Çok Bulutlu

9°C
Konya

Mikro Asrı Saadet'ten Makro Asrı Saadet’e

Kayıt Tarihi: 21.04.2026 21:05 - Son Güncelleme: 24.04.2026 12:01
YAZI
A

(7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)

7. yüzyılda Mekke/Medine'de çekirdekleri toprağa düşen İslam Ümranı 13. yüzyılda her açıdan zirveyi yakaladı.

Dünyaya ilham veren farklı alanlardaki eserleriyle İslam Ümranı 13. Yüzyılda bir daha yakalanamayacak, aşılamayacak bir seviye yakaladı.

Bazı batılılarca dillendirilen; “Endülüs’ten kalan 20-30 kitapla reform ve rönesansı gerçekleştirdik” sözü kocaman bir yalandı.

Başta ABD'deki Washington Kongre Kütüphanesi'ndeki 7 milyon el yazması olmak üzere Londra, Paris, Vatikan ve diğer bayı başkentlerindeki kütüphanelerdeki el yazması aşılamayan eserlerin büyük çoğunluğu 13. yüzyılda yazılmış İslam Ümranı’na ait zirve eserlerdi.

Mekke/Medine ve Arap yarımadasında çekirdekleri ekilen İslam Ümranı gerçek anlamda olgun meyvelerini 13. Asırda verdi.

13. asırda dünyaya göz attığımızda bu olgun meyveleri mükemmel ve aşılamayan eserlerle doğudan batıya her coğrafyada görebiliriz.

Doğu’da Semerkant, Merv, Hive, Buhara, Isfahan, Bağdat ve Şam gibi şehirlerde;

Batı’da Kurtuba, Gırnata, İşbiliyye ve Malaga gibi şehirlerde;

Merkezde Konya, Karaman, Aksaray, Niğde, Erzurum, Sivas, Tokat, Niksar, Kayseri, Divriği, Diyabekir, Malatya gibi şehirlerde İslam müspet ilimlere, taşa, müziğe, sağlığa, yardımlaşamaya; kısaca hayatın bütün alanlarında mükemmel meyveler verdi.

Sultan Mehmet’i Fatih yapan, savaşta, barışta sürekli olarak cönkünde taşıdığı dört mükemmel eser bu dönemde yazıldı.

Tarih ibret ve ders almak içindir.

21. Yüzyıla geldiğimizde 13. Asırda Müslümanların ortaya koyduğu performansa benzer bir misyon için bütün şartlar bir araya geldi.

Merhum Alev Alatlı bu gerçeğe şu cümlesiyle işaret etmişti:

“Liyakat ve ehliyet problemini çözersek 21. Yüzyıl Türk Yüzyılı olur.”

Evet! 13. Yakaladığımız zirveden inişimiz 1571’de Sokullu Mehmet Paşa’nın yakın arkadaşı denizciliğe liyakat ve ehliyeti olmayan 70 yaşındaki Müezzinzade Ali Paşa’yı donanmanın başına atadı.

İnebahtı’ya giden süreçte; liyakat ve ehliyetten yoksun Müezzinzade Ali Paşa, Uluç Ali Paşa, Cafer Paşa, Barbaroszâde Hasan Paşa, Barbaroszâde Mehmed Paşa ve Salihpaşazâde Mehmed Bey gibi tecrübeli denizcilerin tavsiyelerini de dinlememesiyle; tüm donanmayı haçlılara yaktırarak Akdeniz’deki hâkimiyetimizi kaybetmemizi kaybettik.

1538’de denizcilikte liyakat ve ehliyet sahibi Barbaros Hayrettin Paşa kumandasında evire çevire yendiğimiz Andre Dorya kumandasındaki haçlı donanmasına; hemen 33 yıl sonra sadece yenilmekte kalmamış tüm donanmamızı yaktırmıştık.

24 yaşında liyakat ve ehliyet sahibi iyi eğitimli denizci 24 yaşındaki Don Juan komutasındaki haçlı donanması batının uzun süredir devam eden yenilgi zincirini kırmış ve özgüven kazanmıştı.

