gökyüzünde değil, yüreklerimizdeydi.
Bir uğultu yükseldi yerin derinliklerinden, ardından çığlıklar… Duvarlar çatladı, hayaller paramparça oldu. O gece sadece şehirler değil, umutlar da yıkıldı. Kimi sevdiğine ulaşamadan enkazın soğuk sessizliğine gömüldü, kimi hayata tutunmaya çalışırken ellerinden kayıp gitti sevdikleri.
O gece hepimiz enkaz altında kaldık…
O tarifsiz gecede, kimileri sevdiklerini kaybetti, kimileri ise onları çaresizce izledi. Elimizden geldiğince yardım etmeye çalıştık ama kaç yarayı sarabildik, kaç acıyı dindirebildik, bilinmez..
Her enkazın altında bir hikâye vardı. Umutla yarına bakan gözler, hayaller kuran insanlar… Bir anda her şey yerle bir oldu. Ama kimse yıkılan hayalleri görmedi.
O gece, bir anne evladına sarılamadan veda etti… Bir çocuk, annesinin sıcaklığını bir daha hissedemeyecek olmanın farkında bile olmadan uyandı… Babalar, kızlarının ellerini tutmaya devam etti, ama bu kez cansız bedenlerinin başında… Sevenler ebediyen ayrıldı…
Bu acıyı tarif etmek mümkün değil. Ne kadar anlatırsak anlatalım, asla aynı şekilde hissedemeyiz. Ama o gece hepimiz enkaz altında kaldık, hepimiz paramparça olduk…
Geride kalanlar, hayatlarına sil baştan başlamak zorunda kaldı. Kimi sadece bir evini kaybetti, kimi ise bir ömrü… Hayat devam etti ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. O gecenin yaraları kapanmadı, kapanmayacak da.
Acıyı anlatmak zor ama hissetmek mümkün. O gece göçükler bizden çok şey aldı, ama bizi birbirimize daha sıkı kenetledi. O gün tek yürek olduk ve hep öyle kalacağız.
Depremde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz. Rabbim bir daha böyle büyük bir acıyı kimseye yaşatmasın. İki yıl geçti ama izleri hâlâ taze… Ve hiçbir zaman silinmeyecek…



