Parçalı Bulutlu

22°C
Konya

Hasan Özdemir: Yönetmelikle Flört Eden Mimarlar

Hasan Özdemir: Yönetmelikle  Flört Eden Mimarlar
Kayıt Tarihi: 01.05.2026 09:43 - Son Güncelleme: 01.05.2026 12:28
YAZI
A

 Mimarlar Mekân hayal eden, ışığı düşünen, boşlukla doluluk arasında ilişkiyi kuran, şiir yazan, resim yapan, duygusal, insanlar olarak bilinirdi.

En azından okullarda böyle öğretildi.

Çünkü mezun olunca anlıyorsun: Mimarlık dediğin, tasarımdan ziyada dipnot yönetimidir.

 Keşke bir dönem de “yönetmelik ve meclis kararlarının içinde kaybolmadan hayatta kalma teknikleri” koysalar

 Bir noktadan sonra mimar olarak değil, bürokrasiyle flört eden bir karaktere dönüşüyorsun.

 Aranızda garip bir ilişki var:

O seni zorluyor, sen onu anlamaya çalışıyorsun, ama kimse mutlu değil.

Şimdi ise…Mimarlar yönetmelik tercümanlığı yapıyorlar.

Sabah ofise geliyorum, çayımı, kahvemi alıyorum ve bilgisayarı açıyorum.

Önce projeyi değil, yönetmeliği kontrol ediyorum.

 Ve her sabah aynı dua:

“Bugün yeni bir değişiklik yayınlanmasa bari.”

Bir noktadan sonra mimar, tasarım yapmaktan çok hukuki metin yorumlayan bir uzmana dönüşür

 Çünkü artık tasarım dediğimiz şey, “Acaba buna izin var mı?” sorusunun etrafında dönen bir strateji oyunu.

Artık projeye başlarken planlamadan ziyade, “yönetmeliğin hangi maddesinden sorun çıkacak” analizi yapıyorum.

Çünkü tasarım dediğimiz şey, hayal kurmak değil; yönetmelikle kavga ederken mümkün olan en az hasarla çıkma sanatıdır artık.

Yeni bir proje çiziyorsun. Her şey güzel. Plan akıyor, cephe nefes alıyor. Tam o sırada mail düşüyor:

“Yönetmelikte güncelleme yapılmıştır.”

Yönetmelikler, meclis kararları, Mimarın doğal afetidir.

 Sessiz gelir, her şeyi değiştirir.

Bu cümle mimarlar için Korku filmi gibi. Işığı kapatmana gerek yok, zaten içinden karanlık geçiyor.

Artık tasarım süreci şöyle ilerliyor:

1. Hayal kur

2. Yönetmeliğe bak

3. Hayali sil

4. Yönetmeliğe uygun hayal kurmaya çalış

5. Vazgeç

Yani hayaller bile yönetmeliğe takılıyor.

.

Mimar olarak değil, sanki bir tür “yönetmelik yorumlayıcısı” olmaya gidiyoruz.

Madde 7, bent 3, alt bent c, dipnot 2… Bir noktadan sonra projeyi değil, paragraf çözümlemesi yapıyorsun.

Hatta geçen gün kendimi şunu söylerken yakaladım:

“Bu mimari eseri artık sokağa şehre yakışıp yakışmadığından ziyade mevzuata çok yakıştı mı diyeceğiz.

İşin en trajikomik tarafı şu: Tüm bu karmaşanın adı “düzen”.

Ama ortaya çıkan şey çoğu zaman mimarlık değil, karışık bürokrasi.

 Artık pafta hazırlamıyorum, savunma dosyası yazıyorum.

Sanki bina değil de suç mahalli çizmişim gibi:

“Evet bu çıkma var ama bakın şu maddeye göre aslında yok sayılabilir.”

Bir gün belediyeye proje götürdüm.

İçeri girerken kendimi şöyle tanıtasım geldi:

“Mimarım ama zararsızım.”

Bazen düşünüyorum…

 Eğer bir gün uzaylılar dünyaya gelse ve bizden mimarlığı anlatmamızı istese, onlara plan değil yönetmelik ve meclis kararlarını vereceğiz.

Ve diyeceğiz ki:

“Biz eskiden bina tasarlıyorduk. Sonra kurallar geldi. Şimdi kurallara bina çiziyoruz.” Projelerde

tadilatlar bir türlü bitmiyor.

Proje klasörlerim şöyle:

• Proje son

• Proje en son

• Proje kesin son

• Proje final

Ama umut hâlâ var.

Çünkü her mimar, içten içe hâlâ ilk eskizini hatırlar

 O yönetmenliksiz, filtresiz, özgür çizgiyi…

Çünkü mesele artık yalnızca ne inşa ettiğimiz değil, nasıl ve hangi sınırlar içinde üretebildiğimizdir.

Sağlıcakla kalın

MİMAR HASAN ÖZDEMİR

KOBİ KONYA DERGİSİ

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nöbetçi Eczane

Benzer Haberler

Kategorideki Diğer Haberler