İnebahtı sıradan bir yenilgi olmadı:

Bu deniz savaşında Osmanlı ölü, yaralı ve esir zayiatı yaklaşık 20,000 kişi olduğu; 210 Osmanlı gemisi kaybedildiği; bunlardan 117 kadırga ve 15 kalite Hristiyan denizciler tarafından kullanılabilecek şekilde ele geçirildiği; 450 top kaybedildiği ve Osmanlı çektirilerinde çalışan 10.000 kadar Hristiyan forsanın Hristiyanlar tarafından serbest bırakıldığı Osmanlı sicil kayırlarına geçmiştir.

Bu sebeple Vatikan’ın en önemli bayramlarından birisidir: İnebahtı Deniz Savaşı.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Liyakat ve ehliyet sahibi insanlarla 13. Yüzyıldan ilham alarak 21. Yüzyılı İslam’ın yeni altın çağı yapmak hususunda her şuurlu Müslüman’a büyük görevler düşüyor.

Hazır mıyız?

From the Micro-Golden Age to the Macro-Golden Age

The Islamic civilization, whose seeds were sown in Mecca/Medina in the 7th century, reached its peak in every aspect in the 13th century.

With its works in various fields that inspired the world, the Islamic civilization reached an unparalleled level in the 13th century.

The claim made by some Westerners that "we achieved reform and renaissance with 20-30 books remaining from Andalusia" is a huge lie.

The vast majority of the unparalleled manuscripts in libraries in London, Paris, the Vatican, and other major capitals, including the 7 million manuscripts in the Washington Library of Congress in the USA, are peak works of the Islamic civilization written in the 13th century.

The Islamic civilization, whose seeds were sown in Mecca/Medina and the Arabian Peninsula, truly bore its mature fruits in the 13th century.

Looking at the world in the 13th century, we can see these mature fruits in perfect and unparalleled works across every geography, from east to west.

In the East, in cities like Samarkand, Merv, Khiva, Bukhara, Isfahan, Baghdad, and Damascus;

In the West, in cities like Cordoba, Granada, Seville, and Malaga;

In the Center, in cities like Konya, Karaman, Aksaray, Niğde, Erzurum, Sivas, Tokat, Niksar, Kayseri, Divriği, Diyarbakir, and Malatya, Islam yielded excellent fruits in positive sciences, even in stonework, music, health, and mutual assistance; in short, in all areas of life.

The four excellent works that Sultan Mehmed the Conqueror constantly carried in his notebook, in war and peace, were written during this period.

History is for taking lessons and learning from.

As we enter the 21st century, all the conditions have come together for a mission similar to the performance demonstrated by Muslims in the 13th century. The late Alev Alatlı pointed to this fact with the following sentence:

“If we solve the problem of merit and competence, the 21st century will be the Turkish century.”

Yes! 13. Our descent from the peak we had reached began in 1571 when Sokullu Mehmet Pasha appointed 70-year-old Müezzinzade Ali Pasha, a close friend who lacked the competence and qualifications for naval affairs, as the head of the navy.

During the process leading up to Lepanto, Müezzinzade Ali Pasha, lacking both competence and qualifications, ignored the advice of experienced naval officers such as Uluç Ali Pasha, Cafer Pasha, Barbaroszade Hasan Pasha, Barbaroszade Mehmed Pasha, and Salihpaşazade Mehmed Bey; thus, we lost our entire fleet to the Crusaders, resulting in the loss of our dominance in the Mediterranean. Just 33 years later, we not only suffered a defeat against the Crusader fleet commanded by Andre Dorya, whom we had utterly defeated in 1538 under the command of Barbaros Hayrettin Pasha, a man of competence and qualifications in naval affairs, but we also lost our entire fleet.

At the age of 24, the crusader fleet under the command of Don Juan, a highly qualified and skilled sailor, broke the long chain of defeats in the West and gained self-confidence. Lepanto was not an ordinary defeat:

According to Ottoman records, the Ottoman casualties in this naval battle were approximately 20,000 dead, wounded, and prisoners; 210 Ottoman ships were lost; 117 galleys and 15 of these were captured and made usable by Christian sailors; 450 cannons were lost; and about 10,000 Christian galley slaves working on Ottoman ships were released by the Christians. For this reason, it is one of the most important holidays of the Vatican: the Battle of Lepanto.

A brave man rises from where he falls.

Every conscious Muslim has a great responsibility to make the 21st century a new golden age of Islam, inspired by the 13th century with people of merit and competence.

Are we ready?


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Cemil Paslı

Cemil Paslı

Yazarın Diğer Yazıları