Çok Bulutlu

17°C
Konya

Reflü Tedavisinde Kapalı Yöntem

Reflü Tedavisinde Kapalı Yöntem
Kayıt Tarihi: 26.02.2026 20:12 - Son Güncelleme: 30.04.2026 07:49
YAZI
A

Reflü hastalığı toplumda oldukça yaygındır. Erişkinlerin yaklaşık %20’sinde haftada en az bir kez reflü şikâyeti görülmektedir. Obezite, sigara kullanımı, gebelik ve sağlıksız beslenme, riski artıran faktörlerdir. Reflü hastalarının çoğu gerekli tetkikler yapılmadığı takdirde gastrit denilerek geçiştirilebilir. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cemil Er, Uzun süre tedavi edilmeyen reflünün yemek borusunda hasara neden olabileceğini vurguladı ve reflü hastalığının doğru tanı ile uygun tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirtti.

          Reflü Hastalığı (GÖRH), mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan, kronik seyirli bir sindirim sistemi hastalığıdır. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cemil Er, normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan alt özofagus sfinkteri, mide asidinin yukarı kaçmasını engeller. Bu mekanizmanın bozulmasının da reflüye yol açtığına dikkat çekti.

Reflü hastalığında belirti ve teşhis süreci

         Reflü hastalığının temelinde belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Uzun süre tedavi edilmeyen reflü, yemek borusunda hasara sebebiyet vermektedir diyen Op. Dr. Cemil Er, şu açıklamalarda bulundu; ‘‘‘ Ensık görülen belirtiler arasında göğüs arkasında yanma hissi, ağıza acı veya ekşi su gelmesi, göğüs ağrısı, kronik öksürük, boğazda takılma hissi ve gece artan şikayetler reflü ile ilişkili olabilir. Reflü tanısı genellikle hastanın şikâyetleri doğrultusunda konur. Gerekli durumlarda endoskopi, 24 saatlik pH metre, özofagus manometrisi, radyolojik incelemeler (ilaçlı mide grafisi) gibi teşhiş yöntemleri kullanılabilir‘‘ dedi.

Endoskopik yöntemin avantajları

Endoskopi hem tanı hem de bazı hastalarda tedavi amacıyla kullanılabilir. Endoskopik tedavilerin genellikle cerrahiye alternatif olarak hafif ve orta dereceli reflü hastalarında tercih edilebileceğini söyleyen Op. Dr. Cemil Er, endoskopik yöntemlerin birçok avantajının olduğunu da belirterek şöyle devam etti; ‘‘Bu yöntem ile ameliyatsız bir süreçte hastanede kalma süresi azalırken, iyileşme süreci de buna bağlı olarak hızlanır. Günlük yaşama dönme süreci kısalır ve yaşam kalitesi standartları korunmuş olur. Reflü cerrahisinde başarı oranı %85 – 90 civarındadır. Hastaların büyük çoğunluğu ameliyat sonrasında ilaç kullanmadan yaşamına devam edebilir. ‘‘ dedi.

Uzun süre ilaç kullanımında ise hastalarda kemik erimesi riski artar. B12 vitamini ve magnezyum eksikliği meydana gelir, böbrek fonksiyonlarında bozulmalar gözlenir ayrıca bağırsak enfeksiyonlarına yatkınlık artar. Bu durumda cerrahi tedavi yönteminin, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya uzun süre ilaç kullanmak istemeyen hastalarda gündeme geldiğini vurgulayan Op. Dr. Cemil Er, şu bilgileri verdi; ‘‘En sık uygulanan yöntem Laparoskopik Fundoplikasyondur (Nissen, Toupet vb.). Bu yöntemde midenin üst kısmı yemek borusunun etrafına sarılarak kapak mekanizması güçlendirilir. Bu cerrahinin avantajları ise uzun süreli ve kalıcı çözüm sağlaması, ilaç ihtiyacını azaltması ya da ortadan kaldırması ve yaşam kalitesini arttırıyor olmasıdır‘‘ dedi.

KOBİ KONYA DERGİSİ

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nöbetçi Eczane

Benzer Haberler

Kategorideki Diğer Haberler