Bir Cemre Hikayesi

İlkbaharın gelmesinden önce havada suda ve toprakta oluşan tabiat olaylarını ifade eden doğanın gözlenmesiyle ortaya çıkan halk takviminin ürünü olan tabirdir Cemre. Tabiatta döngüsel ve sürekli olan olayların ve bunların tekrarlarına dayalı tecrübelerle oluşan halk takviminin baharın gelişi ve kışın bitmeye başlamasını ifade eden mevsimsel hareketleri ifade eder.
Cemrenin Kültürel ve Tarihsel Önemi
Cemreler, geçmişten günümüze doğanın döngüsünü takip eden insanlar için büyük bir önem taşımaktadır. Tarım toplumlarında, cemrelerin düşüşü baharın gelişini ve tarım sezonunun başlangıcını simgelerdi. Bu nedenle, cemreler halk kültüründe ve edebiyatında sıkça yer bulmuştur.
Cemreler, aynı zamanda halk şiirlerinde, masallarda ve deyimlerde de kendine yer bulur. Bu olaylar, doğanın yeniden doğuşunu ve insanların bu doğa olaylarına duyduğu hayranlığı ifade eder. Ayrıca, cemrelerin düşüşüyle birlikte düzenlenen çeşitli festivaller ve kutlamalar, toplumsal dayanışmayı ve paylaşımı pekiştirir.
Cemrelerin Düşüşü
Cemrelerin düşüşü, sırayla önce havaya, ardından suya ve son olarak toprağa gerçekleşir. Her bir cemre, doğanın belirli bir unsurunda ısınma ve canlanma olduğunu gösterir. Bu süreç şu sırayla gerçekleşir:
Havaya Cemre (19-20 Şubat) : İlk cemre, havaya düşer ve havanın sıcaklığında artış meydana gelir. Bu, kışın soğuk günlerinin sona erdiğinin ve baharın yaklaştığının habercisidir.
Suya Cemre (26-27 Şubat) : İkinci cemre, suya düşer ve su kaynaklarında ısınma başlar. Göller, nehirler ve denizlerde buzlar erimeye başlar ve su sıcaklıklarında artış gözlemlenir.
Toprağa Cemre (5-6 Mart) : Üçüncü ve son cemre, toprağa düşer. Toprağın ısınmasıyla birlikte bitkiler ve ağaçlar filizlenmeye, doğa canlanmaya başlar. Tarım faaliyetleri için uygun koşullar oluşur ve çiftçiler toprağı ekmeye hazırlanır.
Cemrelerin Günümüzdeki Yeri
Günümüzde, cemreler hala birçok insan tarafından takip edilmekte ve baharın habercisi olarak görülmektedir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan insanlar, cemrelerin düşüşünü dikkatle gözlemler ve doğanın uyanışını coşkuyla karşılar. Şehirlerde yaşayan insanlar ise cemrelerin düşüşünü daha çok kültürel bir miras olarak hatırlamaktadır.
Meteoroloji bilimi, cemrelerin düşüşünü bilimsel olarak açıklamasa da, cemrelerin halk arasında taşıdığı anlam ve değeri göz ardı etmemektedir. Cemreler, mevsimlerin değişimini simgeler ve insanların doğayla olan bağlarını hatırlatır.
Türk Mitolojisinde “Cemre”
Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen cinin neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer. Bundan sonra ısınmış topraktan buhar yükselir. Emire baharın gelişini temsil eder. Bulgarlarda Zemire olarak yer alır. Anadolu Türkçesindeki Arapçadan gelme Cemre sözcüğünün aslında bu adın benzetme yoluyla değişmiş hali olduğu söylenebilir. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir. Mina Vadisi'nde Arafat'tan gelen hacıların attıkları taşlarla oluşan yığınlara da "cemre" adı verilir. Cemre düşmesi Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Kültür ve edebiyat alanında kendine yer bulmuştur. Osmanlı zamanında Divan şairleri cemre zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazarlardı. Bu şiirlere ‘cemreviye' denilmektedir. Meteorolojik bir olay olarak bilinen cemre ise takvimlerde ilkbahardan önce birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğü inanılan ısıtıcı güç veya sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanır.
Ve Bir Cemre Hikayesi Daha
Karasal iklimi olan Orta Asya'nın kışları bugünün kışlarına hiç mi hiç benzemezmiş, dondurucu, hatta kıl çadırlarda yaşadıklarını düşünürsek orada hayatta kalmak çok zormuş. Hikaye'ye göre İmre de şöyle gökyüzünden bir bakarmış insanların haline ve yaşadıkları mücadeleye dayanamayarak her şubat ayı geldiğinde insanların bu çilesine son vermek için gökyüzünden süzülerek yeryüzüne inermiş. Ellerinde de kocaman ateş topları varmış. Hikayeye göre bu ateş toplarını önce havaya atarmış. O, bunu yaptığında hava, artık yavaştan ısınırmış. Kar yağışı durur, yağsa bile artık yerde çok fazla olmazmış. Aradan bir hafta geçtikten sonra İmre tekrar yeryüzüne gelir, bu kez ateş topunu sulara atarmış. Böylelikle buz tutan nehirler, dereler çözülürmüş. Ve yine bir haftadan sonra İmre yeniden gelir bu kez de ateş topunu toprağa atarmış. İmre bunu yaptıktan sonra topraktaki tüm buzlar erir, yavaş yavaş kardelenler açmaya başlarmış. Herkes bilirki kardelenler baharı müjdeler. Ve artık üçüncü ateş topundan sonra kar, buz kalmaz, doğa ısınır ve yeşillenmeye başlarmış dört bir yer.
Düşen her cemre yüreğinize dokunsun, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü hayatınızdan eksik etmesin. Baharla sıcacık gülümseyişler ile dolsun dört bir yanınız…
Kobi Konya Kültür ve Turizm Haberleri Müd.
Serap ARI
YORUM YAP
Medova Hastanesi’nde Taciz Skandalı: Mağdur Sekretere "Ses Kaydı" Davası!
Yer Konya... Vicdanları sızlatan karar Yargıtay’dan döndü
Konya’da zamanın durduğu han: 1200’lerden kalan sır halen çözülmedi
Konya’da çoğu kişinin daha önce adını duymadığı baraj: Yapım amacı şaşırttı!
Konya’da Mavi Boğaz Kanyonu doğaseverleri ağırlıyor: Sörf yapmak isteyenlere burayı görmelisiniz!
ARDIÇLI TOKİ’YE DE LİMA MÜJDESİ
Başkan Altay, Talha Bayrakçı Lima’nın İş Başlangıcını Yaparak, Bosna Hersek FERA’nın Temelini Attı
Trafik cezalarında gelinen nokta! Konya’da “Hayatında bir damla alkol almayan” sürücüye alkollü işlem! Mahkemeye başvurdu!

